KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2021/4534 E., 2022/8484 K.·Mahkemesi :... Bölge Adliye Mahkemesi 19.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Kasım 2022
Karar Metni
534 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Tüketici Mahkemesince verilen 03.04.2018 tarih ve 2016/669 E- 2018/282 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi'nce verilen 12.11.2020 tarih ve 2018/1948 E- 2020/1659 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla,
6100 sayılı Kanun'un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan 30/05/2013 tarihinde 300.000,00 TL tutarında tüketici kredisi çektiğini, bu krediye teminat olarak davalı bankanın mevduat rehni sözleşmesi gereği müvekkilinin mevduat hesabındaki blokeyi kaldırdığı bedellere mevduat yenileme dönemindeki güncel mevduat faiz oranlarını uygulamak yerine tek taraflı olarak belirlediği %6,68 gibi keyfi bir oran uyguladığını beyanla dava tarihinden itibaren davalı bankanın müvekkilinin mevduat hesabına güncel faiz oranları uygulamasına,
dava tarihine dek davalı bankaca tek tarafı olarak keyfiyen kötüniyet ve haksız tayin edilen faiz oranının yenilenen mevduattaki güncel faiz oranlarının hesaplanarak elde edilecek tutarı vermekte direnen davalı bankadan mevduattaki en yüksek oranları ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, mevduat rehin sözleşmesinin herhangi bir vadeli hesap açılması ya da faiz oranı verilmesi hükmü içermediği gibi müvekkili bankanın ilan etmiş olduğu tabela faiz oranları ile bağlı olmak kaydı ile bu faiz oranlarının üstünde dilediği faiz oranını vermekte serbest olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; rehin konulan vadeli mevduat hesabının 39 günlük ve % 6.25 faiz oranı üzerinden vadeye bağlandığı, hesabın incelenmesinde hesaptan vadesiz mevduat hesaplarına aktarımlar ve nakit çekimler olduğu hesabın donuk seyretmediği, hesap sahibi olan davacının vade tutar ve uygulanan faiz oranları hakkında bilgi sahibi olduğu, davalı bankanın davacıya ait vadeli mevduat hesaplarına her dönem için tabela oranlarının üzerinde faiz oranları uyguladığını, taraflar arasında uygulanacak mevduat rehin sözleşmesinde uygulanacak faizle ilgili herhangi bir hüküm bulunmadığı ve bankanın tabela faiz oranları üzerinde davacının vadeli mevduatına faiz uyguladığı göz önüne alındığında davacının davasının haksız olduğunun gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince,10.05.2017 tarihli bilirkişi raporunun taraf, mahkeme ve istinaf kanun yolu denetimine olanak sağlayacak şekilde düzenlenip, hükme esas alınmaya yeterli olduğu, gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/4534, K. 2022/8484, 29 Kasım 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama