KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2017/4714 E., 2019/1513 K.·Mahkemesi :ticaret Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Şubat 2019
Karar Metni
462 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada ... ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14/07/2016 tarih ve 2015/187-2016/566 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ...'ın müvekkili şirkette ........2011 ve 02.06.2014 tarihleri arasında çevre mühendisi sıfatıyla çalıştığını, işe başlama sırasında verdiği ........2011 tarihli taahhütnamede ticari sırları saklayacağını, üçüncü şahıslarla paylaşmayacağını, bunları müvekkile karşı kullanmayacağını, aksi halde doğacak zararları ödeyeceğini beyan ve kabul ettiğini, yapılan araştırmalarda davalı ...'in müvekkilinin bünyesinde iş akdine bağlı olarak çalıştığı süreç içinde edindiği bilgileri kullanarak müşterilerine teklifler sunduğunu, bu işlemleri diğer davalı şirket bünyesinde gayri resmi olarak yürüttüğünü, davalı şirketin,
...'ın bu faaliyetinden çıkar sağladığını, müvekkilinin mevcut müşterileri ile bu yolla sözleşmeler yapıldığını, bu hususla alakalı ihtarname gönderildiğini, davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemlerine son vermediklerini, bu sebeple müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 20.000,00 TL maddi tazminatın 05.01.2015 tarihinden itibaren reeskont avans faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin hizmet almak isteyen bütün şirketlere teklif sunduğunu ve anlaşmalar yaptığını, davacı ile aynı alanda faaliyet gösterildiğini, müvekkilinden fiyat isteyen şirketlere fiyat teklifleri verildiğini, davacının, iddia edilen zarara ne surette uğradığını açıklamadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkilinin iş akdinin davacı tarafça sonlandırıldığını ve alacaklarının ödenmediğini, iş akdinin sona ermesi sonrasında davacı ile aynı işi yapan başka bir şirkette çalışmayacağında dair taahhüt vermediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...'ın imzaladığı ........2011 tarihli beyanının rekabet yasağı sözleşmesinin şartlarını taşımadığı, iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra bir rekabet etmeme yasağı içermediği, TBK 396. maddesi içeriğinde de yer alan iş sözleşmesi devam ederken ve sona erdikten sonra sırların saklama yükümlülüğü ile ilgili olduğu,
önceki yıllarda davacıdan hizmet alan firmaların 2014 ve özellikle de 2015 yılında davalı şirketi tercih ettiği, davacının bu konuda zararının oluştuğu, ancak bu durumun sır saklama yükümlülüğünün ihlalinden veya haksız rekabet gibi hukuka aykırı bir fiilden kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespit edilemediği, davalı ...'ın davalı şirkette çalışmaya başlamasının, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin sona ermesinden sonra yürürlük kazanan bir rekabet sözleşmesi olmaması nedeniyle tek başına bir ihlali ortaya koymadığı, davacının iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2017/4714, K. 2019/1513, 25 Şubat 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama