KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2020/5058 E., 2021/4245 K.·Mahkemesi : Asliye Ticaret Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Nisan 2021
Karar Metni
624 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce bozmaya uyularak verilen 25.12.2017 tarih ve 2017/451-2017/1144 sayılı kararın Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından duruşmalı, davacı vekili tarafından duruşmasız istenmiş olduğu anlaşılmakla, duruşma için belirlenen 26.04.2021 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirket ile bayilik sözleşmesi düzenlendiğini, bayilik sözleşmesi hükümlerine rağmen davalının satışa başlaması için sözleşmedeki üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bunun üzerine kendisine süre verildiğini, davalı şirketin söz konusu sözleşmeleri hiçbir haklı gerekçe göstermeden ifa etmemesi ve temerrüde düşmesi nedeniyle akdedilen bayilik sözleşmesi ve buna ilişkin protokoldeki yükümlülüklerini yerine getirmediğinden 1.250.000 USD cezai şart ve 233.300.- TL mahrum kalınan karın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddialarının yersiz olduğunu, davalı ile davacı arasında bayilik hususunda görüşmeler olduğunu, davacının sözleşmeyi ifa ederek zor durumda bırakmayı amaçladığını, geçerli bir cezai şarttan bahsetmenin mümkün olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre, kâr mahrumiyeti kesinleşmiş olduğundan bu konuda yeniden karar oluşturulmasına yer olmadığı, davalı şirketin sözleşmeye aykırı davranışı halinde davacının cezai şart alacağı talep edebileceği taraflar arasında akdedilen 07.06.2010 tarihli bayilik sözleşmesinin 26/II. maddesi ve aynı tarihli bayilik sözleşmesi/ilişkisi hakkında protokolün 5. maddesi ile kararlaştırılmış olduğu, kar mahrumiyeti yönünden hükme esas alınan raporda ve daha önce alınan bilirkişi raporunda davacının cezai şart isteyebileceği yönünden görüş bildirilmiş olduğu,
raporda istenilebilecek azami cezai şart miktarının 1.000.000.- TL olarak belirlendiği de dikkate alınarak, bu miktar üzerinden dava tarihindeki kura göre USD cinsinden ( 26/10/2010 tarihindeki USD kuru: 1.4223 TL olup 1.000.000/1.4223= 703.086,54 USD) cezai şarta hükmolunması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. 1- Mahkemece verilen karar, davalı vekilince temyiz edilmiş ise de, davalı vekili tarafından ibraz edilen 22.04.2021 tarihli dilekçe ile temyiz isteminden feragat edilmiştir. Temyiz eden davalı vekili tarafından ibraz edilen dosyada mevcut vekaletname örneği incelendiğinde vekile temyizden feragat etme yetkisinin tanınmış olduğu görülmüştür. HMK’nın 307. maddesine göre feragat, iki taraftan birinin netice-i talebinden vazgeçmesidir. Bu itibarla, davalı vekilinin temyiz isteminin usulüne uygun bulunan feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin temyizi yönünden; davacı, davalının sözleşmeye aykırı hareketi nedeniyle sözleşmede kararlaştırılan 1.250.000 USD cezai şartın tahsilini istemiştir. Mahkemece talep edilebilecek cezai şart tutarının 1.250.000 USD olduğu belirlenmiş, ancak takdir hakkı kullanılarak cezai şart miktarında indirim yapılarak 703.086,54 USD cezai şartın tahsiline karar verilmiştir.
Sözleşme ile tayin edilen cezai şartın tahsilini isteme hakkına sahip olan davacının açtığı dava sonucunda cezai şartın hakim tarafından fahiş görülerek tenkis edilmesi halinde tenkis edilen miktardan dolayı davacı yan aleyhine avukatlık ücreti ve yargılama giderine hükmedilemez. Zira tutarı takdire bağlı olan cezai şartta hakimin takdir hakkını kullanıp kullanmayacağının davacı tarafından bilinmesi mümkün değildir.
Tenkis edilen kısım yönünden davalı yararına vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi doğru görülmemiş olup hükmün bozulması gerekmiş ise de bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi ve 5236 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nın 5236 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle değiştirilmeden önceki 438/7 maddesi gereğince mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/5058, K. 2021/4245, 29 Nisan 2021 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama