KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2021/6325 E., 2023/3075 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Mayıs 2023
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/947 Esas, 2021/1336 Karar
- Hüküm
- Kabul
Karar Metni
1.169 kelime·6 dk okuma·14 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 16.05.2023 günü hazır bulunan davacı vekilleri Av. ... ile Av. ..., davalı ... vekili Av. ..., davalı ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava ve takip konusu 12.750,000,00 TL bedelli bonodaki imzanın davacıya ait olmadığını, ayrıca bonodaki yazıların da davacının eli ürünü olmadığını, bonoya göre davacının işbu bonoyu ...'a verdiğinin gözüktüğünü, davacının davalılar ile hiçbir ticari veya ticari olmayan ilişkisi bulunmadığını iddia ederek takip dosyasına konu olan bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile davalılar aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davalılardan ...'ın tekstil işi ile iştigal ettiğini ve yurt dışına tekstil ürünleri sattığını, ... ile davacının sahibi olduğu YŞG İnş. San. Tic. Ltd.
Şti. arasında yapılan inşaat yapılıp satılarak gelirinin paylaşımı ve kat karşılığı inşaat sözleşmelerinin imzalandığını, davacı ile ortak arsa alma ve alınan bu arsalar üzerinde konut yapılarak satılması şeklinde ticaret yapılması hususunda anlaşıldığını, tüm bu süreç boyunca davalı ile davacının iletişimde olduğunu ve tüm ödemeleri ...'ya yaptığını, elden ödenen paraların yanında inşaat yapılıp satılması ve gelirinin paylaşılması esnasında ...'nın satılan dairelerin parasını davalıya ödemediğini, yeni işler yapacağını ve daha çok para kazanacaklarını belirterek davalıya ödeme yapmadığını,
daha sonra toplam alacak olan 12.750.000,00 TL karşılığı dava konusu senedin imzalanarak davalıya verildiğini savunarak davanın reddi ile %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile adli tıp kurulu raporları dikkate alındığında davaya konu senet altındaki imzanın davacı ... eli ürünü olduğunun tespit edildiği, davacının ele geçirilen imzasının üzerine senet oluşturulduğu iddiaları ve bu iddiaların yargısal süreç içerisinde sürekli değişkenlik göstermesi de dikkate alındığında davacının bu iddialarının borçtan kurtulmaya matuf olduğu davaya konu senet altındaki imzanın bilimsel ve teknik olarak davacı eli ürünü olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosya kapsamında alınan Adli Tıp Kurumu raporları ile senet üzerinde olağan dışı yıpranma, saçaklanma, katlanma izleri bulunduğunun, imzanın çevresinde yapıştırıcı bakiyeleri bulunduğunun, senedin sağ kenar ortasında belirgin olmak üzere mürekkep ve karbon benzeri bakiyelerin bulunduğunun, senedin alt ve üst kısımlarındaki yıpranma ve saçaklanmaların farklı olduğunun, A-4 kağıda basılmış mutad matbu senetlerden olmadığının, senet üzerindeki çizgi kalınlıkları,
harf ve desen baskısının homojen olmadığının tespit edildiği ve "tüm bulgular birlikte değerlendirildiğinde inceleme konusu senedin imzadan faydalanılarak oluşturulmuş olduğu" görüşünün beyan edildiği, taraflar arasında bononun 15.01.2015 tanzim tarihinde 12.750.000,00 TL bedelli borç doğuracak hukuki ilişkinin varlığının davalı tarafça ispatlanamadığı, senedin hile ile alındığı iddiasının bilirkişi raporu ile ispatlandığı,
İlk Derece Mahkemesinin sadece imzanın davacıya ait olması nedeniyle hile iddiası incelenmeden davanın reddi kararı vermesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, davacının davaya konu 15.01.2015 tarihli, 30.10.2015 vadeli 12.750.000,00 TL miktarlı bono nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin lehdar tarafından değil, ciranta hamil ... tarafından başlatıldığı,
takip başlatan davalı ...’ın senedin hile ile alındığını bilebilecek durumda olmadığı gerekçesiyle kötü niyet tazminatı talebinin reddine, davalılar ... ve ...'ın inkâr tazminatına ilişkin istinaf taleplerinin de davanın kabulüne karar verilmesi nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 16.01.2020 tarih, 2019/2147 E. ve 2020/10 K. sayılı kararıyla Adli Tıp Kurumu raporunun sonuç kısmına değer verilmemesi gerektiği ve ceza dava dosyasının sonucu beklenilmeksizin karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu senedin davacının imza örneklerinden yararlanarak sahte olarak düzenlendiği ve davalı ... tarafından, aynı zamanda aralarında akrabalık ilişkisi bulunan diğer davalı ... vasıtasıyla takibe konulduğu ceza mahkemesi kararıyla sabit olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, davacının 15.01.2015 tanzim, 30.10.2015 vade tarihli 12.750.000,00 TL bono nedeniyle davalılara borçlu bulunmadığının tespiti ile,
senedi takibe koyan davalı ...'ın, senedin sahte olduğunu bildiği halde diğer davalı ile birlikte hareket ederek takibe konu ettiği, takibin haksız ve kötü niyetli olduğu kanaatiyle, davacı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin kabulüne, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; usulüne uygun mazeret dilekçesi verildiğini, ancak Mahkemece gıyabında karar verilerek savunma hakkının kısıtlandığını, bozma ilamında hükme esas alınamayacağı belirtilen adli tıp raporuna göre ceza yargılamasında mahkûmiyet kararı verildiğini, Bölge Adliye Mahkemesince yeniden rapor alınması taleplerinin reddedildiğini, ceza dosyasında yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunulduğunu, bu nedenle devam eden sürecin beklenmesi gerektiğini, ceza mahkemesi kararının maddi vaka yönünden hakimi bağlayıcı olduğunu, hukuki değerlendirmenin hakime ait olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; ceza yargılamasında maddi vakaların hukuk hakimini bağladığını, hukuki değerlendirmenin hukuk hakimini bağlamayacağını, bozma ilamında hükme esas alınamayacağı belirtilen rapor ile verilen mahkumiyet kararına dayanılarak davanın kabulünün hatalı olduğunu, davacı tarafından takibin iptali talebi ile açılan İcra Hukuk Mahkemesi dosyasında ceza kararı dikkate alınmadan mahkemece rapor alınarak sonuca varıldığını ve davanın reddine karar verildiğini, Bölge Adliye Mahkemesince de hukuki değerlendirme yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararının bozulması istemi ile temyiz talebinde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/6325, K. 2023/3075, 18 Mayıs 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama