KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2020/6448 E., 2022/1008 K.·Mahkemesi : 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Şubat 2022
Karar Metni
513 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 28.03.2019 gün ve 2018/578 - 2019/137 sayılı kararı onayan Daire'nin 12.02.2020 gün ve 2019/2862 - 2020/1253 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davalı adına tescilli 2004/36125 sayılı "THE FACE SHOP&ŞEKİL" ibareli markanın Türkiye'de kullanılmadığını, davacının tanınmış "THE BODY SHOP" markaları ile benzerliğinden dolayı ve 556 sayılı KHK'nın 8/4. maddesi uyarınca davacı şirketin dava açmakta hukuki yararının bulunduğunu ileri sürerek davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğünü ve markalar sicilinden terkinini istemiştir.
Davalı vekili, davacının hukuki menfaatinin bulunmadığını, Paris Anlaşması'nın tarafı olan bir ülkede tescilli tanınmış markanın Türkiye'ye hiç getirilmemesi halinde dahi himaye göreceğini, bu bağlamda davalı şirketin dava konusu markasının tanınmışlık vasfını taşıdığını, davalı şirketin markayı 01.10.2013 tarihinde dava dışı firmaya lisans vermek suretiyle kullandığını, www.faceshopturkiye.com alan adlı web sitesinin yayına girdiğini, davanın kötü niyetle açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, dosya kapsamına göre 06.01.2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren KHK'nın 14. maddesinin Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı sebebiyle davanın yasal dayanağının ortadan kalktığı, davanın niteliği itibariyle de yasal boşluğun Medeni Kanun’un 1. maddesi kapsamında doldurulamaması sebebiyle, karar tarihinde yasal dayanağı bulunmayan davanın konusuz kaldığının anlaşıldığı, tarafların haklılık durumları dikkate alınarak yargılama harç ve giderleri hakkında hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle dava konusuz kaldığından esas hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına dair verilen hükmün davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nce onanmasına karar verilmiştir.
Bu kez, davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere yargılama sırasında davanın yasal dayanağının Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru değil ise de, kararın sonucu itibariyle doğru bulunmasına göre, davalı vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
KARŞI OY YAZISI
Davada uygulanacak hukuki sebebin (kanun hükmünün) Anayasa'ya aykırılığı davanın taraflarınca ileri sürülebileceği gibi mahkemede, hükmün Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürerek Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilir. Uygulanacak hükmün iptali halinde ise davacının netice-i talebini haklı kılacak bir kanun hükmü bulunmayacağından, yani dava dayanaksız kalacağından bu durumda davanın konusu kalmayacağına veya karar verilemeyeceğine değil davanın reddine karar verilmesi gerekir.
HMK'nın 326/1 maddesi gereğince ise kanunda yazılı haller dışında yargılama giderleri aleyhine hüküm verilen taraftan alınacağına ve somut uyuşmazlıkta olduğu gibi kanun hükmünün Anayasa Mahkemesince iptali nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde yargılama giderlerinin ne suretle hükmedileceğine ilişkin kanunda ayrıksı bir hükümde bulunmadığına göre davanın reddiyle, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerekmekle, Sayın Çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 10.02.2022
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/6448, K. 2022/1008, 10 Şubat 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama