KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2021/4839 E., 2023/720 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Şubat 2023
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Hüküm
- Esastan ret
Karar Metni
1.701 kelime·9 dk okuma·13 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvuruları esastan reddedilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, duruşma istemli olarak davalı vekili ve duruşma istemi olmaksızın davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 07.02.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya Kars Kale HES şantiyesinde kullanılmak üzere akaryakıt sattığını, sevk irsaliyelerinde durumun açıkça görüldüğünü, davalının mali müşavirinin borcun bir kısmını kabul ve ikrar ettiğini, bedeli ödenmeyince başlatılan icra takibinde davalının yetkiye ve borca itiraz ettiğini, götürülecek borç olan para borcu için müvekkilinin ikametgahı Ankara İcra Dairelerinin yetkili olduğunu, davalının borca itirazında dava dışı ve konu ile ilgisiz Kadooğlu Enerji Elektrik ve Üretim A.Ş. ile yaptığı sözleşme gereği bedelini vermediğini söylemeye çalıştığını, müvekkili ile bayiliğini yaptığı Kadooğlu Petrolcülük firmasının farklı tüzel kişiliklere sahip olduğunu ileri sürerek itirazın iptalini, icra inkar tazminatının tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin Kadooğlu Enerji Elektrik ve Üretim A.Ş. ile imzaladığı sözleşme gereği Kale Hes regülatörü işini üstlendiğini, davacının Kadooğlu Holding bünyesinde faaliyet gösterdiğini, şantiyede kullanılan mazotun Kadooğlu Holding’in talebi ile grup şirketi olan davacı şirketçe temin ve şantiyede teslim edildiğini, bedelinin ise sözleşmedeki hüküm gereği avans- hakediş mahsubu suretiyle ödendiğini, alacaklının ödemelerinin ise Kadooğlu Enerji Elektrik ve Üretim A.Ş. tarafından yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 89 uncu maddesine göre taraflarca aktin ifa yeri belirlenmemişse para borçlarının, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceği hükmü gereğince davacının yerleşim yeri olan Ankara İcra Dairesinde takip başlatabileceği, davacı ile dava dışı Kadooğlu Enerji Elekt. ve Üretim A.Ş.'nin ayrı tüzel kişilikler olduğu,
akaryakıt bedelinin davalı şirkete eser sözleşmesi kapsamında avans olarak verilmesinin ve verilen bu avansın davalı tarafça davacı şirketin hesabına aktarılmış olmasının tek başına davacının davalıya sattığı dava konusu faturalara konu akaryakıt bedelinin dava dışı Kadooğlu Enerji Elekt. ve Üretim A.Ş.'den olan alacağından mahsup edileceğini göstermeyeceği, davalının Kadooğlu Enerji Elekt. ve Üretim A.Ş.'den hakediş alacağının bulunmasının ödemezlik def'i olarak ayrı tüzel kişiliği olan davacı şirkete karşı ileri sürülemeyeceği, davacının akaryakıt satıp teslim ettiği,
tarafların birbirini teyit eden defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibarıyla davacının 155.787,62 TL alacaklı olduğu, takipten önce davalının temerrüde düşürülmediği, takipten önceki döneme ilişkin işlemiş faiz istenilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, Ankara 13. İcra Müdürlüğünün 2014/10224 E. sayılı takip dosyasında davalının 155.787,62 TL asıl alacak tutarına itirazının iptaline, 155.787,62 TL asıl alacak tutarının takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili için takibin devamına, fazlaya ilişkin alacak isteminin reddine,
kabul edilen tutar üzerinden %20 oranında hesaplanan 31.157,24 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının akaryakıt bedelini makul sürede ödemesi gerektiğini, temerrüt için ihtarın zorunlu olmadığını, temerrüdün gerçekleştiğini, takip öncesi işlemiş faiz alacağının da hüküm altına alınması gerektiğini ileri sürmüştür.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; delillerinin toplanmadığını, davacı ile Kadooğlu Enerji Üretim A.Ş.’nin ortaklarının Kadoğlu ailesi mensupları olduğunun anlaşıldığını, tarafların defterlerinin sadece faturalar açısından incelendiğini, Ankara İcra Müdürlüğünün yetkisinin bulunmadığını, taraflar arasında akaryakıt sözleşmesi imzalanmadığını, ödemelerin Kadooğlu Enerji Elektrik ve Üretim A.Ş. ile yapılan sözleşme kapsamında gerçekleştirildiğini, takibe konu alacağın Kadooğlu Enerji Elektrik ve Üretim A.Ş. tarafından teminat mektubunun nakte çevrilmesi ile tahsil edildiğini, adı geçen şirket aleyhine açılan davanın derdest olduğunu,
hakkın açıkça kötüye kullanılmasının korunamayacağını, motorinin Kadooğlu Petrol tarafından Mersin’den gönderildiğini, davacının sadece fatura düzenlediğini, icra inkar tazminatı verilemeyeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6098 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesine göre taraflarca aktin ifa yeri belirlenmemişse para borçlarının alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceği hükmü gereğince davalının icra dairesinin yetkisine yönelik itirazının yerinde görülmediği, davalı tarafça ödemezlik def'i ileri sürülmüş ise de davacının 26.04.2012 tarihli sözleşmede taraf sıfatı bulunmadığı gibi sözleşmede de avans olarak ödeme hususunun kesin bir sözleşme hükmü olmadığı, icra takibinden önce davalının temerrüde düşürülmediği, yargılamanın usul kurallarına uygun olarak yapıldığı, alacağın likit olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının akaryakıt bedelini makul sürede ödemesi gerektiğini, temerrüdün gerçekleştiğini, davanın tümüyle kabulünün gerektiğini ileri sürerek kararın düzeltilerek onanmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Ankara İcra Müdürlüğünün yetkisinin bulunmadığını, taraflar arasında akaryakıt sözleşmesi düzenlenmediğini, takibin faturaya dayandığının dikkate alınmadığını, takibin dayandığı sözleşme olmadığı kabul edildiği hâlde sözleşmenin ifa yeri gerekçesiyle yetki itirazının reddedildiğini, delillerinin toplanmadığını, ispat hakkının kullandırılmadığını, borca ve borç miktarına bir itirazları olmadığı hâlde gereksiz bilirkişi incelemesi yapıldığını, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/116 K. sayılı ilamı ile davalı şirketin iddialarının asılsızlığının tespit edildiğini, anılan dosyada 1.408.936,52 TL’nin tahsiline karar verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacının icra takibinde haklı olup olmadığı, takipten önce temerrüdün oluşup oluşmadığı, takibin yetkili icra dairesince yapılıp yapılmadığı, davalının dava dışı şirketle olan sözleşmesindeki hükümler uyarınca davacının düzenlediği faturaları ödemiş sayılıp sayılmayacağı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6098 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesi.
3.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin taraflardan alınarak yekdiğerine verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.02.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararın da temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilecek istinaf red harcı ile Yargıtayca hükmedilecek onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.
T.C. Anayasasının 73/3 maddesinde "Vergi, resim, harç vb. mali yükümlülüklerin Kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı",
492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı",
(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",
1/e maddesinde "yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı"
2.a maddesinde de "1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlarla, davanın reddi kararı ve icra tetkik merciilerinin 1. fıkra dışında kalan kararlarında" maktu harç alınacağı düzenlenmiştir.
Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen "istinaf başvurusunun esastan reddi" kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir.
Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen "esas hakkında" karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.
Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki "esastan" ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)
Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir. (Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99)
1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.
Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası'nın 73/3 maddesindeki "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına" ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.
Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.
Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararının, niteliğine göre maktu olmalıdır.
Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum. A.G.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/4839, K. 2023/720, 8 Şubat 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama