KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2021/3397 E., 2022/7074 K.·Mahkemesi : Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Ekim 2022
Karar Metni
535 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.09.2020 tarih ve 2018/775 E. - 2020/451 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi’nce verilen 04.02.2021 tarih ve 2021/88 E. - 2021/205 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacılar vekili, davacıların muris babalarının maliki olduğu taşınmaz üzerindeki haklarını sözleşme karşılığı dava dışı kooperatife devrettiğini, kooperatiften olan bir daire haklarını davalıya 6.500.-TL’den satıp paralarını aldıklarını, davalı teminat olduğunu belirterek davalıların her birinden 30.000.-TL tutarlı bono aldığını, daha sonra davalı kooperatiften dairesini alamadığını belirterek teminat olarak aldığı bonoların herbirine dayanarak davacılar hakkında ayrı ayrı icra takibine başlattığını, söz konusu bonoların bedelsiz olduğunu,
davalının davacıların bilgisizliklerinden yararlanarak ödediği paradan fazla tutarlı senetler aldığını ileri sürerek, davacıların aleylerine başlatılan icra takiplerinden dolayı borçlu olmadıklarının tespitini, bu talep kabul görmezse 6.500,00 TL yönünden borçlu olduklarının tespiti ile bakiye yönünden icra takiplerinden borçlu olmadıklarının tespiti ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve etmiştir.
Davalı vekili, söz konusu bonoların davacıların borcu nedeniyle davalıya verildiğini, davacıların iddialarının doğru olmadığını, ispat yükünün davacılarda olduğunu ve senetle ispatı gerektiğini belirterek, davanın reddini ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacıların yaşları, ekonomik ve sosyal durumları itibariyle iradelerinin aşırı yararlanma suretiyle fesada uğratıldığına dair makul ve inandırıcı delil ve belge sunulmadığı, ayrıca bonoların bedelsizliği iddialarının senetle ispatı gerektiği, tanıkla ispatının olanaklı olmadığı, davacıların bu iddialarını ispatlayamadıkları gerekçesiyle davanın ve davalının tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; dava konusu bononun teminat senedi olduğunu iddia eden davacıların bu iddiasını HMK’nın 201. maddesi uyarınca yazılı delille ispatlaması gerekmektiği, dosya kapsamında davacı tarafından, dava konusu bononun teminat olarak verildiğine dair yazılı bir delil sunulmadığı, ayrıcı bonolarda da teminat senedi olduğuna ilişkin herhangi bir ibare bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davacılar vekili temyiz etmiştir.
HMK'nın 6763 sayılı Kanun'un 42. maddesi ile değişik 362/1-a maddesi hükmüne göre, Bölge Adliye Mahkemelerinin miktar veya değeri 40.000,00 TL'yi geçmeyen davalara ilişkin verdiği kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz. Bu miktar, HMK'nın Ek 1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm tarihi itibarıyla 78.630,00 TL'dir. Dava, davacıların her biri aleyhine başlatılan 4 ayrı icra takibinden dolayı davacıların borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Davacılar vekili tarafından istinaf kararına karşı temyize başvurulmuşsa da davacıların her birinin borçlu olmadığının tespitini istediği borç tutarı temyiz sınırının altında kaldığı anlaşılmaktadır.
HMK'nın 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken aynı Kanunun 346/2. maddesi hükmü uyarınca, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bu yönde karar verilebileceğinden, davacılar vekilinin kesin olan karara yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/3397, K. 2022/7074, 18 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama