KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2020/2168 E., 2020/5094 K.·Mahkemesi : Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Kasım 2020
Karar Metni
1.488 kelime·7 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 05.11.2018 tarih ve 2018/751 E. - 2018/1156 K. sayılı kararın davalı şirket vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 19.02.2020 tarih ve 2019/45 E. - 2020/260 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından davalı aleyhine açılan alacak davasında Federal Almanya Cumhuriyeti Essen Eyalet Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince 09.02.2009 tarihinde 2 O 274/08 sayılı karar ile davanın kabulüne karar verildiğini, yine aynı Mahkemece yargılama masraflarına ilişkin ek karar da verildiğini, söz konusu kararın davalıya tebliğ edildiğini, yabancı mahkeme kararının temyiz edilmeyerek kesinleştiğini ileri sürerek Federal Almanya Cumhuriyeti Essen Eyalet Mahkemesince 09.02.2009 tarihinde 2 O 274/08 sayılı karar ile masraflara ilişkin ek kararın tenfizini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu kararın Türkiye Cumhuriyeti Mahkemelerinin münhasır yetkisinde olan uyuşmazlığa ilişkin olduğunu, tenfiz koşullarının oluşmadığını, savunma hakkının kısıtlandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... davaya cevap vermemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre.
Federal Almanya Cumhuriyeti Essen Eyalet Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi'nin 2 O 274/08 kararının 08.02.2011 tarihinde kesinleştiği ve apostille onaylandığı, davacı tarafın isteminin Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisine giren ve kamu düzenine ilişkin olmayan hususlardan olduğu, kararın usulüne uygun olarak davalıya tebliğ edildiği, MÖHUK tarafından aranan karşılıklılık ilkesinin her iki ülke arasında mevcut bulunduğu,
yabancı mahkeme kararının ve masraflara yönelik tespit kararının aslı, onaylı örneği, apostil şerhli örneği ve bunun usulünce yapılmış bulunan tercümesi gereğince yabancı mahkemece verilen bu kararın Türk Mahkemelerince tenfizinin yapılmasının kamu düzenine aykırı bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı davalı şirket vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; kurulan hükümde kamu düzenine açıkça aykırılığın söz konusu olmadığı, kararın usulüne uygun olarak kesinleştirildiği ve tenfizi şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davalı şirket vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı şirket vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, yabancı mahkeme kararının tenfiz istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince davanın kabulüne dair kararın istinaf edilmesi üzerine inceleme yapan bölge adliye mahkemesince yazılı şekilde istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Ancak, 07.12.2019 tarih, 30971 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'nun 41. maddesinde 25/3/1987 tarihli ve 3332 sayılı Sermaye Piyasasının Teşviki, Sermayenin Tabana Yaygınlaştırılması ve Ekonomiyi Düzenlemede Alınacak Tedbirler İle 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3182 sayılı Bankalar Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici maddenin eklendiği belirtilmiş olup, işbu geçici 4. maddede ''31.12.2014 tarihine kadar,
pay sahibi sayısı nedeniyle payları halka arz olunmuş sayılan ve payları borsada işlem gören anonim ortaklıklar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak nominal ya da primli değer üzerinden pay veya pay adı altında satışı yapılmış olan her türlü araç, 06.12.2012 tarihli ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununun kaydileştirmeye ilişkin şartlarına tabi olmaksızın 29.06.1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu ile 13.01.2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında pay addolunur, bu ortaklıklara yapılan ödemeler pay karşılığı yapılmış kabul edilir ve ortaklık ilişkisi kurulmuş sayılır.
Bu payların kaydileştirilmemiş olması ortaklık haklarına halel getirmeyeceği gibi ortaklık ilişkisinin kurulmadığı da iddia edilemez.
Birinci fıkra kapsamında kurulmuş olan ortaklık ilişkileri hakkında; geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığı veya primli pay satışı yapıldığı ileri sürülerek sebepsiz zenginleşme, haksız fiil, sözleşme öncesi görüşmelere aykırılık veya sözleşmeye aykırılık nedenlerine dayalı olarak açılan ve kanun yolu incelemesindekiler dahil görülmekte olan menfi tespit, tazminat veya alacak davalarında, karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilir ve yargılama gideri ile maktu vekalet ücreti ortaklık üzerinde bırakılır.” hükmü düzenlenmiş, aynı Kanun'un 52/1-h maddesinde de işbu hükmün yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır.
Bu durum karşısında, yurt içinde açılan aynı tür emsal davalarda 7194 sayılı Kanun uygulamasıyla ortaya çıkan sonuca karşın yurt dışında açılarak karara bağlanan ve tenfizen gelen dosyalarda farklı sonuca ulaşılacak olmasının 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usül Hukuku Hakkındaki Kanunun 54/1-c maddesinde düzenlenen tenfiz şartlarına aykırı olması nedeniyle mahkeme hükmünün re'sen bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir. 2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/2168, K. 2020/5094, 17 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama