İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2020/434 K.2021/941

Taraflar arasında görülen davada Karaman 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 28.02.2018 tarih ve 2017/55 E. - 2018/69 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin ayrı ayrı esastan reddine dair Ankara Bölge…

Esas2020/434Karar2021/941Tarih8 Şubat 2021Okuma5 dk · 1.023 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2020/434 E., 2021/941 K.·Mahkemesi : Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
8 Şubat 2021
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.023 kelime·5 dk okuma

Taraflar arasında görülen davada Karaman 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 28.02.2018 tarih ve 2017/55 E. - 2018/69 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin ayrı ayrı esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 11.11.2019 tarih ve 2018/1083 E. - 2019/1372 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, müvekkillerinin dava dışı ...'la davalı banka arasında akdedilen taşıt kredisine müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imza attıklarını ve kredinin teminatı için lehtarı ... olan 120.000,00 bedelli bono düzenlediklerini, ...’in bu bonoyu ciro edip davalı bankaya verdiğini, davalı bankanın taşıt kredisinin ödenmek suretiyle kapatılmasından sonra müvekkillerine gönderdiği ihtarnameyle, ... tarafından kullanılan başka bir krediden kaynaklanan 63.257,81 TL'nin ödenmesini istediğini ve akabinde de bonoyu takibe koyduğunu, müvekkillerinin haciz tehdidi altında 68.457,08 TL ödemek zorunda kaldıklarını,

oysa müvekkillerin kefaletinin sadece taşıt kredisine ilişkin olduğunu ve bu kredinin de ödenmek suretiyle kapatıldığını ileri sürerek, 68.457,08 TL’nin istirdadına ve davalının kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, davacıların müvekkili bankaya hitaben sunmuş oldukları kefaletnameyle, dava dışı kişinin müvekkili bankadan kullandığı ve kullanacağı tüm krediler için kefil olduklarını, kefaletlerini belirli bir işlemle sınırlamayan ve bu zamana kadar da kefaletlerinden dönmeyen davacıların bono bedelinden sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı ... ile davalı banka arasında 13/04/2010 tarihinde kredi genel sözleşmesi imzalandığı ve bu kredi çerçevesinde ...’a taşıt kredisi kullandırıldığı, davacıların müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları bu kredinin 23.02.2015 tarihinde ödenmek suretiyle kapatılmasından sonra aynı gün ...’la davalı banka arasında yeni bir genel kredi sözleşmesi imzalandığı ve kredi kullandırıldığı, davacıların sonraki tarihli krediye ilişkin kefaletlerinin bulunmadığı,

davacılardan talep edilen ve bononun takibe konulmasına sebep olan borcun sonraki tarihli ve davacıların kefaletnamesinin bulunmadığı krediden kaynaklandığı, davalı yanca, 13.04.2010 tarihli kredi için verilen kefaletin sonraki tarihli kredi için de geçerli olduğu iddia edilmişse de, bankanın önceki tarihli genel kredi sözleşmesi çerçevesinde kredi tahsisi yoluna gitmeyip, ...’le yeni bir genel kredi sözleşmesi imzalama yoluna gittiği ve borcu doğuran hususun bu kredinin ödenmemesi olduğu,

bu nedenle davacıların 13/04/2010 tarihli kefaletlerinin geçerliliğini yitirdiği zira bononun düzenleme tarihinin 13.04.2010 olduğu da gözetildiğinde davacıların kefillik iradesinin 2010 tarihli krediye ilişkin olduğunun anlaşıldığı ve davacıların davalı bankanın takipteki kötü niyetini ispat edemediği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 68.457,08 TL'nin davalıdan tahsiline, kötü niyet tazminatı talebinin ise reddine karar verilmiştir.

Karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinaf mahkemesince duruşma açılarak yapılan inceleme ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, mahkemenin davanın reddine ilişkin gerekçesinin isabetli olduğu, davalı yanca, taşıt kredisinin kapatılmış olmasının kefaleti sona erdirmeyeceği savunulmuş ise de, davalı vekilinin aşamalardaki beyanlarında dava konusu icra takibinin dayanağı olan bononun 13/04/2010 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında verildiği iddiasına itiraz etmediği,

bunun yanında istinaf aşamasında aldırılan bilirkişi raporuyla, davalı bankanın kayıtlarında söz konusu bononun 13/04/2010 tarihli Genel Kredi Sözleşmesinin munzam teminatı olarak alındığının kayıtlı olduğu bu nedenle davalı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, davacıların takipteki kötü niyeti ispat edemediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1-) Dava, icra tehdidi altında ödenen bono bedelinin istirdadı istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İstinaf dilekçesinde, kararın esasa ilişkin sebeplerle hukuka aykırı olduğu iddia edilmiş, bunun yanında, özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunu tanzim eden bilirkişinin bankacılık alanında uzmanlığı bulunmadığından bahsedilerek kararının eksik incelemeyle verildiği iddia edilmiştir.

Bölge adliye mahkemesince bu yöne ilişkin istinaf sebepleri benimsenerek, başka bir deyişle yargılamada eksiklik görülerek duruşma açılıp, tahkikat yapılmış ve bankacılık alanında uzman bir bilirkişiden yeni bir rapor alınmıştır.

Yapılan inceleme sonucunda ise istinaf aşamasında alınan bilirkişi raporuyla ilk defa tespit edilen delillere de dayanılarak ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

6100 sayılı HMK’nın karar tarihinde yürürlükte olan 353/1-b-1 maddesi uyarınca yargılamada eksiklik bulunmadığının ve kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediğinin anlaşılması halinde istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerekir. Başka bir anlatımla, yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması halinde ve bu hale münhasır olarak başvurunun esastan reddine karar verilmesi gereklidir.

Ancak Bölge Adliye Mahkemesince yukarda da açıklandığı üzere yargılamada eksiklik görülerek dava konusu uyuşmazlık üzerinde duruşma açılarak inceleme yapılması durumunda HMK’nın 353/1-b-3. maddesi gereğince esastan yeni bir karar verilmesi gerekmektedir.

Aksi halde, incelenen kararda olduğu gibi, bir yandan kararın gerekçesinde yargılama eksikliğine ve bunun giderildiğine değinilirken, bir yandan da ancak ilk derece yargılamasında usul ve yasaya hiçbir aykırılık bulunmayan hallerde verilmesi gereken istinaf başvurusunun esastan reddi biçimindeki hüküm fıkrası arasında çelişki oluşacağı açık olup bu gibi bir durum ise kanuna açık aykırılık nedeniyle re’sen bozma nedeni teşkil eder niteliktedir.

Hükümden sonra 7251 sayılı Kanun ile HMK’nın 356. maddesine eklenen ve yayım tarihinde yürürlüğe giren 2. fıkra, yukarda belirtilen hallerde, farklı bir değerlendirme yapılmasını gerektirir nitelikte değildir. Nitekim, bilindiği ve HMK’nın 354. maddesinde ve özellikle bu maddenin gerekçesinde değinildiği üzere, Bölge Adliye Mahkemelerince yapılacak incelemenin biri denetim açısından, diğeri ise dava konusu uyuşmazlık bakımından olmak üzere iki yönü bulunmaktadır.

Ayrıntıya girilmeden ifade edilecek olursa, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılarak dava konusu uyuşmazlık üzerinde bir inceleme yapılması halinde, 356/2. maddede değinilen ve verilmesi öngörülen gerekli karar, “yeniden esas hakkında bir karar” olmak durumundadır. Tüm bu nedenlerle, HMK m. 353/1-b-1 kapsamında istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle ve HMK’nın 369/1. ve 371. maddeleri uyarınca bozulması gerekmiştir.

2-) Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının re’sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 08.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/434, K. 2021/941, 8 Şubat 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2020/434
Karar No
2021/941
Tarih
8 Şubat 2021

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E.2020/434 K.2021/1949
  • Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E.2020/434 K.2021/1623
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2020/435 K.2021/2691
  • Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E.2020/435 K.2021/1624
  • Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E.2020/436 K.2021/1625
  • Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E.2020/438 K.2021/1626

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.