İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2020/1627 K.2022/3225

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01.02.2018 tarih ve 2015/156 E. - 2018/22 K. sayılı kararın davalı-karşı davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair…

Esas2020/1627Karar2022/3225Tarih20 Nisan 2022Okuma8 dk · 1.622 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2020/1627 E., 2022/3225 K.·Mahkemesi : Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
20 Nisan 2022
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.622 kelime·8 dk okuma

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01.02.2018 tarih ve 2015/156 E. - 2018/22 K. sayılı kararın davalı-karşı davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 30.01.2020 tarih ve 2018/1900 E. - 2020/107 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla,

duruşma için belirlenen 08.02.2022 günü hazır bulunan davalı - karşı davacı vekili Av. ... ile davacı karşı davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı tarafın 08.01.2015 tarihli ihtar ile müvekkiline ...B sayılı patent belgesi ile korunan haklarını açıkladığını ve ihlal iddiasında bulunarak tazminat talep ettiğini, 21.05.2015 tarihli cevabi yazı ile ihtar içeriğinin kabul edilmediğinin bildirildiğini, davalı yanın bir kez daha ihtar göndermek suretiyle taleplerini yenilediğini, müvekkili firmanın herhangi bir ihlalinin bulunmadığını, davalı tarafın 09.09.1985 – 02.07.2013 yılları arasında müvekkili firmada çalıştığını, bu sırada patent başvurusu yaptığını,

bu meyanda iddia konusu makinenin davalının müvekkili firmada çalıştığı sırada ve müvekkilinin imkân ve olanaklarının kullanılması suretiyle oluşturulduğunu, 10 yıldan bu yana davalının bilgisi dâhilinde kullanıldığını, bu durumda da zaten 551 sayılı KHK’nın 76. maddesi kapsamında patent hakkının tüketildiğinin kabulünün gerektiğini, davalının patentten doğan haklarının kullanımını 10 yıldır bildiği halde ileri sürmemesinin ve sonrasında emekli olduktan sonra tazminat istemesinin kötüniyetin bir göstergesi olacağını, dava konusu patentin korunabilirlik kriterlerini haiz olmadığını ve hükümsüzlüğünün gerektiğini ileri sürerek,

551 sayılı KHK 149 maddesi gereğince patente tecavüz etmediklerinin tespitini, davalının patentinin hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacı tarafın patente konu ürünü kullanmak suretiyle haksız kazanç elde ettiğini, dava konusu makinenin, patentin tüm özelliklerine sahip bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiş; karşı davada, patente tecavüzün menini, sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, maddi ve manevi tazminata karar verilmesini talep ederek, karşı davayı belirsiz alacak davası olarak açtıklarını bildirmiştir. Asıl davada davacı-karşı davada davalı şirket vekili, karşı davanın reddini istemiştir.

Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davaya konu patentin üretilebileceği ve kullanılabileceği sabit olduğundan, sanayiye uygulanabilir bulunduğu, dava konusu patentin ana istemi olan 1 no.'lu istem ile bu isteme bağlı yazılmış 2-10 no'lu istemlerin yenilik vasfına sahip olduğu, dava konusu patentin 1 no'lu ana isteminin buluş basamağı kriterine sahip bulunduğu, ana istem buluş basamağı kriterine sahip olduğundan, bu isteme bağlı istemlerin de buluş basamağı kriterine sahip olarak değerlendirileceği, bu meyanda hükümsüzlüğünü gerektirecek bir durumun bulunmadığı,

davacıya ait işyerinde incelenen tezgahın, dava konusu patentin ana istemindeki tüm özellikleri bünyesinde bulundurmadığı, dolayısıyla incelemeye konu ürünün aynen/birebir yolla patent kapsamında olmadığı, dosya kapsamındaki yazışmalarda buluş sahibinin buluşunun “serbest buluş” olduğu, davalı-karşı davacının dava konusu patentini kendi isteği ile davacı-karşı davalının iş yerinde kurduğu, yaklaşık 10 yıl gibi bir süreçte davacıya ait işyerinde ve söz konusu makinada kendi rızası ile kullanıldığı ve davalının 2013 yılında emekli olmasından ve aradan emekli olduğu tarihten itibaren yaklaşık 2 yıllık süre daha geçtikten sonra,

bir ihtarname ile dava konusu patentin kullanımının önlenmesini ve tazminat talep ettiği, 12 yıllık bir kullanıma sessiz kaldıktan sonra, patentin kullanımı yönünde bedel talep etmesinin iyi niyetli kabul edilemeyeceği, karşı davada davalının kullanımının izinsiz olmadığı, ihtarnameden sonra da patent konusu parçanın makineden çıkarıldığı,

nitekim yerinde yapılan incelemede patent konusu ürünün makinede bulunmadığının tespit edildiği gerekçesiyle asıl davanın hükümsüzlük talebi yönünden reddine, menfi tespitler ile ilgili talebin kabulüne, (davacının ürününün davalı patentine tecavüz etmediğinin tespitine), karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davalı-karşı davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince; karşı davada davalıya ait işyerinde incelenen tezgahın, dava konusu patentin ana istemindeki tüm özellikleri bünyesinde bulundurmadığının tespit edildiği, her ne kadar davalı-karşı davacı vekilince, asıl davada davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde dahi, anılan unsurların müvekkiline ait makinede bulunduğunun ve işlevlerini gerçekleştirdiğinin kabul edildiği ileri sürülmüşse de, esasen asıl dava dilekçesindeki anılan beyanların, asıl davada davacı ürününün de bahsedilen işlevlerin gerçekleştirebildiğini ifade etmeye yönelik olduğu, dolayısıyla herhangi bir kabul beyanını içermediği,

kaldı ki asıl davada sunulan dava dilekçesinde dahi, asıl davada davalının buluşundaki bir kısım istemlerin, müvekkiline ait üründe bulunmadığının açıkça bildirildiği, bir tecavüz eyleminin gerçekleşebilmesi için ise ana istemdeki unsurların tamamının veya eşdeğerinin, tecavüz iddiasında bulunulan üründe olmasının gerektiği, sadece bir kısmının tecavüz iddiasında bulunulan üründe olması,

buna karşılık diğer unsurların hiç bulunmaması veya bunların yerine farklı teknik özelliklerin kullanılması halinde, tecavüzün söz konusu olmayacağı, mahkemece asıl davada davacı ürününün, davalı patentine tecavüz etmediğinin tespitine karar verilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı,

yine her ne kadar davalı-karşı davacı vekilince, buluşuna konu parçanın takılması halinde karşı davada davalı ürününde de bu işlevin gerçekleşeceği, bu durumda tecavüz ihtimalinin halen canlı ve geçerli olduğu ileri sürülmüşse de, bu durumun gerçekleşmesi halinde ayrı bir davanın konusunu oluşturmasının ve o davada incelenmesinin gerektiğinin tabii bulunduğu anlaşılmakla, davalı-karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Asıl dava; 551 sayılı KHK 149. maddesine dayalı patente tecavüz edilmediğinin tespiti ve davalı patentinin hükümsüzlüğü, karşı dava; patente tecavüzün men’i, sonuçlarının ortadan kaldırılması ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesince asıl dava, davalı patentine tecavüz olmadığı talebi yönünden kabulüne, hükümsüzlük yönünden reddine, karşı davanın da reddine karar verilmiş; kararı davalı-karşı davacının istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, incelenen patent konusu makinenin patentin ana istemindeki tüm özellikleri bünyesinde bulundurmadığının tespit edilmesi karşısında patent tecavüzün söz konusu olmadığı, gerekçesiyle davalı- karşı davacı vekilinin istinaf istemleri esastan reddedilmiştir.

Davalı-karşı davacının karşı davaya yönelik temyiz istemi incelendiğinde;

Davaya konu TR 2002/1271 sayılı patent davalı ... adına tescilli olup serbest buluş niteliğinde olduğu uyuşmazlık dışıdır. Davalı ..., TUSAŞ’ta çalışırken patente konu makinenin bir örneğini imal etmiş ve TUSAŞ bünyesinde uzun yıllar bu makine kullanılmıştır. Davalı ..., işten ayrıldıktan sonra 2015 yılında gönderdiği ihtarname ile patent hakkı sahibi olduğu patente tecavüzün durdurulmasını ve hak ihlali nedeniyle tazminat ödenmesini talep etmiş ancak TUSAŞ tarafından talepleri reddedilmiştir.

2002/01271B sayılı patent dosyası incelendiğinde, uçak gövdelerinde kullanılan çatlaksız joggle parça elde etmeye yarayan patente konu buluşun ekstrüzyon malzemelerin veya ön şekillendirilmiş saç profillerin şekillendirilmesinde set farkı oluşturulmasına yarayan bir yapılanma ile ilgili olduğu, 10 isteme sahip olduğu, 1 nolu ana istemin bağımsız 2-10 nolu istemlerin bağımlı istemler olduğu görülmüş ve yenilik, buluş basamağı ve sanayiye uygulanabilirlik kriteterlerini haiz olduğu anlaşılmıştır.

Patent belgesinin koruma kapsamını istemler belirler. Ana istemde ifade edilen unsurların tamamı ya da eşdeğerinin, tecavüz iddiasını konu üründe de bulunması halinde tescilli patent hakkına tecavüzden bahsedilecektir.

Somut olayda patentten doğan hakların ihlalinden söz edilebilmesi için öncelikle davalının fiili kullanımında olan çentik form tezgahının dava konusu patentin ana isteminde yer alan unsurların tamamını kapsayıp kapsamadığı, kapsamıyor olması halinde ise eşdeğerlilik yoluyla karşı davacıya ait patente tecavüzde bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir. Zira olaya uygulanacak 551 sayılı Patent KHK’nın 83/5-6.

Fıkraları uyarınca, patentten doğan koruma kapsamının belirlenmesinde tecavüzün varlığının ileri sürüldüğü tarihte, koruma talep edilen patente ait istemlerde belirtilmiş unsurlara eşdeğer nitelikte unsurlar olup olmadığının da dikkate alınması gerekmektedir. Eşdeğerlilik yoluyla patente tecavüzün varlığından söz edebilmek için, eşdeğer unsurun patente konu istemlerle aynı işlevi görmesi, aynı çalışma yöntemiyle aynı sonucun elde edilmiş olması gerekmektedir

Mahkeme dosyasında, karşı davalı-davacı firmanın işyerinde bulunan davaya konu ürün üzerinde inceleme yapan bilirkişilerin, bu konuda dosyaya sunulan uzman görüşlerini de dikkate alarak, ana istemde yer alan “çentik form tezgahında pozisyon ayarlı tutucu çene aparatının (T05)” davalının kullanımındaki tezgah üzerinde bulunmaması nedeniyle patente tecavüzden söz edilemeyeceği, eşdeğer yolla da patente tecavüzün olmadığı değerlendirilmesinde bulunulmuş ise de, oysa bu tespitlerin keşif anındaki duruma göre yapıldığı, esasen anılan T (05) numaralı parçanın davacı patentindeki yenilik ve buluş basamağına ilişkin bir unsur olmadığı,

varlığının daha önceden de bilindiği, bu parçanın patente konu sistemin çalışma sistemini engellemeyen, arzu edilirse kolayca takılıp sökülebilen, ilave olarak takılıp kullanıldığında kolaylık sağlayan, bir sonraki çentik form operasyonu için konvansiyonel bir aparat niteliğinde olduğu, bulunmadığında dahi tezgahın, tescilli patente konu tezgah ile aynı işlevi gördüğü, aynı şekilde çalıştğı ve aynı sonucun elde edildiği, bu nedenle “Eşdeğerlilik” yoluyla patente tecavüzde bulunduğunun kabulü gerekir.

Ayrıca davalı tarafın tescilli patente konu ürünün tüm özelliklerini muhafaza edip ürünün çalışmasını ve kullanılmasını etkilemeyeek bir parçayı eklememiş olması TMK 2. maddesine aykırılık nedeniyle sonuca etkili görülmemesi gerekirken Mahkemece hatalı değerlendirme sonucu patente tecavüz davasının reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve hükmün karşı davacı lehine hükmün bozulması gerekmiştir.

2-Davalı- karşı davacı tarafça, karşı-davalı şirketin davaya konu patentli ürünü kullanırken, varlığı inkar edilen T05 isimli parçayı da bu ürün üzerinde iş yerinde yıllarca, hatta kendisi emekli olduktan sonra bile kullandığını, dava açıldıktan sonra davayı kaybetmemek için yerinden çıkarıldığını ileri sürmüş ve bu iddiasını tanık deliliyle ispat etmek istemiştir. Esasen bir maddi vakıanın ispatına dönük iddiaların tanık deliliyle ispatı mümkün olduğu halde tanık dinletme talebinin reddi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle temyiz eden karşı davacı-davalı taraf yararına bozulması gerekmiştir.

3-Mahkemece, karşı davacının 12 yıl sonra dava açması sessiz kalma sebebiyle hak kaybı olarak nitelendirilmiş ise de, karşı davacının karşı davalıya ait iş yerinde ve onun kontrolü altında çalışıyor olması patentin 2008 yılında tescil olunması patentli ürünün kullanılıyor olması nedeniyle iş yerinden birçok defa ödül talebini tekrarladığı dikkate alındığında patentin kullanılması nedeniyle bir beklenti içerisinde olduğunu karşı tarafa iletmiş olması, 2013 yılında emekli olduktan hemen sonra hak talebinde bulunması ve dava açması nedeniyle sessiz kalma sebebiyle hak kaybından söz edilmesi de isabetli görülmediğinden kararın bu sebeple de davacı yararına bozulması gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda (1), (2), ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı/karşı davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak, davalı-karşı davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı-karşı davacıya iadesine, 20/04/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/1627, K. 2022/3225, 20 Nisan 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2020/1627
Karar No
2022/3225
Tarih
20 Nisan 2022

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2020/1627 K.2022/9359
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2020/1637 K.2022/9367
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2020/1644 K.2022/9878
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2020/1649 K.2022/9362
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2020/1651 K.2022/9360
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi E.2020/1655 K.2022/9824

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.