KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2021/5554 E., 2022/7449 K.·Mahkemesi : Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ekim 2022
Karar Metni
806 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nce bozmaya uyularak davanın kabulüne dair verilen 22.04.2021 tarih ve 2020/761 E. - 2021/608 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin süresi içinde, davalı vekilinin ise süresi dışında verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin dava dışı Sirinellam Turizm Tic. Ltd. Şti.'ndeki hisselerini dava dışı ...ve ...'e devrettiğini, hisse devir sözleşmesine göre, şirketin Kadıköy Vergi Dairesine, SGK'ya, Kadıköy Belediyesine, ... Bankasına olan borçlarını devralanların ödeyeceğini, davalının da sözleşmenin ve alınan 120.000.- TL bedelli teminat senedinin kefili olduğunu, SGK'nın, Kadıköy Vergi Dairesinin, Kadıköy Belediyesinin, ...
Bankasının, Tedaş'ın şirketten alacağının bulunduğunu, şirket borçlarının 120.000.- TL'yi de aştığını, teminat senedi kapsamındaki borçların ödenmesi için tanınan sürenin 29.12.2011 olarak belirlendiğini, müvekkillerinin haciz tehdidi altında olduğunu, teminat senedinin tahsili için başlatılan takibe davalının itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davacıların bir zararının bulunmadığını, kimseye ödeme yapmadıklarını, haklarında icra takibine geçilmediğini, teminat senedine dayalı olarak talepte bulunamayacaklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalının kefil sıfatıyla imzaladığı hisse-devir satış sözleşmesinin 13.maddesine göre pay devrinin yapıldığı tarihe kadar şirketin borçlarından dolayı 24 aylık sürenin de geçtiği gözetilerek teminat senedinin işleme konulacağı düzenlenmiş olduğu, ayrıca sözleşmenin 14. maddesine göre davalı da dahil sözleşmede imzası bulunan kişiler aleyhine hukuki yollara başvurulacağı da belirtildiği,
şirketin sözleşmede belirtilen devirden önceki dönemden Kadıköy Belediye Başkanlığına 23.209,81 TL, Kadıköy Vergi Dairesine 86.307,47 TL, AYEDAŞ'a 13.554,84 TL, SGK'ya 105.182,30 TL, yine Kadıköy Vergi Dairesi'ne 39.367,59 TL ve ...
Bankası'na 9.999,00 TL borcunun bulunduğu ve belirtilen süre içinde ödeneceği taahhüt edilen (sözleşmeden itibaren 24 aylık süre içinde) şirket borçlarının ödenmemiş olduğu, senedin işleme konulması için ayrıca ek şart bulunmadığı anlaşılmakla senedin sözleşmeye göre tahsili için sözleşmede belirlenen şartların oluştuğu, dayanak bono için sözleşmede müteselsil kefil olan davalının başlatılan icra takibine bu anlamda itirazının hukuki dayanağının bulunmadığı gerekçesi ile,
davacı yanın davasının kabulü ile dayanak icra takibinde davalı yanın itirazın iptaline takibin devamına, takibe ve davaya konu alacak likit olduğundan davacı lehine %20 icra inkar tazminatına karar verilmiştir.
Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, bozma ilamına uyularak ve tüm dosya kapsamına göre yapılan yargılama sonucunda; sözleşmeye ve teminat senedine dayanak olan borç yargılama sırasında ödeme ile sona erdiğinden teminat senedine konu riskin ortadan kalktığı, bu bağlamda davacıların artık mahiyeti gereği teminat senedine istinaden davalıdan alacak tahsil talep etme hak ve yetkileri kalmadığı, davacıların davaya dayanak olan icra takibini (asıl alacak ve işlemiş faiz yönünden) sürdürme imkanları yargılama sırasında sona erdiğinden, davanın bu alacaklar yönünden konusuz kaldığı,
icra takibinin yapılmasına ve davanın açılmasına davalı sebebiyet verdiğinden HMK.nın 331/1. maddesi hükmü gereği davalı tüm takip ve dava giderlerinden sorumlu olacağı, ayrıca davaya dayanak takibin taraflar arasındaki sözleşme uyarınca sözleşmenin teminatı olan bonoya dayalı alacak talebine ilişkin olduğu, davalı kefil olup davacılara karşı sorumluluğu ve tutarı yargılama ile belirlendiğinden alacağın likit olduğundan söz edilemeyeceği gerekçesi ile davalının istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kaldırılarak ve yeniden hüküm kurularak,
davaya dayanak olan İstanbul Anadolu 1. İcra Müdürlüğü'nün 2012/4031 (yeni 2017/18519) sayılı takipteki itiraza konu asıl alacak ve işlemiş faiz konusuz kaldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, icra takip masrafları yönünden itirazın iptali ile takibin devamına, davacının koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine, davalının koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, taraf vekillerince temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
1- Mahkemece verilen hüküm davalı ... vekiline 02.06.2021 tarihinde tebliğ edilmiştir. HMK’nın 366. maddesi delaletiyle uygulanan 343/5.maddesine göre temyize başvuru tarihi HMK 118. maddesine göre temyiz dilekçesinin kaydedildiği tarih olup, davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin UYAP’a davalı vekilince yüklendiği 17.06.2021 tarihi temyiz tarihidir. Davalı ... vekili yasal süre sonu olan 16.06.2021 tarihinden sonra 17.06.2021 tarihinde hükmü temyiz etmiş olup, süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 tarihli ve 1989/3 E. – 1990/4 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da karar verilebileceğinden, davalı vekilinin temyiz süresi geçtikten sonra yapılan temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, devir tarihinden önceki dava dışı şirket borçlarının davacılar tarafından ödendiği iddia ve ispat edilmediği gibi şirket borçlarının tümünün daha sonra şirket tarafından ödenmiş olmasına göre davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/5554, K. 2022/7449, 26 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama