KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2022/1044 E., 2023/4282 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Temmuz 2023
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2018/2931 Esas, 2021/1467 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/192 E., 2018/366 K.
Karar Metni
1.833 kelime·9 dk okuma·13 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; paralel yapılanmadan kaynaklı terör örgütü soruşturması kapsamında davacı şirketin yönetim organının tüm yetkilerini kullanmak üzere şirkete kayyım ataması yapıldığını, şirkete kayyım atanmasından önce şirketin tek yetkilisi olan davalının kayyım atamasından sonra şirkette hiçbir yetkisi kalmamasına rağmen keşidecinin davacı şirket, lehtarın ise davalı ...olduğu 128.757,55 TL bedelli ve 29.01.2016 tarihli çek keşide edildiğini ve ardından diğer davalı ...’ya bu çekin ciro edildiğini, yapılan araştırma sonucunda şirket kayıtlarında çekin veriliş sebebine ilişkin herhangi bir bilgi,
belge yahut kayda rastlanılamadığını, dava konusu çekle ilgili olarak her iki davalı hakkında da suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı ... tarafından dava konusu çeke dayalı icra takibi başlatıldığını ileri sürerek davacının takibe konu çek nedeniyle borçlu bulunmadığının tespiti ile çekin ve takibin iptaline, davalılar aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının davacı şirketin sermayesinin tamamına sahip olduğunu, davalının 18.12.2015 tarihinde genel kurulda ihtiyat akçesi ayırarak 2014 yılı kâr dağıtımını yaptığını, dağıtılan kâra ilişkin olarak vergilerin beyan edildiğini ve defterlere işlendiğini, dağıtılan kârın bir kısmının davalı ...tarafından nakit olarak alındığını, kalan kısmı için ise ileri tarihli, 128.757,55 TL tutarında çek keşide edildiğini, ileri tarihli keşide edilen çekin üçüncü kişiye ciro edildiğini, 29.12.2015 tarihli ticaret sicil gazetesi ilanında şirkete kayyım atandığını,
müvekkilin bu ilanın yayınlandığı tarihten sonra şirkette herhangi bir işlem yapmadığını, yönetim organı oluşturmak için atanan kayyımların müvekkilinin mülkiyet haklarını ihlal ettiğini, ileri tarihli çek keşide etme işleminin uyuşmazlık konusu edildiğini, müvekkilinin yapmış olduğu tüm iş ve işlemlerin hukuka uygun olduğunu, 2014 yılı kâr dağıtımı ve buna ilişkin olarak keşide edilen çekin de hukuka uygun olarak tanzim edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının çekin iyi niyetli yetkili hamili olduğunu, davalının çeki ciro yoluyla diğer davalı ...'dan aldığını, şirket kayıtlarında ve defterlerinde olan bir borçtan dolayı dava konusu çekin ileri tarihli olarak keşide edildiğini, davacıyla diğer davalı arasındaki uyuşmazlığın davalıyı bağlamadığını, kambiyo senetlerinin illetten mücerret olduğunu, davacının diğer davalıya ileri süreceği defileri davalıya karşı ileri sürmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen paralel yapılanmadan kaynaklı terör örgütü soruşturması kapsamında davacı şirkete, yönetim organının tüm yetkilerini kullanmak üzere 22.12.2015 tarihinde kayyım ataması yapıldığı, kararın tescil ve ilan edildiği,
kayyım atama kararı tarihinden sonra davacı şirketin sahibi davalı ...'ın davacı şirket yetkilisi olarak şirket adına karar alamayacağı, buna rağmen 29.01.2016 tarihli, 128.757,55 TL bedelli dava konusu çekin, davacı şirket adına davalı ... tarafından kendi lehine düzenlendiği ve çekin daha sonra diğer davalıya ciro edildiği,
davalı ... dava konusu ileri tarihli düzenlendiğini iddia ettiği çekin şirketteki kâr payı dağıtımı nedeniyle keşide edildiğini belirtmesine rağmen, kâr payı dağıtımının yapıldığı Genel Kurul toplantı tutanağını, tutanağın ilan edildiği Ticaret Sicili Gazetesini yahut buna ilişkin delilleri dosyaya sunmadığı gibi, şirketin kâr dağıtımı yapılabilecek durumu bulunmadığı, şirketin 2015 yılını 192.481,73 TL zararla kapattığı, ayrıca şirketin 2015 yılı Aralık ayı damga vergisi beyannamesine göre kâr dağıtımına ilişkin damga vergisi beyanının olmadığı, sonuç olarak,
davalı ...'ın şirkete kayyım ataması yapıldıktan sonra çeki şirket adına kendisine keşide ettiği, keşide etmesindeki maksadın kâr payı dağıtımı olmadığı, ayrıca davacı şirketin 2015- 2016 yılı defterlerinde dava konusu çekin diğer davalı ...'ya ciro edildiğine dair ve ... ile ilgili herhangi bir kayda rastlanmadığı, davalılar arasında hangi sebeple dava konusu çekin kendisine verildiğine dair açıklama yapılmadığı belge veya delil sunulmadığı,
tüm dosya değerlendirildiğinde, davalıların davacı şirketin malvarlığından yararlanmak amacıyla birlikte hareket ettikleri, senedi ciro yoluyla devralan ve icra takibi başlatan davalı ...'nın senede dayanak borç ilişkisinin doğmadığını bile bile senedi iktisap ettiği ve bu iktisabında kötüniyetli olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının dava konusu 128.757,55 TL bedelli olan çek nedeniyle davalılara borçlu olmadığının tespitine, iş bu çeke dayalı olarak başlatılan icra takibinin iptaline,
davalı ... takip yapmakta kötü niyetli olduğundan takibe konu toplam alacağın %20'si oranında hesaplanan 28.145,53 TL kötü niyet tazminatının davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle;
a.Kayyım atama kararının mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde olduğunu,
b.Kâr dağıtımının usulüne uygun olduğunu, dağıtılan kara ilişkin vergilerin beyan edildiğini ve deftere işlendiğini, 2014 yılında şirketin kar elde ettiğini ve ileri tarihli çek ile bu karın dağıtıldığını,
c. Bilirkişiden ek rapor alınması taleplerinin reddedildiğini ve eksik değerlendirme yapıldığını
savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle;
a. Alınan bilirkişi raporunun açıklayıcı olmadığını
b.Mahkeme gerekçesinin hukuki ve kanuni olmadığını,
c.Davalının kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığını, kambiyo senetlerinin illeten mücerret olduğunu
d.Verilen kesin süreye rağmen vekâletnamenin süresinde sunulmadığını savunarak kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı şirkete kayyum atandığı, yargılama sırasında ise şirketin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (TMSF) devredildiği, davalılardan ...’ın muvazaalı işlemiyle davacı şirketin borçlandırıldığı, davaya konu çekin bedelsiz olduğu, gerçek bir borcu ihtiva etmediği, bu nedenle davacının çekin bedelsizliği ve diğer davalının da kötü niyetli ciro yoluyla hamil olduğu, davacı şirketin borçlu olmadığının tespiti ile çekin iptalini talep ettiği, Mahkemece çekin iptaline ilişkin karar verildiği ve çekten dolayı davacı şirketin borçlu olmadığının tespitine karar verildiği, verilen kararın ve gerekçesinin usul ve kanuna uygun görüldüğü gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükmedilen harcın mükerrer olduğunu, davacının iyi niyetli üçüncü kişi olması nedeniyle şahsi defilerin ileri sürülemeyeceğini, kayyımların görevlerini yapmamasının dolayı çekten dolayı borçlu olunmadığının tespiti kararının verilemeyeceğini, davalının keşideci ile lehtar arasındaki ilişkiyi bilemeyeceğini ve istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı şirket tarafından davalı ...lehine keşide edilen ve diğer davalıya ciro edilen dava konusu çekten dolayı davacının borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 687 nci maddesi ve 818 inci maddesinin (e) bendi
3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekili ve davalı ... vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden davalılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.07.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilecek istinaf red harcı ile Yargıtayca hükmedilecek onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.
T.C. Anayasasının 73/3 maddesinde "Vergi, resim, harç vb. mali yükümlülüklerin Kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı",
492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı",
(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı", 1/e maddesinde "yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı"
2.a maddesinde de "1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlarla, davanın reddi kararı ve icra tetkik merciilerinin 1. fıkra dışında kalan kararlarında" maktu harç alınacağı düzenlenmiştir.
Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen "istinaf başvurusunun esastan reddi" kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir.
Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen "esas hakkında" karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.
Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki "esastan" ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)
Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir. (Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99)
1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.
Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası'nın 73/3 maddesindeki "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına" ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.
Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.
Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararının, niteliğine göre maktu olmalıdır.
Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/1044, K. 2023/4282, 10 Temmuz 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama