KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2022/1753 E., 2023/1317 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mart 2023
- Mahkemesi
- İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/139 Esas, 2021/302 Karar
- Dava tarihi
- 14.01.2014
- Hüküm
- Ret
Karar Metni
816 kelime·4 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki tasarım hakkına tecavüzün tespiti davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin tekstil imalat ve satışı alanında sektörün tanınan bir firması olduğunu ve ürünlerini bünyesinde çalışan tasarım ekibi tarafından yaptığını, müvekkilinin tasarladığı ürünlerin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) kapsamında korunduğu gibi Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) nezdinde tasarım tescil belgeleri ile korunmakta olduğunu, davalının müvekkiline ait ürünleri birebir kopyalayarak taklit ettiğini ve "...
Giyimden (Polen) Daha Ucuza Aynısını Satıyoruz" şeklinde reklam yaptığını, bu durumun taklitteki kastı ve yoğunluğu göstermesi yanında tüketicilerde büyük bir yanılgı oluşturduğunu, davalının yapmış olduğu hukuksuzluğun sadece endüstriyel tasarım tecavüzü olmadığını, aynı zamanda 6102 sayılı Kanun kapsamında haksız rekabet ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu (5846 sayılı Kanun) kapsamında da ihlal oluşturduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davaya konu tasarımı yayına çıkmadan tespit yaptırdığını, tespit işleminden sonra müvekkilinin dava konusu edilen ürünün satışını bıraktığını, bu nedenle tecavüz bulunmadığını, müvekkiline ait ürünlerin davacıya ait tasarımdan farklı olduğunu, eser vasfı bulunmayan elbiselerin 5846 sayılı Kanun kapsamında korunamayacağını, müvekkilinin davacının tasarımlarından yararlanıp reklam yaparak haksız rekabet işlediği iddiasının da gerçek dışı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemenin 17.04.2018 tarih, 2017/495 E. ve 2018/161 K. sayılı kararı ile davalının lisans sözleşmesi yapmaksızın ve izin almaksızın davacının tescilli 2013/06597 sayılı tasarım belgesindeki 17 numaralı tasarıma konu bayan elbisesinin ayniyet derecesinde benzerini imal ederek satışa sunduğu ve bu fiilin davacının tasarım belgesine tecavüz teşkil ettiği gibi haksız rekabet de oluşturduğu, dinlenen tanık beyanları ile davalının başvurudan ve kapsamından haberdar edildiğinin sabit olduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 23.09.2019 tarih, 2018/4384 E. ve 2019/5636 K. sayılı kararı ile bozmadan sonra yapılan yargılamada davacının çalışanı olduğu anlaşılan iki tanığın, davalı işyerine giderek davalının çalışanlarını dava konusu tasarım haklarını ihlal etmemeleri yönünde ikaz ettiklerini beyan ettiği, Mahkemece de bu tanık beyanları ile davalının haberdar edildiği kabul edilerek davanın kabulüne karar verildiği,
ancak iki çalışanın davalı şirkete gidip davalı şirketin yetkilileri yok iken oradaki çalışanlara tasarım haklarının ihlal edilmemesi hususunda yaptıkları sözlü uyarının, mülga 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (554 sayılı KHK) 48 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen “haberdar etme” vakıasını ispata yeterli olmadığı,
bu kapsamda tasarımın ilânından önce davalının tasarım başvurusundan haberdar edildiğinin ispatlanamadığı gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yetersiz tanık beyanı ile davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiş, davacı vekilinin karar düzeltme talebi ise Dairemizin 23.03.2021 tarih, 2019/5146 E. ve 2021/2789 K. sayılı kararı ile reddedilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının çalışanı olan iki tanığın, davalı işyerine giderek davalının çalışanlarını dava konusu tasarım haklarını ihlal etmemeleri yönünde ikaz ettiklerini beyan ettikleri, tanıkların davalı şirkete gidip davalı şirketin yetkilileri yok iken oradaki çalışanlara tasarım haklarının ihlal edilmemesi hususunda yaptıkları sözlü uyarının, mülga 554 sayılı KHK'nın 48 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen “haberdar etme” vakıasını ispata yeterli olmadığı, böylece tasarımın ilânından önce davalının tasarım başvurusundan haberdar edildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; gerekçede davacı çalışanı olduğu belirtilen tanıklardan birinin davacı çalışanı olmadığını, davacının, davalıyı daha önceden de başka ürünleri taklit ettiğinden ihtar ettiğini, mülga 554 sayılı KHK'nın 48 inci maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen "haberdar etme" nin şekli konusunda bir düzenleme olmadığını, tebligat mevzuatına göre davalı çalışanına yapılan tebligatın geçerli olduğunu, burada da davacı yetkililerinin davalı yetkililerini haberdar ettiğini, dosyada davalının inkârından başka delil olmadığı hâlde davanın reddine karar verilmesinin ve davanın açılmasına davalı sebebiyet verdiği hâlde davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, tasarım hakkına tecavüz nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk Mülga 554 sayılı KHK'nın 48 ve 52 nci maddeleri.
3. Değerlendirme Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/1753, K. 2023/1317, 6 Mart 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama