KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2017/2492 E., 2017/4432 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2017
Karar Metni
333 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada bozmaya uyularak verilen 25/11/2015 tarih ve 2015/493-2015/700 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen davada davacı vekili; davalı şirket temsilcilerinin yüksek faiz verileceği ve parasını istediği zaman geri alabileceği taahhüdünde bulunmaları üzerine müvekkilinin belge karşılığında davalılara 11.000,00 DM (13.193,00 TL) verdiğini, kısa bir süre sonra müvekkilinin parasını istediğini, ancak bugüne kadar kendisine ödeme yapılmadığını, davalıların izinsiz mevduat topladıklarını, müvekkili ile davalı şirketler arasında ortaklık ilişkisinin bulunmadığını, davalıların müvekkilinin zararından sorumlu olduklarını ileri sürerek, geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine karar verilmesini ve asıl davada 1.000,00 TL’nin birleşen davada ise 12.193,00 TL’nin faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen davada davalılar vekili; davacının ortağı olduğunu ve diğer davalılara husumet yöneltilemeyeceğini, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; taraflar arasında hukuki sonuç doğuracak biçimde sahih bir ortaklık ilişkisinin mevcut olmadığı, davalıların para toplama amacı taşıdığı, davacının zararından davalı şirket ve şirket yöneticisinin haksız fiil hükümleri uyarınca sorumluluklarının bulunduğu, ancak asıl davada davalı husumet düşmeyeceği gerekçesiyle diğer davalılar yönünden asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davalılar vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davalılar vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2017/2492, K. 2017/4432, 18 Eylül 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama