İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat MetniTÜRK MİLLETİ ADINA

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2020/4581 K.2021/6963

Taraflar arasında görülen davada Samsun 2. Tüketici Mahkemesince verilen 07.03.2019 tarih ve 2017/331 E. - 2019/124 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5.…

Esas2020/4581Karar2021/6963Tarih8 Aralık 2021Okuma11 dk · 2.196 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2020/4581 E., 2021/6963 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
8 Aralık 2021
Mahkemesi
SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.196 kelime·11 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasında görülen davada Samsun 2. Tüketici Mahkemesince verilen 07.03.2019 tarih ve 2017/331 E. - 2019/124 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nce verilen 26.09.2019 tarih ve 2019/2016 E. - 2019/1833 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili; davacı banka ile davalı arasında Bankacılık Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, davalıya kredi kartının tahsis edildiğini, kredi kartı borcunun ödenmemesi nedeniyle davalıya ihtarnameler gönderildiğini, ihtarnamelerin davalıya tebliğ edildiğini, ihtarnamelere rağmen borcun ödenmemesi nedeniyle davalı hakkında Samsun 9. İcra Müdürlüğü'nün 2017/123477 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının borca itiraz ettiğini, İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulduğunu, davalının itirazlarının hukuki mesnetten yoksun, alacağı sürüncemede bırakmaya amaçlayan haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili; öncelikle görevsizlik itirazında bulunduklarını, alacaklı bankanın çıkardığı hesabın fahiş olduğunu, bu miktarın müvekkili davalı tarafından kabul edilmesinin mümkün olmadığını, bilirkişi tarafından yapılacak inceleme sonucunda ortaya çıkacak gerçek borcun müvekkili davalının gücü nispetinde ödemeye çalışacağını belirterek, fazla ilişkin talebin reddini, davacı tarafından istenilen icra inkar tazminatının haksız ve yersiz olması nedeniyle reddini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve toplanan tüm deliller kapsamında; kredi kartı yönünden; davacı bankaca, davalıya kredi kartının tahsis edildiği, davalının genellikle hesap özeti borçlarının asgari tutarlarını ödediği, bu bedelinde altında ödemeler yaptığı, borcun kredilendirilmesi yoluna gidildiği, kredi kartı hesabının sürekli eksi bakiyede kaldığı, davacı bankanın gerek nakit çekimlerinde gerek kredilendirmede gerekse herhangi bir ödeme yapılmaması halinde uyguladığı akdi ve gecikme/temerrüt faiz oranlarının Merkez Bankasınca yayımlanan genelgelere uygun olduğu,

davacı bankanın 26/02/2017 tarihi itibariyle davalıdan 40.172,05 TL alacaklı olduğu, bu bedel içerisinde (485,40 TL + 970,75 TL =1.456,15 TL) faiz ve ferilerden oluşan miktarlarında bulunduğu, davalı tarafından ödemelerde aksama yapılması üzerine davacı banka tarafından davalının kredi kartı borcunun 05/05/2017 tarihli kredi kartı taksitlendirme sözleşmesi ile ana para toplam 57.325,29 TL olmak üzere üzere yıllık %22,08 faiz oranı üzerinden 72 taksitte ödenmek üzere taksitlendirildiği,

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 22.maddesinde Tüketici Kredilerinin düzenlendiği ve 2. maddesinde ''...kredi kartı sözleşmeleri faiz veya benzeri bir menfaat karşılığında ödemenin 3 aydan uzun süre ertlenmesi veya benzer şekilde taksitle ödeme imkanı sağlanması halinde tüketici kredisi sözleşmesi olarak değerlendirilir.

