KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2021/1710 E., 2022/7400 K.·Mahkemesi :ticaret Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ekim 2022
Karar Metni
457 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 24.11.2020 tarih ve 2020/317 E. - 2020/818 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 25.10.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirket ile davalı şirket arasındaki sözleşmeye istinaden davacı şirket tarafından düzenlenen fatura bedelinin ödenmemesi üzerine alacaklı olduklarının tespiti talebiyle açılan bilahare 22.06.2006 tarihinde ıslah ile alacak davası olarak devam edilen davada ıslah edilirken alacağın faizine yönelik sehven talepte bulunulmadığı, davalının asıl alacağa ilişkin iddialarının İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce incelendiği ve reddedildiği, faizin asıl alacağın dışında dava konusu yapılabileceği, alacağın zamanaşımına uğramadığını belirterek,
asıl alacağa ilişkin davada davacıya ödenmesine karar verilen 121.540,00 TL’ye, ıslah tarihi olan 22.06.2006 tarihinden itibaren, işlemiş 168.809,90 TL faiz alacağının dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, asıl alacağa ilişkin davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacı ile davalı arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını, davacının davalıdan alacağının doğmadığını, dolayısyla ana para alacağı olmadığından faiz alacağının da oluşmayacağını, davacının faiz talebinin zamanaşımına uğradığını belirterek, savunmasıyla davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve dosya kapsamına göre, davacının davalı ile yaptıkları ticari alış veriş nedeniyle faturaya bağlı alacağının tahsili amacıyla açtığı dava sonunda İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/167 Esas ve 2012/209 Karar sayılı ve 27.09.2012 tarihli kararı ile davada faiz talebi olmadığından asıl alacak yönünden davacının 121.540,00 TL alacaklı olduğuna karar verildiği,
hükmün Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nce onandığı ve davalının karar düzeltme talebinin 12.05.2015 tarihli karar ile reddedilerek kesinleştiği, alacak davaları ve bunların fer’ileri 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğundan davalının zamanaşımı itirazının reddedildiği, asıl alacağa ilişkin davanın açıldığı tarih olan 22.06.2006 ile faiz alacağı talebini içeren davanın açılış tarihi olan 12.11.2012 tarihi arasında hüküm altına alınan 121.540,00 TL tutarındaki kesinleşen asıl alacağa 3095 sayılı Kanun'un 2. maddesi uyarınca avans faizi hesabı yaptırıldığı,
davacının 165.936,23 TL faiz alacağı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 165.936,23 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, faiz işletilmesine yönelik talebin reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili, kararı temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/1710, K. 2022/7400, 25 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama