İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2019/4836 K.2021/4728

Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 16.01.2019 tarih ve 2018/399 E- 2019/43 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair Bursa Bölge Adliye…

Esas2019/4836Karar2021/4728Tarih3 Haziran 2021Okuma8 dk · 1.584 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2019/4836 E., 2021/4728 K.·Mahkemesi : Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
3 Haziran 2021
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.584 kelime·8 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasında görülen davada Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 16.01.2019 tarih ve 2018/399 E- 2019/43 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nce verilen 30.09.2019 tarih ve 2019/997 E- 2019/825 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla,

duruşma için belirlenen 01.06.2021 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, müvekkillerinin annesi ...ile babaları ...’un davalı şirketin ortakları olduğunu, davacıların anne ve babalarının vefat ettiğini, davacıların şirkette % 34 oranında pay sahibi olduklarını, şirket adına kayıtlı iki adet taşınmaz bulunduğunu, 587 parsel taşınmazın kiraya verildiğini, 28.05.2003 tarihinde ortaklar arasında anlaşma yapılmasına rağmen kiradan müvekkillerinin pay alamadığını, 682 parsel taşınmazın 2006 yılında kayden 670.670,52 USD karşılığında satıldığını, muris ...’a hakkı olan paranın çok az bir kısmı karşılığında boş senet imzalattırıldığını,

2017 yılında ... vefat ettikten sonra kendilerine 587 parselden 16.500.-TL kira alındığının söylendiğini, fakat 2003-2003 yılı toplantı tutanaklarında 22.000-24.000.-TL kira bedeli gösterildiğini, diğer şirket ortaklarının rüzgardan çatının uçtuğunu, trafonun patladığını bu nedenle masraf yapıldığını belirttiğini, 2018 yılında davacıların kiracı ile bizzat görüştüğünde kiranın 42.000.-TL olduğunu öğrendiklerini, TTK’nın 531. maddesinde haklı sebeplerin varlığı halinde şirketin feshinin isteneceğinin açıklandığını, şirketin varlığını devam ettirmesi -/-

konusunda tarafların anlaşamadığını, şirketin amacını gerçekleştirecek varlıkların elden çıkarıldığını, şirkete ait fabrikanın tümünün kiraya verildiğini, iplik tekstili ile ilgili herhangi bir faaliyette bulunmadığını, TTK’nın 529. maddesine göre işletme konusunun gerçekleşmesinin imkansız hale gelmesinin fesih nedeni olduğunu, çoğunluğun yönetimi ele geçirdiğini, kâr payı ödemesi yapmadığını, şirket kayıtlarını inceleme ve bilgi alma haklarının engellendiğini ileri sürerek, şirketin fesih ve tasfiyesini, şirket üzerine kayıtlı 587 parsel taşınmazın ortaklık payları oranında davacılar adına tescilini, şirkete tasfiye memuru atanmasını, davacıların dava tarihine kadar oluşan tüm alacaklarının tespit edilerek faiziyle birlikte ödenmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, şirkete ait 1491/7 ada parsel taşınmazın 900.000.-TL’ya satıldığını, paylar oranında paranın paylaştırıldığını, şirkete ait diğer taşınmaza faydalı ve zorunlu tadilatların yapılması, geçmişteki vergiler nedeniyle kar payı dağıtılamadığını, harici anlaşmaların şirket tarafından karara bağlanmadığı sürece geçerliliği olmadığını, tasfiyeyi gerektirecek herhangi bir durum bulunmadığını, şirket anasözleşmesinde taşınmazların kiraya verileceğinin belirtildiğini, şirketin davacılara bilgi vermediğine ilişkin iddianın gerçeği yansıtmadığını, davacıların veraset ilamını şirkete göndermediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, şirketin son 5 yıl içinde kuruluş amacı doğrultusunda ticari işlem yapmadığı, şirket mal varlığının kira gelirinden ibaret olduğu, şirketin devamında ekonomik yarar kalmadığı, işletme stok miktarının 2013 yılından itibaren değişmediği, şirketin uzun süredir kâr payı dağıtmadığı, ortaklar için şirketin devamlılığında yarar kalmadığı, davacıların şirketten çıkarılmasında herhangi bir fayda olmadığı, çıkma payının belirlenmesinin ortaklar açısından haksız sonuçlara yol açacağı, fesih halinde her ortağın kar ve zararının eşit olacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne, şirketin fesih ve tasfiyesine, şirkete tasfiye memuru atanmasına karar verilmiş; bu karara karşı taraf vekilleri istinaf yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, şirketin sürekli kâr elde ettiği, genel kurul kararları ile bir dönem kâr payı dağıtımı yapıldığı, genel kurul kararlarının iptali için herhangi bir dava açılmadığı, şirketin fabrikasını kiraya vererek gelir elde ettiği, şirkete ait taşınmaz 2006 yılında satıldıktan sonra, 2007 yılında kâr payı olarak davacıların murisine ödeme yapıldığı anlaşıldığından, davada ileri sürülen sebeplerin TTK'nın 531. maddesi uyarınca haklı neden olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, davacıların murisinin şirkette sürekli olarak yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı, şirketin faaliyette bulunmadığı,

kira bedellerinin dağıtılmadığı, kira bedelinin düşük gösterildiği, kâr payı dağıtımının gerçekleştirilmediği gibi anonim şirketin fesih ve tasfiyesi için ileri sürülen iddialar ve olayların murisin yönetim kurulu üyesi olduğu döneme ait bulunduğu, dolayısıyla ... mirasçılarının anonim şirketin feshi için dava konusu iddiaları ileri sürmesinin iyiniyet kurallarına aykırı olduğu, şirketin ana sözleşmesinde yer alan faaliyet amaçlarını gerçekleştirmeye yarar bir kısım taşınmazlarını elinden çıkardığı, 2013 yılından beri gayrifaal durumda bulunduğu,

aile şirketi vasfındaki davalı şirketin halen elinde bulundurduğu malvarlıklarıyla şirket anasözleşmesinde yer alan amaçları rahatlıkla gerçekleştirebilecek durumda olduğu, davacı ortakların ortaklıktan ayrılması halinde şirket anasözleşmesinde yapılacak değişiklikle şirketin amaçlarının değiştirilebileceği dikkate alınmadan şirketin feshine karar verilmesinin doğru olmadığı, davacı ortakların şirket kâr payı ile kira alacağı isteminin yerinde bulunmadığı,

şirkete ait taşınmazın payları oranında ortaklar adına tescili talebinin ise şirketler hukuku ve TTK hükümleri çerçevesinde dinlenme olanağının bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b/1. maddesine göre esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkemenin 16.01.2019 tarih 2018/399-2019/43 E. K. sayılı kararının kaldırılmasına, HMK’nın 353/1-b/2. maddesine göre yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına ve aslolan tüzel kişiliğin devamı olup, şirket organlarının sorumluluklarını gerektiren fiillerin doğrudan şirketin feshi sebebi sayılamayacak olmasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacılardan alınmasına, 03.06.2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

1- Dava, anonim şirketin haklı nedenle feshi istemine ilişkindir.

2- Davacılar vekili, müvekkillerinin murislerinin vefatından sonra davalı şirkette %34 oranında pay sahibi olduklarını, murislerinin sağlığında şirkete ait fabrika binasının şirket tarafından işletilmeyip kiraya verildiğini, ancak kendilerine kira bedelinden kendi paylarına düşen kısmın ödenmediğini, keza şirket ait bir başka taşınmazın da satıldığı halde satım bedelinden kendilerine ödeme yapılmadığını, gerçek kira bedelinin vergi dairesine beyan edilenden daha fazla olduğunu, şirketin hiçbir ticari faaliyetinin bulunmadığını, şirket kayıtlarının inceletilmediğini ve müvekkillerinden sürekli bilgi gizlenildiğini ileri sürerek şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.

3- İlk Derece Mahkemesince, şirket mal varlığının kira gelirinden ibaret olduğu, şirketin devamında ekonomik yarar kalmadığı, işletme stok miktarının 2013 yılından itibaren değişmediği, şirketin uzun süredir kar payı dağıtmadığı, ortaklar için şirketin devamlılığında yarar kalmadığı, davacıların şirketten çıkarılmasında herhangi bir fayda olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

4- Davalı tarafın istinaf istemi üzerine BAM; İDM kararını kaldırarak, şirketin geçmişte 2007 yılında bir dönem kar payı dağıtımı yaptığı, şirketin fabrikasını kiraya vererek gelir elde ettiği, şirketin ana sözleşmesinde yer alan faaliyet amaçlarını gerçekleştirmeye

yarar bir kısım taşınmazlarını elinden çıkardığı, 2013 yılından beri gayri faal durumda bulunduğu, ancak kal malvarlığı itibariyle de ana sözleşmedeki faaliyetleri gerçekleştirme imkanının bulunduğu, davacı ortakların şirketten ayrılmaları halinde ana sözleşmesinde şirketin faaliyet alanı konusunda değişiklik yapılmasının mümkün olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar vermiştir.

5- Türk hukukuna, mehaz İsviçre Borçlar Kanunundan esinle, ilk defa 6102 sayılı TTK ile giren “anonim şirketlerin haklı sebeple feshi” kurumunda, “haklı sebep” kavramından neyin anlaşılması gerektiğinin ortaya konulması gerekir. İsviçre öğretisinde, çok önemli ve esaslı sebeplerin varlığı (wichtige Gründe) haklı sebep olarak kabul edilmiştir (H.Pulaşlı, Şirketler Hukuku, 7.Bası, s.616, yönleşi: Forstmaster/Mayor-Hayoz/Nobel, 55/59 N.).

TTK’nın 531.maddesi gerekçesinde, İsviçre öğretisine atıfla; genel kurulun birçok kez kanuna aykırı bir şekilde toplantıya çağrılmış olması, azlık hakları ile bireysel hakların devamlı ihlali, özellikle bilgi alma ve inceleme haklarının engellenmesi, şirketin sürekli zarar etmesi, dağıtılan kâr payının düzenli olarak azalması haklı sebepler arasında sayılmıştır.

Haklı sebeplere; genel kurulun uzun süredir toplantıya çağrılmamış olması, şirketin uzun süredir organsız kalması, şirket yönetiminin sistematik şekilde şirket menfaatleri ya da azınlık menfaatlerini ihlal edici tavır ve davranışlar içerisinde bulunması, haklı gerekçesi olmadığı halde uzun süredir kar yapı dağıtılmaması veya göstermelik olarak düşük oranda dağıtılması, buna karşılık şirket yöneticilerine huzur hakkı adı altında örtülü kazanç aktarımı, hakim ortak yöneticilerin şirket imkanlarından kendileri yararlanıp azınlık pay sahiplerini yararlandırmamaları gibi sebeplerin eklenmesi gerekir.

6- Esasen, anonim şirketin haklı sebeple feshi daha çok, çoğunluğun şirketteki hakim pozisyonunu istismarına yönelik olarak azınlık haklarını korumak için getirilmiş bir hukuki çare yöntemidir. Bununla birlikte, şirketin yaşatılmasında ortakların dışında, üçüncü kişilerin (şirket çalışanları, şirketle iş yapan tacirler, kamu) de menfaati olduğundan aslolan şirketin yaşatılması olup, azınlık pay sahiplerinin hakları alternatif çözüm yöntemleri ile (gerçek pay bedelinin ödenip şirketten çıkartılması, şirketin bölünmesi vs.) korunabiliyorsa fesih yerine bu çözüm yolları denenmelidir.

7- Somut olayda;

• Davalı şirketin en son 2007 yılında kâr payı dağıttığı ve dava tarihi itibariyle 11 yıldır kar dağıtmadığı,

• Şirketin ana sözleşmede gösterilen alanlarda ticari faaliyette bulunmadığı,

• Şirketin tek gelirinin şirkete ait fabrika binasının kira geliri olduğu,

• Şirket yönetiminin gerçek kira bedelini şirket kayıtlarına yansıtmadığı ve şirket geliri olarak gösterilmediği,

Konularında bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır.

Her ne kadar, Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş ise de; şirketin 11 yıldır kâr dağıtım yapmadığı ve ana sözleşmedeki faaliyet alanında faaliyet göstermediği, şirkete ait fabrika binasının kiraya verildiği, şirketin tek gelirinin de bu olduğu, bu gelirin de gerçek ve rayiç bedelden çok daha az gösterilerek şirket gelirinin davacı ortaklardan gizlendiği, var gösterilen gelirlerin ise ancak şirket masrafına yettiği, bir aile şirketi olan davalı şirkette ortakları arasında birbirlerine güven duygusunun kalmadığı,

dava tarihine kadar 11 yıllık dönemde faaliyet değişikliği yapılmak istenildiğine dair hiçbir emare bulunmadığı, tek amacı kar dağıtmak olan şirketin, çoğunluk pay sahiplerinden oluşan mevcut yöneticilerin dürüstlük kuralına aykırı tutumları sayesinde şirketin amacı doğrultusunda faaliyet göstermesinin imkansız hale dönüştüğü, Bölge Adliye Mahkemesince, davacı ortakların şirketten ayrılmaları halinde şirketin faaliyet alanını değiştirebileceğineilişkin yorumunun doğru ve hukuka uygun olmadığı, yaşanılan süreçlerin davacıları şirket ortağı oldukları hissinden uzaklaştırdığı, şirketin devamında hiçbir hukuki yararın kalmadığı,

bu doğrultuda olan İDM kararının daha isabetli olduğu kanaatinde olduğumuzdan Daire çoğunluğunun Bölge Adliye Mahkemesi kararını onayan düşüncelerine katılmıyoruz.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2019/4836, K. 2021/4728, 3 Haziran 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2019/4836
Karar No
2021/4728
Tarih
3 Haziran 2021

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2019/4838 K.2021/3223
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2019/4845 K.2021/16176
  • Yargıtay 19. Ceza Dairesi E.2019/4856 K.2021/11324
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2019/4863 K.2021/7145
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2019/4877 K.2021/4949
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2019/4878 K.2021/3219

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.