KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2020/2456 E., 2020/5940 K.·Mahkemesi : Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2020
Karar Metni
678 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 06.04.2017 tarih ve 2014/1428 E- 2017/305 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin ayrı ayrı esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi'nce verilen 16.07.2018 tarih ve 2017/1662 E- 2018/1295 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dr. ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, davacının davalı şirketten 06.09.2013 tarihinde ..., ..., ... ve ... plakalı çekicileri satın aldığını, araçların 3 ay sonra aynı sebepten dolayı arka arkaya arızalandığını, Kayseri 4. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/60 D. İş ve Kayseri 1.Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2013/66 D. İş sayılı dosyaları ile tespit yapıldığını ve araçların 41.000,00 TL değer kaybı ve 15.716,00 TL kazanç kaybı bedelinin de tespit edildiğini iddia ederek değer kaybı ve kazanç kaybı olmak üzere toplam 56.716,00 TL alacakla, 1.469,30 TL tespit masraf bedelinin tespit tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davacı vekili ıslah dilekçesi ile değer kaybına ilişkin talebini 32.000,00 TL artırarak 73.000,00 TL değer kaybı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Asıl davada davalı vekili, yetkili mahkemenin Aksaray Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, birleşme talep edilen dosyanın itirazın iptali davası olduğunu, birleşme yerine itirazın iptali dava dosyasının sonucunun beklenilmesi gerektiğini, değişik iş dosyalarındaki raporların afaki ve yeterli inceleme yapılmadan tek taraflı ve davalı yokluğunda hazırlandığını, arızaların davalıdan kaynaklanmadığını ve davacının kendi kullanım hatası ile özen ve bakım görevini yerine getirmemiş olduğundan ortaya çıktığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, asıl davaya konu ayıplı araç satışı nedeniyle araçların tamir bedelinin tahsili için girişilen icra takibine davalının itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptaline, takibin devamına ve % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili, davalı şirketin ikamet adresinin Aksaray İli olup takipte genel hükümlere göre Kayseri icra daireleri ve mahkemelerinin yetkili olmadığını, yetki itirazlarının olduğunu, davacı şirketin kullandığı araçlarda her hangi bir üretim hatası olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nce, dosyada alınan bilirkişi kurulu raporlarına göre araçlardaki arızaların üretimden kaynaklanan hatalar sonucu meydana geldiği ve ayıbın da gizli ayıp olduğu, kullanıcı hatasından kaynaklanmadığı, davalının üretimini yapıp davacıya sattığı araçlarda oluşan hasarlardan, değer kaybından ve davacının araçları kullanamaması nedeniyle uğradığı kazanç kaybından sorumlu olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir
Bölge Adliye Mahkemesi’nce, asıl ve birleşen dosya davalısının icra dairesinin ve mahkemenin yetkisine yönelik istinaf talebinin sözleşmenin ifa yerinin Kayseri olması nedeniyle yerinde olmadığı, birleşen dosya davacısının birleşen davada lehlerine icra inkar tazminatına hükmolunmadığı yönündeki istinaf talebinin alacağın likit olmaması nedeniyle yerinde olmadığı, tarafların diğer istinaf sebeplerine gelince dava konusu edilen çekicilerin gizli ayıplı olduğunun dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları ile belirlendiği, davacının asıl davada değer kaybı ve kazanç kaybı talebinde bulunduğu,
değer kaybı yönünden mahkemece alınan raporlardan 23.02.2017 tarihli bilirkişi raporunun açık, denetime elverişli ve yeterli bulunduğu, talep edilen kazanç kaybı yönünden ise 29.11.2016 tarihli bilirkişi raporunun somut verilere dayandığı, bu raporların ilk derece mahkemesince hükme esas alınmasının yerinde olduğu,
birleşen davada davacının araçlarda meydana gelen hasar zararlarını talep ettiği, 27.05.2016 tarihli bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu ve ilk derece mahkemesince hükme esas alındığı gerekçesiyle taraf vekillerinin ayrı ayrı istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/2456, K. 2020/5940, 17 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama