KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2017/1660 E., 2018/6148 K.·Mahkemesi :ticaret Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Ekim 2018
Karar Metni
549 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada ... . Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 29.12.2016 tarih ve 2015/422-2016/941 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 09.10.2018 günü hazır bulunan asıl ve birleşen davada davacı vekili Av. ... , asıl ve birleşen davada davalı Av. ... ile borcu üstlenen ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının devraldığı ... A.Ş’nin yaptığı reklamların tesiri ve yönlendirmesi ile müvekkilinin eşi ile birlikte davalı bankanın ... Şubesi’ne 08.09.1999 tarihinde 180.000 DM yatırdıklarını, bir süre sonra parayı çekmeye gittiklerinde bankaya ... tarafından elkonulduğunu öğrendiklerini, talep edilmesine rağmen paranın verilmediğini ileri sürerek, şimdilik 1.000,00 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, birleşen davada ise, müvekkillerinin davalı bankaya yatırdıkları 180.000 DM’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka ve ... vekili, zamanaşımı defi ile birlikte, davacının talep ettiği paranın dava dışı ... ... Limited'e havale edildiğini, alacağın bu bankadan talep edilmesi gerektiğini, davacıların daha fazla faiz getirisi olduğu için kendi istekleri ile paralarını anılan bankaya havale ettiklerini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacılara ait hesap üzerinde herhangi bir tasarruf kaydı iddia ve ispat edilmediğinden davaya konu 180.000,00 DM üzerinde asıl ve birleşen dosya davacılarının eşit oranda pay sahibi olduğu, davacı ... tarafından asıl davada kendi hissesine düşen miktarın şimdilik 1.000,00 TL'si, birleşen davada ise 170.000,00 DM'nin tahsilinin talep edildiği,
davaya konu hesabın müşterek hesap olduğu ve hesaptaki para üzerinden davacıların eşit miktarda hak sahipleri olduklarından her bir davacı için hak sahibi oldukları miktarlar üzerinden ayrı ayrı alacağa hükmetmek gerektiği, davacı ... yönünden başlangıçta döviz cinsinden talepte bulunabilecekken bunun tercih edilmediği, bu davacının döviz cinsinden talepte bulunmak hakkından feragat etmiş olması nedeniyle artık davacı ...'in bir daha döviz cinsinden talepte bulunmasının mümkün olmadığı,
davacı ...'in asıl davada alacağını Türk Lirası olarak talep etmesi nedeniyle taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde birleşen dava yönünden hak sahibi olduğu miktarın Türk Lirası karşılığına hükmetmek gerektiği gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile, 1.000,00 TL'nin 08/09/1999 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı ...
A.Ş ve üstlenen ...'den tahsili ile davacı ...'e ödenmesine, birleşen davanın kabulü ile, 89.000,00 DM karşılığı 21.476,86 TL'nin 08/09/1999 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle Davalı ... A.Ş ve üstlenen ...'den tahsili ile davacı ...'e ödenmesine, 90.000,00 DM karşılığı 46.017,00 EURO'nun 08/09/1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a md gereğince işleyecek EURO cinsi yasal faiz uygulanmak suretiyle Davalı ...
A.Ş ve üstlenen ...'den tahsili ile davacı ... ' e ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2017/1660, K. 2018/6148, 9 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama