KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2019/3922 E., 2020/1445 K.·Mahkemesi : Bölge Adliye Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Şubat 2020
Karar Metni
1.359 kelime·7 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 11/09/2017 tarih ve 2009/960 E.- 2017/619 K. sayılı kararın davacı vekili ve davalılar Bera Holding A.Ş, ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine,
istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 09/05/2019 tarih ve 2018/153 E.- 2019/598 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı ...vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanunun’un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar,
duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının yetkilileri tarafından paranın istendiği an geri alınabileceği ve yüksek oranda kâr verileceği taahhüdü ile nakit para topladığını, müvekkilinin bu beyanlara güvenerek ortaklık durum belgesi karşılığında davalılara 40.763,00 DM yatırdığını, davalıların dolandırmak kastıyla birçok kişiyi kandırarak bir takım belgeler karşılığı şirket kayıtlarına geçirdiğini, hukuken ortaklığın kabul edilemeyeceğini, davalıların müvekkilinin uğradığı zarardan sorumlu olduğunu belirterek geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespitine,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 40.763,00 DM karşılığı 81.526,00 TL'den şimdilik 6.500,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında ıslah dilekçesiyle fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak 23.014,39 Euro karşılığı 69.502,28 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davalılar arasında mecburi veya ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmadığını, davacı ile müvekkili şirket arasında ortaklık ilişkisi bulunduğunu, bir yıllık hak düşürücü sürenin gözetilmesi gerektiğini, hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerinin dolduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, taraflar arasında hukuken geçerli bir ortaklık ilişkisinin olmadığı, hükümsüz bir ilişkinin varlığı halinde hak düşürücü süre ve zamanaşımı süresinden söz edilemeyeceği, davalıların SPK'ya sundukları tahsilat dağılım listelerinin davacı lehine delil niteliği taşıdığı, anılan listelerde davacı tarafından davalı şirkete toplam 40.638,00 Euro ödendiğinin yer aldığı,
bu şekli ile davalı şirketin ortaklardan hisse karşılığı olarak listelerde yer alan tutarları aldığının kabulü gerektiği, listelerin davalı tarafından tek taraflı olarak düzenlenen belgeler olması nedeniyle davacı taraf aleyhine delil olarak değerlendirilemeyeceği, dava dilekçesinde davacının davalı şirkete 40.763,00 Euro verdiğini belirttiği, SPK listesinde yeralan miktar davacının iddia ettiği miktardan düşük olduğundan listenin esas alınması gerektiği, davalının haksız fiil teşkil eden uygulamaları karşısında yemin delili hakkında bir işlem yapılmadığı,
davalı lehine olan 1 Euro 2,00 TL efektif satış kurunun esas alınacağı, ortaklık durum belgesinin nakit hanesinde yeralan miktarın 471,00 Euro'ya tekabül ettiği, davacının davalı tarafından sunulan iki adet kar payı ödenmesine ilişkin belgeyi kabul edip benimsediği, verilen kesin sürede belgedeki imzaya karşı beyanda bulunmadığı, bu belgelerde davacıya toplam 6.865,00 Euro kar payı ödendiğinin belirtildiği, kasa tediye makbuzu ile davacıya ayrıca 13.012,00 Euro ödendiği, davacıya yapılan toplam 20.348,00 Euro'nun davacı alacağından düşülmesi gerektiği bu durumda davacının bakiye 20.290,00 Euro alacağı bulunduğu,
davacının TL olarak tahsil talebinde bulunduğu, alacak TL'ye çevrildiğinde 40.580,00 TL'ye tekabül ettiği, davalının aldığı paraları iade etmesi gerektiği, davalı şirket yöneticilerinin basiretli davranmayarak veya haksız fiilde bulunarak davacıya zarar verdiğinden davacı alacağından sorumlu tutulacakları, davalıların dava tarihi itibarıyla temerrüte düştükleri gerekçesiyle davacının davalı şirket ortağı olmadığının tespitine, alacak davasının kısmen kabulüne, 40.580,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yıllık %28 ve değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili ve davalılar ... ve ...vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesinin davacının davalı şirket ortağı olmadığının tespitine, alacak davasının kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin, davalı şirket ve ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmiştir.
Kararı, davalı ...vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince yukarıda özetlenen şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, 07.12.2019 tarih, 30971 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 41. maddesinde 25/03/1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması Ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler İle 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu Ve 3182 Sayılı Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici maddenin eklendiği belirtilmiş olup, işbu geçici 4. maddede ''31.12.2014 tarihine kadar,
pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 06.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun kaydileştirmeye ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29.06.1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ile 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay addolunur, bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır.
Bu payların kaydileştirilmemiş olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi ortaklık ilişkisinin kurulmadığı da iddia edilemez. Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı
ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır.” hükmü düzenlenmiş, aynı Kanun'un 52/1-h maddesinde de işbu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır.
Bu durum karşısında, mahkemece taraf iddia ve savunmalarının Sermaye Piyasası Kanunu'nun 16. maddesi ve anılan yasal düzenleme kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek üzere kararın re'sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekili ve davalı ...vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2019/3922, K. 2020/1445, 17 Şubat 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama