KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2020/3280 E., 2020/5965 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2020
Karar Metni
756 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Manisa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 18.09.2018 tarih ve 2018/401-2018/714 sayılı kararın ve 16.11.2018 tarihli tavzihe yönelik ek kararının Yargıtay'ca temyizen duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 15.12.2020 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılmakla hazır bulunan davacılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı tarafından davacılar hakkında takip konusu yapılan 700.000 USD bedelli çek nedeniyle davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın yazılı delille kanıtlanması gerektiğini savunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bozma üzerine yapılan yargılama sonunda, davacıların iddialarını kanıtlayamadıkları gerekçesiyle davanın reddine yönelik olarak verilen karar Dairemizin 14.06.2016 tarih ve 2016/2569-2016/10643 sayılı kararı ile, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile icra takibi sırasında davacının talebi üzerine verilen ihtiyati tedbir kararı ile davalının alacağına kavuşturulması geciktirildiğinden davalı lehine tazminata hükmedilmemesi ve eksik vekalet ücreti tayin edilmiş olması nedeniyle bozulmuştur.
Mahkemece, bozma kararına uyularak davanın reddi ile davalı tarafın tazminat talebinin kabulüne, asıl alacak üzerinden hesaplanacak % 40 oranındaki tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir.
Ayrıca, davacılar vekilinin tavzih talebi yerinde görülerek icra inkar tazminatının dava tarihindeki kura göre hesaplanacak TL'sı üzerinden verilmesi gerektiği, UYAP sistemi üzerinden alınan ve dava tarihi olan 03.12.2008 tarihindeki USD kurunun 1,60 TL olduğu, %40 olarak hesaplanacak miktarın TL karşılığının 1.120.000,00 TL olduğu gerekçesiyle hüküm fıkrasının 2. maddesinin "Davalı tarafın tazminat talebinin kabulü ile asıl alacak olan 700.000,00 USD'nin dava tarihindeki kur üzerinden hesaplanan TL değeri olan 1.120.000,00 TL'nin % 40 oranındaki tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine," şeklinde tavzihine karar verilmiştir.
Mahkemece verilen asıl karar ve tavzih kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre davacılar vekilinin asıl karara yönelik aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- 6100 sayılı HMK'nun Hükmün kapsamı başlıklı 297/2 maddesinde "hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir". Kanunun aradığı bu şekil yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal hükmün infazında zorluklara ve tereddütlere, yargılamanın ve davaların gereksiz yere uzamasına, davanın tarafı bulunan kişi ve kurumların mağduriyetine sebep olabilecek kamu düzeni ve barışını olumsuz etkileyecektir. (HGK 2013/9-1989 Esas, 2014/657 Karar sayı).
HMK 297/2 maddesine aykırı tesisi edilen "davalı tarafından tazminat talebinin kabulü ile asıl alacak üzerinden hesaplanacak %40 oranındaki tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine" ilişkin 2 nolu hüküm fıkrası, davacının talebi üzerine 16.11.2018 tarihli karar ile "Davalı tarafın tazminat talebinin kabulü ile asıl alacak olan 700.000,00 USD'nin dava tarihindeki kur üzerinden hesaplanan TL değeri olan 1.120.000,00 TL üzerinden hesaplanacak % 40 oranındaki tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine," şeklinde tavzih edilmiştir.
Ancak bu çek bedelinin icra takip tarihindeki USD'nin TCMB efektif satış kuruna göre hesaplanacak TL karşılığı üzerinden %40 tazminata karar verilmesi gerekir. Ayrıca İcra takip tarihi olan 20.11.2008 tarihinde USD TCMB efektif satış kuru 1,7064 TL iken dava tarihi olan 03.12.2008 tarihinde daha düşük olup 1,5811 TL'dir.
Tavzihe yönelik ek karar davalı vekili tarafından temyiz edilmediği, davacılar vekili tarafından temyiz edildiği anlaşılmakla tazminata yönelik hesabın dava tarihindeki düşük kur üzerinden yapılması yönünden davacılar lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur.
Buna göre dava tarihi itibariyle USD'nin TCMB efektif satış kuru 1,5811 TL esas alınarak davacılar aleyhine 1.106.770,00 TL'nin %40'ı üzerinden hesaplanacak tazminata karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde tavzih kararı verilmesi doğru değildir.
Açıklanan nedenle 16.11.2018 tarihli tavzih kararının kaldırılarak HMK 297/2 maddesine aykırı hükmün re'sen bozulması gerekmekte ise de asıl karardaki bu eksikliğin giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK Geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK 438/7 maddesi gereğince asıl kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/3280, K. 2020/5965, 18 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama