İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2021/5117 K.2023/297

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Esas2021/5117Karar2023/297Tarih16 Ocak 2023Okuma11 dk · 2.271 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2021/5117 E., 2023/297 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
16 Ocak 2023
Mahkemesi
....Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
Hüküm
Ret
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.271 kelime·11 dk okuma·13 bölüm

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin senaryo yazarı olduğunu, davalı SinemaTürk Tv kanalında 01.12.2002 tarihinden 30.11.2004 tarihine kadar ve 2006 yılı boyunca gösterilen Türk filmlerinin diyalog ve senaryo yazarı olduğunu, ancak davalının müvekkiline herhangi bir gösterim, telif ücreti ödemediğini, müvekkilinin bunun üzerine davalıya ihtarname çektiğini, ancak sonuç alamadığını, müvekkilinin gerek 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (5846 sayılı Kanun) gerekse Anayasa Mahkemesinin 2010/73 E., 2011/176 K. sayılı ilamı ile eser sahibi olup bu filmlerin gösterimi ile ilgili mali, telif haklarına sahip olduğunu, alacağın tahsil için başlattıkları icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının daha önce İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2004/999 E. sayılı dosyasında aynı konuda dava açtığını, Mahkemenin hangi sıfatla hangi filmler üzerinde hak sahibi olunduğunun dava dilekçesinde açıkça belirtilmemesi nedeniyle dava dilekçesinin iptaline karar verdiğini, kararın davacı yönünden kesinleştiğini, yine davacının İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2005/431 E. sayılı dosyasında dava açtığını, bu davanın da açılmamış sayılmasına karar verildiğini, alacak iddialarının zamanaşımına uğradığını, davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davaya konu ettiği filmlerin 1995 yılı öncesine ait olduğu, 1995 yılında 4110 sayılı Kanun'la yapılan değişiklik öncesinde sinema eserlerinde koruma süresinin aleniyetten itibaren 20 yılla sınırlı olduğu, 1995 yılında 4110 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucu koruma süresinin 70 yıla çıkarıldığı, 1995 yılı öncesinde 5846 sayılı Kanun'nun 8 inci maddesine göre eser sahibinin imal ettiren olduğu, dosyada davacının yapımcı olduğuna dair somut bir delil sunulmadığı, davacının statüsünün senaryo ve metin yazarlığı olduğu, buna göre eser sahibi sayılmadığı, dolayısıyla dava hakkı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususlara ilaveten 5846 sayılı Kanun'un 80 inci maddesinin icracı sanatçılara, icralarının yer aldığı filmlerin çoğaltılması, dağıtılması, kira ve umuma iletilmesi hususunda yetki verdiğini, Mahkemenin 5846 sayılı Kanun'un Ek 2 nci maddesini dar ve yanlış yorumladığını ve müvekkilini hak kaybına uğrattığını, aslında 1995 yılı öncesindeki filmler için de koruma süresinin uzatılmış olduğunu, 2001 yılında yapılan değişiklik ile de film yapımcılarının bağlantılı hak sahibi kabul edildiğini, Mahkeme kararının kanun koyucunun iradesine aykırılık teşkil ettiğini,

müvekkilinin dava konusu filmlerin yönetmen, senaryo ve diyalog yazarı olarak eser sahibi olduğunu, mali, telif haklarının bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 1995 yılından önce yapımına başlanan filmler yönünden eser sahipliğinden kaynaklanan mali hakları bulunmadığı, dolayısıyla Mahkemece davacının eser sahibi olmaması nedeniyle davanın husumetten reddi gerekirken esastan reddine karar vermesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davacının husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle. 1995 yılı sonrası yapılan değişiklikler ile Kanun koyucunun hak sahiplerinin haklarını korurken yasal düzenlemede geç kalındığının farkına vardığını ve korumaları en üst düzeyde geçmişe etkili olarak sunmak için gerekli düzenlemeleri yaptığını, söz konusu yasal değişikliklerden önce de zaten Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Anlaşması (TRIPS), Roma Sözleşmesi,

Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) Anlaşması gibi uluslararası sözleşmelerle senaryo ve diyalog yazarı ile icra sanatçılarının haklarının korunduğunu, Mahkemenin 5846 sayılı Kanun'un Ek 2 nci maddesini yanlış ve dar yorumladığını, ancak 1995 yılında meydana gelen değişikliğin esasen sanatçılara sağlanan bağlantılı hakların 1995 yılından sonraki yapımlarla sınırlı tutulması olmadığını, Kanun koyucunun asıl amacının 1995 yılı öncesinde yapımı gerçekleşen filmler yönünden bu hakların uygulamasının ancak 1995 sonrası için geçerli olacağı olduğunu,

