İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2020/745 K.2020/5483

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 20.06.2018 tarih ve 2017/363 E- 2018/250 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye…

Esas2020/745Karar2020/5483Tarih30 Kasım 2020Okuma7 dk · 1.343 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2020/745 E., 2020/5483 K.·Mahkemesi : Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
30 Kasım 2020
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.343 kelime·7 dk okuma

Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nce verilen 20.06.2018 tarih ve 2017/363 E- 2018/250 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 25.10.2019 tarih ve 2018/1521 E- 2019/1061 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun'un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle,

dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin, "LD" markasının tanınmışlığının tespiti için davalı kuruma yaptığı başvurunun nihai olarak TPMK YİDK tarafından reddedildiğini, oysa “LD” markasının tanınmış markalar için aranan kriterleri karşıladığını, müvekkilinin markasının Türkiye sigara pazarının %3 payına sahip olduğunu, Türkiye'de en bilinen ilk 15 sigara arasına girdiğini ileri sürerek, davalı ... YİDK kararının iptalini ve müvekkiline ait "LD" markasının Türk Patent markalar siciline, tanınmış marka olarak kayıt edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı Kurum vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 06.11.2003 gün 5000 sayılı ...

Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki Kanunu'nun 13/d maddesi uyarınca, Markalar Dairesi'nin, markaların tanınmışlık düzeyleri ile ilgili esasların belirlenmesi ve uygulamaya konulması işlemlerini yapma görev ve yetkisinin olduğu, mülga 556 sayılı KHK'nın 7/ı maddesi uyarınca, sahibi tarafından izin verilmeyen Paris Sözleşmesinin 1. mükerrer 6. maddesine göre tanınmış markaların, Türk Patent tarafından başka bir kişi adına marka olarak tescilinin resen reddedilmesinin gerektiği, anılan hukuki düzenlemelerin bir arada göz önüne alınıp yorumlandığında,

marka sahiplerinin markalarının tanınmışlığının tespiti konusunda Türk Patent'e başvuru yapmalarının ve eğer başvuruları reddedilirse bu kararın iptali ve tanınmışlığının tespiti istemiyle mahkemede dava açmalarının mümkün bulunduğu, zira bu hukuki düzenlemeler gereği Türk Patent'in sonradan başka bir kişi adına yapılan marka tescil başvurusunu, elinde bulunan tanınmış markalar listesine bakarak resen reddetmesinin gerekli olduğu, ancak 556 sayılı KHK'nın 7/ı maddesi hükmünün Anayasa Mahkemesi'nin 27.05.2015 gün ve E.2015/33, K.2015/50 sayılı kararıyla iptal olunduğu, kararın aynı yıl içerisinde yayımlandığı,

Yasa Koyucunun SMK yürürlüğe girene kadar bu konuda 556 sayılı KHK'da herhangi bir düzenleme yapmadığı, anılan süre zarfında tanınmış markaların uluslararası düzenlemeler gereği sadece nispi ret nedeni olarak ileri sürülebilmesinin mümkün hale geldiği, ancak devam eden süreçte 556 sayılı KHK'nın 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 191. maddesi hükmü ile yürürlükten kaldırıldığı,

556 sayılı KHK'dan farklı olarak 6769 sayılı SMK'nın, Paris Sözleşmesi'nin 1. Mükerrer 6. maddesi kapsamında, tanınmış markaların başkaları tarafından marka tescil başvurusuna konu edilmesi halinde, re'sen redde yönelik mutlak ret nedenine yer vermediği, Paris Sözleşmesi'nin 1. Mükerrer 6. maddesi hükmünün, bir nispi ret nedeni olarak düzenlediği,

tanınmış markalara dayanarak aynı ve/veya benzer mal ve hizmetler bakımından itirazın SMK'nın 6/4 hükmünde, tanınmış markalara dayanarak aynı, benzer veya farklı mal ve hizmetler bakımından markanın tanınmışlığına zarar verici yahut onun itibar ve ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki sonraki tarihli başvurulara yönelik itirazın SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde düzenlendiği,

beliren kesin ve yasal duruma göre artık sonraki tarihli bir marka tescil başvurusuna itiraz edecek tanınmış marka sahiplerinin, her iki halde ve her bir başvuru anında, aynı veya benzer mal ve hizmetleri içeren başvurular bakımından, markasının tanınmışlığını, aynı, benzer veya farklı mal ve hizmetler bakımından ise markasının hem tanınmışlığını hem de sonraki tarihli başvurunun kendi markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını yahut onun itibar ve ayırt edici karakterine zarar vereceğini ispat etmesinin gerektiği,

SMK hükümlerindeki değişiklik ve tanınmışlığın ve bunun sonraki tarihli başvuruları engeleyecek düzeyde olup olmadığının, markanın zaman içerisinde kullanımıyla sürekli değişen hukuki ve fiili bir olgu olması karşısında, herhangi bir tarihte alınmış bir tanınmışlık kararının, her zaman ve her halde göz önüne alınıp, buna dayalı idari veya yargısal bir hüküm tesis edilmesinin de artık mümkün olmadığı, elbette her iki itiraz ihtimalinde, tanınmışlık vakıasının ileri sürülmesi sırasında nazara alınabilecek nitelikte "markaların tanınmışlık düzeyleri ile ilgili esasları belirlemek ve uygulamaya koymak yetkisinin" olduğu,

fakat anılan hukuki durum gereği, artık Türk Patent'in tanınmış markalarla ilgili bir liste tutmasının yasal olarak bir gerekliliğinin ve pratik bir hukuki faydasının kalmadığı, zira her bir başvuru anında tanınmışlığın ve zarar verici hallerin mevcudiyetinin ayrı ayrı ispatının gerektiği, bu sebeple tanınmışlık kararı verilmesine ilişkin başvuru ile bunun üzerine tesis edilen Kurum kararlarının, 10.01.2017 tarihinde önce tesis edilmiş olsa dahi, 10.01.2017 tarihinden sonra, artık işbu davanın açılması ve sürdürülmesinde de bir hukuki yararın bulunmadığı,

zira her ne kadar davacının tanınmışlık başvurusu 22.02.2016 tarihinde gerçekleşmiş olsa da mahkemece bir an için davada olumlu yönde hüküm tesis edilse dahi, bunun etkilerinin geleceğe dönük olabileceği ve beliren hukuki durum karşısında, kararın davacı için yararlı hiçbir hukuki sonucunun olmayacağı, açıklanan gerekçelerle öncelikle davanın bu nedenle reddedilmesinin gerektiği, kaldı ki davacıya ait "LD" ibareli markanın tanınmış bir marka olduğunun da kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, gerek 556 sayılı KHK'nın 7/i maddesi hükmünün Anayasa Mahkemesi'nin 27.05.2015 tarih ve 2015/33 E.- 50 K. sayılı kararıyla iptal olunduğu tarihten, 6769 sayılı SMK.'nın yürürlüğe girdiği tarihe kadar, gerekse 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren ve 556 sayılı KHK'yı yürürlükten kaldıran 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu döneminde, marka sahiplerinin Türk Patent'in resmi olmayan biçimde tuttuğu tanınmış markalar siciline kayıt olmalarında hukuki menfaatlerinin bulunduğu sonucunu değiştirecek herhangi bir yasal düzenleme yapılmadığı gibi, aksi yönde bir Yargıtay uygulamasının da gelişmediği,

tam tersine Türkpatent tarafından tanınmış marka başvuruları kabul edilmeye ve ayrı bir sicile tescile devam edildiği gibi, her ne kadar 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümlerine göre mutlak ret sebebi olarak dikkate alınmasa da nispi ret sebepleri çerçevesinde yapılan itirazlarda, Türkpatent tarafından bu tanınmış marka siciline kayıt durumu dikkate alınmaya devam edildiği, dolayısıyla gerek 556 sayılı KHK döneminde gerekse 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu döneminde, tanınmış marka siciline kayıtlı bir marka olmanın hukuki bir yararının halen bulunduğu,

dolayısıyla mahkemece hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, ancak mahkemece görüşüne başvurulan ve aralarında sektör bilirkişisinin de bulunduğu bilirkişi heyeti aracılığıyla yaptırılan incelemede, gerekçeleri de ayrıntılı bir şekilde açıklandığı üzere, davacı markasının bilinirliğinin, sektördeki diğer kurumsal markalara göre son derece düşük olduğu, satış tutarlarının da kendi sektöründe son sıralarda bulunduğu, yeterli dağıtım ağı ile tüketicilere ulaştığı yönünde bir bilginin de bulunmadığı,

sonuçta başvuru tarihi itibariyle tanınmış marka statüsünde korunmasına yeter kriterleri karşılamadığının bildirildiği, her ne kadar davacı vekilince, bilirkişi raporunda 4207 ve 4733 sayılı Kanunlar ile getirilen yasal mevzuat gereği, marka veya alametleri kullanarak, her ne suretle olursa olsun, reklam ile tanıtım yapmalarının ve tüketicileri kullanıma teşvik etmelerinin yasak olduğu hususunun nazara alınmadığı bildirilmek suretiyle rapora itiraz edilmişse de, tam tersine anılan bilirkişi raporunda bu yasal düzenlemeler de dikkate alındığından, davacı vekilinin bilirkişi raporuna itirazlarının yerinde olmadığı,

davacının markasının tanınmışlığını ispat edemediği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın anılan gerekçeyle reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davacının “LD” markasının tanınmış marka olarak tescili talebinin reddine dair YİDK kararının iptali ile davacı markasının Tanınmış Markalar Siciline tescili istemine ilişkindir.

Bölge adliye mahkemesince, işin esasına girilerek, yazılı şekilde hüküm tesisi yoluna gidilmişse de, davalı kurumun, tanınmış marka sicili oluşturarak, tanınmış markaları bu sicile kayıt yetkisi bulunmamaktadır. Zira, ...'na bu yönde yetki ve görev veren bir mevzuat hükmü bulunmamaktadır. Kaldı ki, Dairemizin yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere, tanınmışlık sabit bir olgu olmayıp, her somut olayda münferiden ispatlanması gereken bir vakıadır.

Bu nedenle, iş bu davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığının kabulü gerekir. Nitekim, Dairemizin, 05.02.2020 gün, 2019/2980 Esas-2020/931 Karar sayılı ilamında da aynı sonuçlara ulaşılmıştır. Hukuki yarar ise dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında re’sen göz önüne alınması gereken bir husustur.

Bu itibarla, iş bu davanın açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gözetilerek, davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle işin esasına girilmesi doğru görülmemiş, bölge adliye mahkemesi kararının re’sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının re’sen BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 30.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/745, K. 2020/5483, 30 Kasım 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2020/745
Karar No
2020/5483
Tarih
30 Kasım 2020

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2020/748 K.2020/6692
  • Yargıtay 14. Ceza Dairesi E.2020/748 K.2020/5866
  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E.2020/752 K.2020/3175
  • Yargıtay 19. Ceza Dairesi E.2020/752 K.2020/19061
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2020/753 K.2020/7553
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2020/754 K.2020/7803

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.