Ancak bu durumda uygulanacak faiz oranı kredi kartı sözleşmesi uyarınca belirlenen orandan fazla olamaz...'' hükmünün bulunduğu, davalının kredi kartı borcunun 05/05/2017 tarihinde yapılan taksitlendirme/yapılandırma işlemi ile taksitli tüketici kredisi haline dönüştürüldüğü, sözkonusu borcun 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapamında değerlendirilmesinin gerektiği, davalının taksitlendirme sözleşmesi gereğince davacı bankaya ödeme yaptığına dair herhangi bir belge veya kayıt bulunmadığı, davacı banka tarafından davalıya 08/08/2017 tarihli muacceliyet ihtarnamesinin düzenlendiği,

davalıya gönderilen ihtarnamede ödenmeyen taksitlerin tarihleri ve taksit miktarlarının belirtilmediği, ödemenin Yasa'da öngörülen 30 gün yerine, yasal süre içerisinde yapılmasının talep edildiği, ödeme yapılmaması halinde muaccel hale gelecek toplam borç miktarının da ne kadar olduğunun belirtilmediği, sözkonusu ihtarnamenin davalıya tebliğe gönderildiğine ve tebliğ edildiğine ilişkin dosyaya içerisinde herhangi bir belgenin bulunmadığı, sözkonusu ihtarname davalıya tebliğ edilmiş olsa bile ihtarnamenin içerik itibariyle 6502 sayılı Yasa'nın 28. maddesine uygun bir ihtarname olmadığı,

davalının yasada aradığı anlamda temerrüdünden bahsedilemeyeceği, geri ödeme planına göre henüz vadesi gelmeyen taksitlerin muaccel hale geldiğinin kabul edilemeyeceği, icra takip tarihi itibariyle vadesi gelmiş taksitler yönünden muacceliyetin sözkonusu olacağı, davalının takip tarihi itibariyle temerrüte düştüğünün kabulünün gerektiği, bu itibarla davacının, davalıdan kredi kartı-taksitlendirme sözleşmesi gereğince 1.373,20 TL asıl alacak, 48,30 TL işlemiş akdi faiz, 2,41 TL BSMV olmak üzere 1.423,91 TL alacağının bulunduğu, Kredili Mevduat Hesabı yönünden; davalıya 7330-146115 hesap numarası altında KMH hesabı açıldığı,

davalı tarafça borçların süresi içerisinde ödenmemesi nedeniyle davacı banka tarafından davalıya 06/09/2017 tarihinde ihtarname gönderildiği, ihtarnamenin davalıya 07/09/2017 tarihinde tebliğ edildiği, ihtarnamede tanınan 7 günlük ödeme süresi dikkate alındığında davalının 15/09/2017 tarihinde temerrüte düştüğü, bu durumda 06/09/2017 kat tarihinden 15/09/2017 temerrüt tarihine kadar asıl alacağa %22,08 oranındaki akdi faizin uygulanmasının gerektiği, bu nedenle takip tarihi itibariyle davacı bankanın davalıdan 3.356,59 TL asıl alacak, 191,46 TL kat öncesi işlemiş faiz,

9,58 TL BSMV ve 18,52 TL kat tarihinden temerrüt tarihine kadar işlemiş akdi faiz ve 0,93 TL BSMV olmak üzere 3.577,08 TL alacağının bulunduğu, takip tarihinden itibaren asıl alacağa %28,08 oranında temerrüt faizi ve faizin %5'i oranında gider vergisi uygulanmasının gerektiğinden, davanın kısmen kabulü ne, davalı borçlunun itirazının kısmen iptali ile takibin a)7330-146115 nolu KMH yönünden 3.356,59 TL asıl alacak, 205,54 TL işlemiş akdi faiz, 10,51 TL BSMV, 7,85 TL temerrüt faizi, 0,39 TL BSMV, b) kredi kartı (05/05/2017 tarihli yeniden yapılandırma sözleşmesi) yönünden 1.373,20 TL asıl alacak,

48,30 TL işlemiş akdi faiz, 2,41 TL BSMV olmak üzere toplam 5.004,79 TL üstünden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, takip tarihinden itibaren asıl alacak 4.729,79 TL'ye yıllık %28,08 oranında temerrüt faizi ve %5 oranında gider vergisi uygulanmasına, davalının itirazında haksız ve alacağın likit olması sebebiyle toplam asıl alacağın (4.729,79 TL) %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; kredi kartı borcunun davacı banka tarafından yapılandırılması sebebiyle 6502 sayılı Kanun'un 22.maddesi gereğince tüketici kredisi sözleşmesi hükümlerinin uygulanması ve bu nedenle davalıya çekilen ihtarnamenin 6502 sayılı Yasa'nın 28.maddesine uygun olmadığına yönelik değerlendirmeyi de içeren kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesi ile, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Karara karşı, davacı vekili tarafından temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına oyçokluğuyla karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 08/12/2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

İlk Derece Mahkemesince davalının kredi kartı borcunun taraflar arasında yapılan taksitlendirme/yapılandırma işlemiyle taksitli tüketici kredisi haline dönüştürüldüğü, söz konusu borcun 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 22/2 maddesi uyarınca tüketici kredisi olarak kabulü ve Tüketici Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği, alacağın muaccel hale gelebilmesi için kredi verenin tüketiciye en az otuz gün ödeme süresi vererek muacceliyet ihtarında bulunması gerektiği, usule uygun bir ihtarın yapılmaması nedeniyle icra takip itibariyle vadesi gelmemiş taksitler yönünden alacağın muaccel olmadığı,

takip tarihi itibariyle vadesi gelen alacaklar yönünden alacağın muaccel hale geldiği belirtilerek davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Uyuşmazlık, muaccel olmuş ve icra takibine konu kredi kartı borcunun tarafların karşılıklı iradeleri sonucu düzenlenen sözleşme uyarınca ödenmesinin taksitlere bağlanarak, yeniden yapılandırılmasına uygun olarak borçlunun borcunu ödememesi halinde, daha önce muaccel hale gelmiş kredi kartı borcunun 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 28. maddesi gereğince yeniden muacceliyet koşuluna bağlı olup olmadığı yönündedir.

Öncelikle bu konuda uygulanması gereken yürürlükteki mevzuat hükümlerinin incelenmesi gerekir.

6502 sayılı yasanın Tüketici Kredi Sözleşmeleri başlıklı “madde 22- (1) Tüketici kredisi sözleşmesi, kredi verenin tüketiciye faiz veya benzeri bir menfaat karşılığında ödemenin ertelenmesi, ödünç veya benzeri finansman şekilleri aracılığıyla kredi verdiği veya kredi vermeyi taahhüt ettiği sözleşmeyi ifade eder.

(2) Kredi kartı sözleşmeleri, faiz veya benzeri bir menfaat karşılığında, ödemenin üç aydan daha uzun süre ertelenmesi veya benzer şekilde taksitle ödeme imkanı sağlanması halinde, tüketici kredisi sözleşmesi olarak değerlendirilir. Ancak bu durumda uygulanacak faiz oranı kredi kartı sözleşmesi uyarınca belirlenen orandan fazla olamaz.

Temerrüt başlıklı “madde 28 (1) Belirli süreli kredi sözleşmelerinde tüketicinin taksitleri ödemede temerrüde düşmesi durumunda, kredi veren, borcun tamanının ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa , bu hak ancak kredi verenin bütün edimlerini ifa etmiş olması, tüketicinin de birbirini izleyen en az iki taksidi ödemede temerrüde düşmesi halinde kullanılabilir. Kredi verenin bu hakkı kullanabilmesi için tüketiciye en az otuz gün süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması zorunludur.

Tüketici Kredisi Sözleşmeleri Yönetmeliğinin Kapsam başlıklı “madde 2/3 Tüketici kredisi olarak kabul edilen kredi kartı sözleşmelerine ve kredili mevduat hesabı sözleşmelerine 14,15,16,17,18 ve 19 uncu maddeler uygulanmaz.’’

Temerrüt ve Geç Ödeme Başlıklı “ madde 1 Tüketici Kredisi Sözleşmelerinde tüketicinin taksitleri ödemesinde temerrüde düşmesi durumunda kredi veren borcun tamamının ifasını talep etme hakkını saklı tutmuşsa, bu hak ancak kredi verenin bütün edimlerini ifa etmiş olması, tüketicinin de birbirini izleyen en az iki taksiti ödemede temerrüde düşmesinde uygulanabilir. Kredi verenin bu hakkı kullanabilmesi için tüketiciye en az otuz gün süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması zorunludur. Muaccel kılınan taksitlerin hesaplanmasında faiz ve ücretler dikkate alınmaz.

Tanımlar başlıklı madde, "4/b) Belirli süreli tüketici kredisi sözleşmesi: Sözleşmenin kurulduğu tarihte, kredi ilişkisinin sona erme tarihinin taraflarca sözleşmede açıkça kararlaştırıldığı tüketici kredisi sözleşmelerini," şeklinde düzenlemeleri içermektedir.

c) Belirsiz süreli taketici kredisi sözleşmesi: Sözleşmenin kurulduğu tarihte, kredi ilişkisinin sona erme tarihinin taraflarca sözleşmede kararlaştırılmadığı tüketici kredisi sözleşmelerini,

Kredi kartı sözleşmeleri belirsiz süreli sözleşmelerdir. Muaccel hale gelmiş kredi kartı borcunun yeniden yapılandırılmasına ilişkin yapılan sözleşmeyle kredi kartı sözleşmelerini belirli süreli sözleşmeler haline getirmez. Yeniden yapılandırma sözleşmesi borcun yenilenmesi veya yeni bir sözleşme olmayıp, borçluya borcunu ödemesi için tanınan bir ödeme kolaylığıdır.

6502 sayılı yasanın 22. madde/2’nin uygulama alanı kredi kartı sahibinin kredi kartından kaynaklanan alışverişleri nedeniyle borç henüz muaccel hale gelmeden, borcun ödeme gününden önce bankaca bu ödemenin üç aydan daha uzun süre faiz veya benzeri bir menfaat karşılığında daha uzun süre ertelenmesi veya benzer şekilde taksitle ödeme imkanı sağlanması halinde meydana gelen ilişkide bu erteleme sonucu bankaca kredi kartı borçlusuna sağlanan söz konusu kredi tüketici kredisi niteliğindedir.

Oysa yeniden yapılandırma sözleşmesinde icra takibine konu kredi kartı sözleşmesinden kaynaklanan borç yeniden yapılandırılmaktadır. Borçlu yeniden yapılandırmaya uygun ödemede bulunmaz ise yeniden yapılandırma hükümsüz hale gelir, protokol hiç yapılmamış sayılır. İcra takibi ve dava kaldığı yerden devam eder.

Daha önceki yıllarda kredi kartı sözleşmelerine ilişkin yasalarda yapılan değişikliklerde yeniden yapılandırma sözleşmeleri düzenlenlenmiş, kredi kartı borçlusunun yapılandırma sözleşmesine uygun ödemede bulunmadığı taktirde icra takibinin kaldığı yerden devam edeceği hüküm altına alınmıştır. Görüldüğü üzere yasa koyucu dahi yeniden yapılandırma sözleşmesi hükümlerine uyulmaması halinde borcun tüketici kredisi sözleşmesine dönüşmesine dair herhangi bir düzenleme yapmamıştır.

22/2 maddesinin uygulanması için faiz veya benzeri bir menfaatin bulunması gerekir. Erteleme ve taksitlendirme yapılmasına rağmen karşılığında oransal bir ivaz alınmadığı veya bu konuda bankanın bir menfaatinin bulunmadığı durumlarda tüketici kredisi hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. ( Örneğin altı ay boyunca asgari harcama yapma gibi) (Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi 20.12.2014 tarihli Tüketici Hukuku Sempozyumu Prof. Dr. Melek Bilgin Yüce)

Erteleme veya taksitlendirme yapılmasına rağmen karşılığında bir ivaz alınmadığı veya menfaat sağlanmadığı durumlarında tüketici kredisi hükümleri uygulanmaz. Uygulamada genellikle bankalar kredi kartı borcunun tahsilini sağlamak amacıyla temerrüt faiz oranında indirim sağlamakta ve borcu uzun vadeye yaymaktadır. Bu durumda yasanın 22/2 maddesindeki faiz veya benzeri menfaat karşılığına ilişkin zorunlu koşullar oluşmadığından kredi kartı sözleşmesi tüketici kredisi sözleşmesine dönüşmez. Sayın çoğunluk her somut dosyada faiz veya menfaat sağlanması koşulunu hiç dikkate almamış, bu konuda hiçbir değerlendirme yapmamıştır.

