İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2020/1260 K.2021/353

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 01.10.2019 tarih ve 2019/330-2019/398 sayılı kararın Yargıta'yca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi…

Esas2020/1260Karar2021/353Tarih25 Ocak 2021Okuma5 dk · 967 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2020/1260 E., 2021/353 K.·Mahkemesi :fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
25 Ocak 2021
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

967 kelime·5 dk okuma

Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 01.10.2019 tarih ve 2019/330-2019/398 sayılı kararın Yargıta'yca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili; müvekkilinin uzun yıllar önce Suudi Arabistan’da kurulan, gıda sektöründe, özellikle pirinç ürünleri bakımından faaliyet gösteren ve dünya çapında bilinen, güvenilir ve saygın bir aile şirketi olduğunu, müvekkilinin faaliyet alanında kullandığı ve ticaret unvanının da esas unsurunu oluşturan "AL-SHALAN" ibaresini 011269131 işlem numarası ile OHİM nezdinde tescil ettirdiğini, davalıların, davalı kurum nezdinde bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki 2014/80740 sayılı "AL-SHALAN" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu,

anılan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın nihai olarak YİDK kararıyla reddedildiğini, ancak müvekkilinin ülkemizde uzun yıllardır faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin “AL-SHALAN” ibaresinin gerçek hak sahibi olduğunu, dava konusu markanın tescili halinde, davalının müvekkiline ait “AL-SHALAN” ibaresinin kalitesinden ve güvenirliğinden faydalanarak,

haksız bir yarar sağlayacağını, davalının yaptığı başvurunun kötü niyetli olduğunu, davalının sonsuz seçme özgürlüğü varken müvekkilinin özgün yapıdaki "AL-SHALAN" ibaresini içeren aynı markayı aynı sınıf bakımından tescil ettirmek istemesinin kötü niyet göstergesi bulunduğunu, Paris Sözleşmesi'nin 8. maddesine göre, ticaret unvanının bir ticari markanın bir kısmını oluştursun ya da oluşturmasın, tüm taraf ülkelerde tescil zorunluluğu olmaksızın korunması hükmüne amir olduğunu ileri sürerek YİDK.'nın 2016-M-647 sayılı kararının iptalini, tescil edilmiş olması halinde başvuru markasının hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.

Davalı kurum vekili; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir

Diğer davalılar vekili; fikri mülkiyet haklarının korunmasında ülkesellik ilkesinin hakim olduğunu, tescil edilen markanın sadece tescilli olduğu ülkede koruma altında bulunduğunu, tanınmış markalar ile önceye dayalı hak edinmenin bu tescil koşulunun istisnasını oluşturduğunu, ancak davacının bu markanın ülkemizde kullanımına ilişkin önceden hak sahibi olduğuna ve dava konusu markanın davacının iddia ettiği gibi tanınmış marka olduğuna ilişkin bir belge sunmadığını, davacının kendisine ait olduğunu iddia ettiği dava konusu "AL-SHALAN" markasının, müvekkili sayesinde ülkemizde bilinirlik kazandığını,

müvekkilinin "AL-SHALAM" markasını bizzat yarattığını ve markaya ciddi yatırım yaptığını, müvekkili aleyhine ithamda bulunan davacının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; marka hukukunda tescilin ülkeselliği ilkesi hakim olup markaya konu ibarenin herhangi bir ülkede farklı kişiler adına tescil ettirilmesinde hukuki bir engel bulunmadığı, ülkemizde tescilli olmayan markalar yönünden 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesi uyarınca inceleme ve değerlendirme yapılması doğru olmamakla birlikte, Anayasa’nın 90. maddesinden hareketle Paris Sözleşmesi’nin 1. mükerrere 6. maddesi ve TRİPS Sözleşmesi’nin 16. maddesi uyarınca Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış markaların ülkemizde tescilli olmasalar dahi korunmalarının mümkün olduğu,

ancak bir markanın Paris Sözleşmesi anlamında tanınmış marka olup olmadığının, her ülkedeki bilinirlik ve tanınmışlık düzeyi dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği, davacının, yurt dışında tescilli markasının ülkemizde de tanınmış olduğuna ilişkin bir takım delillere dayanmış ise de, söz konusu delillerin bazı malların münferit satışlarına ilişkin olduğu ve bu malların da hangi mallar olduğuna ilişkin yeterli açıklık olmadığı,

markanın ülkemizde tanıtımıyla ilgili herhangi bir ilan, basın haberleri, reklam vb. tanıtıma ilişkin herhangi bir delil de sunulmadığı,.bir markanın bir çok başka ülkede tescilli olmasının ülkemizde de doğrudan tanınmış olduğu anlamına gelmediği, Paris sözleşmesi anlamında tanınmış marka olarak kabul edilmeyen davacı markasının, davalı markasının tescilini engellemediği gibi, markanın aynısı veya benzerinin marka başvurusunda kullanılması tek başına kötü niyetli başvuru olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-) Dava, davalı kurum kararının iptali ve buna bağlı olarak başvuru markasının hükümsüzlüğüne ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak dosyanın incelenmesinde, Bölge Adliye Mahkemesince verilen 23.03.2018 tarihli kararın, temyiz incelemesi sonucu, HMK'nın 353/1-b.

2. maddesi uyarınca, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılıp yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerektiğinden bahisle bozulduğu, Dairemizin 2018/2792 esas, 2019/4232 karar sayılı 10.06.2019 tarihli bozma ilamı doğrultusunda hüküm tesis edilmek üzere dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderildiği, ancak dosyanın her nasılsa İlk Derece Mahkemesine gönderilerek bozma ilamı doğrultusunda karar verildiği ve anılan İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekilince temyiz edildiği anlaşılmaktadır.

6100 sayılı HMK’nın 373/2 maddesi, Bölge Adliye Mahkemesinin düzelterek veya yeniden esas hakkında verdiği karar tamamen veya kısmen bozulduğu takdirde dosyanın, kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderileceği hükmünü haizdir.

Ayrıca HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmemesi de bozma nedeni olup Dairemizce verilen 10.06.2019 tarihli ilamda, Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar, HMK’nın 353/1-b-2. maddesine aykırılıktan bahisle bozularak bu doğrultuda karar tesisi için Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiştir.

Dairemizce, Bölge Adliye Mahkemesince verilen karara ve bu kararın gerekçesine ilişkin değerlendirme yapılarak bozma hükmü tesis edilmiş olup, İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak temyizen herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır.

Bu durumda, bozma ilamı sonrasında karar verme yetkisi Bölge Adliye Mahkemesine ait olup, anılan bozma ilamına dayalı şekilde İlk Derece Mahkemesinin karar verme yetkisi bulunmadığından, İlk Derece Mahkemesince bu yönde verilecek bir karar yok hükmündedir.

Belirtilen tüm bu nedenlerle, Dairemizce verilen bozma ilamı doğrultusunda karar verme yetkisinin Bölge Adliye Mahkemesinde olduğu nazara alınarak, Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamı sonrasında bir karar verilmesi gerekirken, karar verme yetkisi olmamasına rağmen bozma ilamı doğrultusunda İlk Derece Mahkemesince karar tesisi doğru olmadığından İlk Derece Mahkemesince verilen kararın re’sen bozularak ortadan kaldırılmasına, Dairemizin 10.06.2019 tarihli bozma ilamı sonrası karar verilmek üzere dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.

2-) Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün re’sen BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 25.01.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/1260, K. 2021/353, 25 Ocak 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2020/1260
Karar No
2021/353
Tarih
25 Ocak 2021

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2020/1261 K.2021/352
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2020/1263 K.2021/19
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2020/1263 K.2021/61
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2020/1266 K.2021/472
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2020/1267 K.2021/356
  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E.2020/1268 K.2021/109

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.