1995 öncesi filmler üzerinde 1995 sonrası değişiklikler ile sağlanan haklar nedeniyle ortaya çıkan mali imkanların, bu filmler üzerinde emeği olan ve yasal düzenlemede belirtilen tüm eser sahipleri ile bağlantılı hak sahipleri arasında adil şekilde dağıtılması gerekeceğini, müvekkilinin diyalog, senaryo yazarı olarak 5846 sayılı Kanun'a göre hak sahibi olduğunu, Türk sinema tarihi içerisinde çok önemli bir yeri olan Guinness rekorlar kitabına en fazla filme çekilmiş senaryo sahibi kişi olarak dahil edilen müvekkilinin filmlerinin,

TV kanallarında yüksek reyting saatlerinde yayınlanması ve müvekkiline herhangi bir ödemenin yapılmamasının kanuna ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, senaryo eser sahibi davacının eserden doğan telif ücreti alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 5846 sayılı Kanun'un 2, 5, 6, 8, 27, 51, 52 nci maddeleri.

3. Değerlendirme 1.Senaryo, bir tiyatro veya sinema eserinde, genel olarak eserin izleyicilere belirli bir plan ve mantık silsilesi içerisinde gösterilmesini sağlayan sahnelerin kurgusu ile anlatımı ve betimlemesi ile yaratılan karakter ve tiplemelerin sözlü ve sözsüz repliklerini konu alan, 5846 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinin ikinci fıkrası anlamında bir edebiyat eseridir. Bir senaryo eseri baştan itibaren tamamen bağımsız bir eser olarak oluşturulabileceği gibi 5846 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesi uyarınca daha önce var olan bir başka eserin (hikaye, roman vs.) işlenmesi suretiyle de oluşturulabilir.

2.Senaryo eserleri de diğer eserler gibi sahiplerine 5846 sayılı Kanun’un 27 nci maddesi uyarınca gerçek kişiler için yaşam+70 yıl (tüzel kişiler yönünden aleniyet tarihinden itibaren 70 yıl) süresince koruma sağlamaktadır. Bu süre 17.06.1995 tarih ve 4110 sayılı Kanun öncesinde yaşam+50 yıldır. 5846 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesindeki “El işleri, küçük sanat eserleri, fotoğraf ve sinema eserleri için koruma süresi aleniyet tarihinden itibaren 20 yıldır” şeklindeki düzenleme, 17.06.1995 tarih ve 4110 sayılı Kanun değişikliği ile aleniyet tarihinden itibaren 70 yıla çıkarılmış, 21.02.2001 tarih ve 4630 sayılı Kanun ile de bu madde ilga edilerek eserler yönünden tüm koruma süreleri 27 nci madde ile yeknesak şekilde düzenlenmiştir.

3.Sinema eserleri 5846 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi uyarınca bağımsız bir eser türü olarak korunmaktadır. Bununla birlikte sinema eserleri, senaryoların işlenmesiyle oluşan bir işleme eser mahiyetindedir. 5846 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi uyarınca sinema eserlerinde; yönetmen, özgün müzik bestecisi, senaryo yazarı ve diyalog yazarı, eserin birlikte sahibi olarak kabul edilmiştir. Bununla birlikte 5846 sayılı Kanun’da 07.06.1995 tarih ve 4110 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesinde ise yaratılan sinema eserlerinde eser sahibi onu “imal ettiren” kişidir.

4.5846 sayılı Kanun’un 51 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ileride çıkarılacak mevzuatla mali hakların şümulünün genişletilmesi veya koruma süresinin uzatılmasından doğacak salahiyetlerden vazgeçmeyi yahut bunların devrini ihtiva eden sözleşmeler batıl olarak kabul edilmiştir. Diğer bir anlatımla, eserden doğan mali hakların koruma kapsamını genişleten her türlü mevzuat değişikliğinden eser sahipleri yararlanacaklardır.

5.Davaya konu filmlerin sinema eseri olduğu ve Türkiye Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği (“SESAM”) tarafından gönderilen bilgi ve belgelere göre; davacının davaya konu filmlerin senaryo ve diyalog yazarı olduğu, ayrıca davalı yayın şirketinin muhtelif tarihlerde davaya konu olan filmleri yayınladığı bilirkişi heyeti marifetiyle tespit edilmiştir.

6.5846 sayılı Kanun’un 51 inci maddesi uyarınca sürelerin uzatılmasıyla birlikte koruma süresi, filmlerin 1961-1993 yılları arasındaki aleniyet tarihi itibariyle yirmi yıl sonrasında son bulmuş iken, koruma sürelerinin uzatılmasıyla birlikte bu süre tüzel kişiler yönünden 2148 yılına kadar uzamıştır. Aynı şekilde, bir edebiyat eseri türü itibariyle senaryo eserlerinden doğan yaşam+50 yıllık koruma süresi ise yaşam+70 yıla uzamıştır.

7.Ayrıca 5846 sayılı Kanun’un Ek 2 nci maddesinin son fıkrası uyarınca, “Bu Kanunun sinema eseri sahipliği ile ilgili hükümleri, 4110 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 12.06.1995 tarihinden sonra yapımına başlanan sinema eserlerine uygulanır” düzenlemesinin de olayda uygulanma yeri bulunmamaktadır. Zira, senaryo eseri sahipleri 4110 sayılı Kanun öncesinde ve sonrasında da eser sahibi olarak kabul edilmiştir. Öte yandan 4110 sayılı Kanun ile ilk defa eser sahibi olarak tanımlanan “diyalog” yazarları yönünden Ek 2 nci maddenin Anayasa’ya aykırılığına karar verilmiştir (29.12.2011 tarih ve 2010/73 E., 2011/176 K.). Bu karar uyarınca diyalog yazarları, 1995 yılı öncesi filmler yönünden de hak sahibi sayılmışlardır.

8.Bu bağlamda, senaryo eseri sahiplerinin gerek 4110 sayılı Kanun öncesinde gerekse sonrasında eser sahibi olmaları nedeniyle, Dairemizin 4110 sayılı Kanun öncesinde eser sahibi ve hatta bağlantılı hak sahibi olduğu dahi kabul edilmeyen icracı sanatçılar yönünden vermiş olduğu içtihatlar (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17.09.2019 tarih ve 2018/409 E., 2019/5485 K.) ile bu olay arasında bağlantı kurulması da doğru değildir.

O halde Mahkemece yapılması gereken iş, davacının davaya konu senaryo eserleri yönünden davalı ve/veya selefleri ile yapılan sözleşme ile 5846 sayılı Kanun’un 52 nci maddesi kapsamında davacının senaryodan doğan haklarını hangi süre ile ve ne suretle devir (tam devir, tam ruhsat, basit ruhsat) edildiği incelenip tartışılması gerekirken gerek yerel Mahkemece ve gerekse istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesince hatalı gerekçeyle 4110 sayılı Kanun öncesinde ilk gösterimi yapılan ve anılan Kanun ile koruma süresi uzatılan sinema eserleri yönünden,

bir işleme eser olan sinema eserine kaynak teşkil eden senaryo eserinden doğan hakların koruma süresinin uzatılmasından sonra ileri sürülemeyeceğine ilişkin gerekçeleri isabetli görülmemiş ve hükmün bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.01.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(Karşı Oy)

MUHALEFET ŞERHİ

Fikir ve Sanat eserlerinin çeşitleri 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun (5846 sayılı Kanun) 2 ila 6 ncı maddeleri arasında düzenlenmiştir.

Buna göre fikir ve sanat eserleri; ilim ve edebiyat eserleri, musiki eserleri, güzel sanat eserleri, sinema eserleri ve işlemeler ve derlemeler olmak üzere beş çeşittir.

İlim ve edebiyat eserleri 5846 sayılı Kanun'un 2 nci sinema eserleri ise aynı Kanun'un 5 inci maddesinde düzenlenmiştir.

Çoğunluğun da kabul ettiği üzere davacının sahibi (yazarı) olduğu senaryo bir ilim ve edebiyat eseri olduğu halde dava konusu sinema filmi ise bir sinema eseridir.

Kimlerin eser sahibi olabileceği 5846 sayılı Kanun'un 8 inci maddesin de düzenlenmiştir. Bu maddeye göre "bir eserin sahibi onu meydana getirendir. Bir işlemenin veya derlemenin sahibi, asıl eser sahibinin hakları mahfuz kalmak şartıyla onu işleyendir. Sinema eserlerinde yönetmen, özgün müzik bestecisi, senaryo yazarı ve diyalog yazarı, eserin birlikte sahibidirler. Canlandırma tekniğiyle yapılmış sinema eserlerinde, animatör de eserin birlikte sahipleri arasındadır."

Her ne kadar 5846 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinde senaryo yazarı da sinema eseri sahipleri arasında sayılmış ise de 17.06.1995 tarih ve 4110 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki düzenlemeye göre sinema eseri sahibi eseri imal edenlerdir. Yani 1995 değişikliğinden önce senaryo yazarı eser sahipleri arasında sayılmamıştır.

Yine 5846 sayılı Kanun'un Ek 2 nci maddesinin son fıkrası " Bu Kanunun sinema eseri sahipliği ile ilgili hükümleri, 4110 sayılı Kanun yürürlüğe girdiği 12.06.1995 tarihinden sonra yapımına başlanan sinema eserlerine uygulanır." hükmünü haizdir. Bu hükmün mefhum-u muhalifinden 1995 değişikliğinden önce yapımına başlanmış sinema eserlerinin sahiplerinin değişiklikten önceki hükümlere göre belirleneceği anlamı çıkmaktadır. Yeri gelmişken dava konusu sinema filminin yapımının 1995 değişikliğinden önce tamamlandığı hususunu tespit etmekte fayda vardır.

5846 sayılı Kanun'un Ek 2 nci maddesi diyalog yazarı ve animatörler yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiş olsa da senaryo yazarları bakımından halen yürürlüktedir. Bu demektir ki 1995 değişikliğinden önce yapımına başlanan sinema eserlerinde eser sahibi sadece eseri imal edenlerdir. Senaryo yazarları 1995 değişikliğinden önce sinema eseri sahibi kabul edilmemiştir.

Çoğunluğun da kabulünde olduğu üzere sinema filmi 5846 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi anlamında sinema eseri olmasının yanı sıra aynı Kanun'un 6 ncı maddesinde düzenlenen bir işleme eserdir de. İşleme eserdir çünkü senaryodan istifade suretiyle vucüda getirilmiştir.

İşleme eser istifade edilen eserden bağımsız bir eserdir ve bundan kaynaklanan mali hakları kullanma yetkisi sadece işleme eseri imal edene aittir. İşleme eser sahibi eserden kaynaklanan mali hakları herkese karşı hatta istifade edilen kaynak eser sahibine karşı dahi ileri sürebilir.

Sinema filmi işleme eser olmakla birlikte 5846 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi anlamında bir sinema eseridir. Senaryo ise 5846 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi anlamında ilim ve edebiyat eseridir. 1995 değişikliğinden önce ilim ve edebiyat eseri olarak senaryonun sahibi senaryo yazarı iken, sinema filminin sahibi ise onu imal edendi. Her iki eser tipi farklı statüde olduğundan sahipleri de farklıydı. Söz gelimi senaryo yazarı sırf senaryo yazarı olduğu için sinema filminin sahipliğinden kaynaklanan mali hakları üçüncü kişilere karşı ileri sürmesi de mümkün değildir.

Değişiklikten önce senaryo yazarı ancak senaryo metninden kaynaklanan mali haklarını, metni işleyip sinema filmi haline getiren imal edene karşı ileri sürebilir. İşleme de olsa sinema filmi statüsü Kanunda farklı düzenlenen yeni bir eserdir ve bu eserden kaynaklanan mali hakları kullanma yetkisi senaryoyu işleyip sinema eseri haline getiren imal edene aittir. (5846 sayılı Kanun madde Somut olayda dava sebebi olarak ileri sürülen vakıa, davacının senaristi olduğu yapımı 1995 değişikliği öncesine tesadüf eden sinema filminin davacının izni olmadan davalının sahibi olduğu TV kanalında gösterime sunulmasıdır.

Dava konusu sinema filmi 1995 değişikliğinden önce yapılmıştır. Davacı dava konusu filmin senaristidir. Ancak imal edeni değildir. 5846 sayılı Kanun'un son fıkrası hükmü gereği sinema eserinin sahibi senaryo yazarı değil filmi imal eden olduğundan davacıyı sinema eserinin sahibi kabul etmek mümkün değildir. Sinema eseri sahibi olmadığından sinema eseri sahipliğinden kaynaklanan mali hakları davalıya karşı kullanması da mümkün değildir.

(Hiç kimse sahip olduğu haktan fazlasını kullanamaz) Pek tabidir ki davacı senaristi olduğu ilim ve edebiyat eseri niteliğindeki senaryosundan kaynaklanan mali hakların ihlal edildiğini gerek filmi imal edene gerekse üçüncü kişilere karşı ileri sürebilir lakin işlenerek yeni ve farklı statüye tabi bir eser şekline bürünen sinema filminden kaynaklanan mali hakların sahibi olmadığı için (senaryo yazarı olduğunu öne sürerek) sadece sinema filmini imal edenin (sinema eseri sahibinin) ileri sürebileceği mali haklara ilişkin talepleri ileri süremez.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/5117, K. 2023/297, 16 Ocak 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. İstinaf Sebepleri
  9. C. Gerekçe ve Sonuç
  10. V. Temyiz
  11. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  12. B. Temyiz Sebepleri
  13. C. Gerekçe
  14. VI. Karar
  15. Muhalefet Şerhi

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/5117
Karar No
2023/297
Tarih
16 Ocak 2023

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2021/5118 K.2023/598
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2021/5119 K.2023/370
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2021/5120 K.2023/151
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2021/5127 K.2023/600
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2021/5141 K.2023/368
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2021/5153 K.2023/180

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.