Tüketici kredisi sözleşmeleri yönetmeliği 2/3. maddesi hükmünde açıkça tüketici kredisi olarak kabul edilen kredi kartı sözleşmelerine yönetmeliğin 18. madde hükmünün uygulanmayacağı belirtilmiş olup, yönetmeliğin 18. maddesi hükmü de, temerrüt ve geç ödeme başlıklı muacceliyetle ilgili madde hükmünü içermekte söz konusu madde 6502 sayılı yasanın 28. madde hükmüne paralel düzenlenmiş bir maddedir.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü, Mevzut Değerlendirme Şubesi Müdürlüğü’nün 31.12.2015 tarih ve 237/63071/404.03 sayılı yazısında kredi kartı borç yapılandırmalarının, kredi kartı sözleşmesini belirli hale getiremeyeceği, belirsiz sözleşme halini koruduğu, yalnızca belirli süreler sözleşmeleri uygulanacak olan 6502 sayılı kanunun 28. maddesinin uygulanamayacağı da açıkça belirtilmiştir.

Söz konusu yönetmelik hükmü ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü, Mevzut Değerlendirme Şubesi Müdürlüğü’nün yazısı göz önüne alındığında kredi kartı sözleşmelerindeki yeniden yapılandırma ile ilgili sözleşmelerde 6502 sayılı yasanın 28. ve yönetmeliğin 18. madde hükümlerinin uygulanamayacağı göz önüne alınarak tüketici kredisi sözleşmelerinde uygulanan muacceliyet koşullarının kredi kartı sözleşmelerine de uygulanması gerektiği hususu açıkça yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırıdır.

Kredi kartı sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklardan kaynaklanan tüm davalara uzun yıllar kapatılan ve 11. Hukuk Dairesi ile birleştirilen 19. Hukuk Dairesi tarafından bakılmıştır. Kapatılan 19. Hukuk Dairesi’nin yerleşmiş yüzlerce emsal kararlarında kredi kartı sözleşmelerinde 6502 sayılı yasanın 22/2 maddesinin uygulanmayacağı belirtilmiştir.

11. Hukuk Dairesi, 19. Hukuk Dairesi ile birleşene kadar kredi kartı sözleşmeleri için uyuşmazlıklara ilişkin davalara bakmamış bu konuda emsal olacak herhangi bir kararı bulunmamaktadır. 2797 sayılı Yargıtay Kanununun 2/c madde hükmü uyarınca “Yargıtay dairelerinden biri yerleşmiş içtihatlarından dönmek isterse, benzer olaylarda birbirine uymayan kararlar vermiş bulunursa, bunların içtihatı birleştirmesi yönünde kesin olarak Hukuk Genel Kurulu’nca karara bağlanması gerekir.

Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 14. madde hükmünde de paralel düzenlemeye yer vermiştir. 19. Hukuk Dairesi’nin kapatılarak 11. Hukuk Dairesi ile birleştirilmesi nedeniyle 19. Hukuk Dairesi’nin geçmişteki kararlara ilişkin vermiş olduğu içtihatlar 11. Hukuk Dairesi’nin içtihatları haline gelmiş olup, yerleşmiş bir içtihattan dönmek için de içtihatın birleştirilmesi yoluna gidilmesi gerekmektedir.

İçtihatın birleştirilmesi yoluna gidilmeksizin yerleşmiş içtihata dönmek yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırı olarak karar vermek anlamına gelir.

Yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda ilk derece mahkemesinin ve bölge adliye mahkemesinin kararlarının bozulması gerektiğinden sayın çoğunluğun görüşüne bu nedenle katılamamaktayız.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/4581, K. 2021/6963, 8 Aralık 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2020/4581
Karar No
2021/6963
Tarih
8 Aralık 2021

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2020/4607 K.2021/14709
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2020/4616 K.2021/13368
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2020/4617 K.2021/13769
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2020/4624 K.2021/14345
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2020/4629 K.2021/13659
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2020/4634 K.2021/13123

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.