KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2022/3828 E., 2023/7561 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Aralık 2023
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/588 Esas, 2021/1515 Karar
- Dava tarihi
- —
- Hüküm
- Davanın kabulü
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/1252 E., 2018/693 K.
Karar Metni
1.512 kelime·8 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 15.05.2013 tarihli 5 yıl süreyle geçerli olmak üzere bayilik sözleşmesi ve yine aynı tarihli çerçeve protokol akdedildiğini, davalı tarafın sözleşme ve protokole ek olarak ürün alım taahhütnamesi ile sözleşme süresince toplam 20.779 ton ... ürünü Lukoil'den almayı, eksik kalan ton üzerinden 14,00 USD tutarınca kâr mahrumiyetini ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, çerçeve protokolün 12 nci maddesi ile davalının bayilik anlaşması, taahhütlerinin, mevzuatın herhangi bir hükmünün kısmen ya da tamamen ihlal edilmesi,
ürün bedellerinin ve hizmet bedellerinin vadesinde ödenmemesi halinde Lukoil'in anlaşmayı haklı nedenle fesih hakkının haiz olduğunu, anlaşmanın Lukoil tarafından feshedilmesi, anlaşma ve eklerinin bayi tarafından süresinden önce feshedilmesi veya fesih sonucunu doğuracak şekilde hareket edilmesi halinde 250.000,00 USD cezai şartın müvekkiline ödeneceğinin düzenlendiğini, davalı tarafın müvekkili şirkete gönderdiği ihbarname ile hiçbir somut gerekçe göstermeden sözleşmeyi ... taraflı olarak feshettiğini, davalının müvekkilinden 2.940 ton ürün aldığını, alması lazım gelen 17.839 ton ürünü almadığını,
bu kapsamda müvekkili şirketin 249.741,00 TL kâr kaybı alacağının bulunduğunu belirterek çerçeve protokol uyarınca tahakkuk edilen 250.000,00 USD cezai şart alacağının şimdilik 1.000,00 USD'sinin ve ürün alım taahhütnamesi uyarınca eksik kalan ürün miktarı için hesaplanan 249.741,00 USD kâr mahrumiyeti alacağının şimdilik 1.000,00 USD'sinin temerrüt tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek mevduat faizleri ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre sözleşmenin 5 ... maddesi uyarınca davalı tarafın her yıl için 4.156 ton ... ürün almayı taahhüt ettiği, sözleşmenin fesih tarihine kadar davalı tarafın 2.940 ton ürün aldığı, bayilik sözleşmesi uyarınca ürün alım taahhüdünde bulunulduğu, davalı tarafın eksik ürün aldığı tespit edilmiş olmakla birlikte bir sonraki yıl davacı tarafça ihtirazi kayıt koymadan ürün verilmeye devam edildiği,
bu haliyle dikey sözleşme uyarınca dağıtım şirketi, bayiden önceki yıllara ait cezai şart isteminde bulunamayacağı, son yıla ilişkin ifa başlamadan çekince koyulmadığı gerekçesiyle kâr kaybı talebinin reddine, cezai şartın 'protokolün 12 nci maddesinde düzenlendiği, sözleşmenin 9 uncu maddesindeki sürelere riayet edilmemesi halinde cezai şart talep edilebileceğinin belirtildiği, davalı tarafın sözleşmeyi haksız feshetmesi sebebiyle cezai şart talebinin yerinde olduğu,
davalı tarafın inceleme ... ve saati itibari ile ticari defterlerini ibraz etmemesi nedeni ile cezai şart miktarının ödenmesinin şirketin mahvına sebep olup olmayacağı hususunda sağlıklı inceleme yapılamadığı, davacı tarafın dava dilekçesindeki cezai şart talebinin 1.000,00 USD olduğu, karar tarihi itibari ile talep miktarının arttırılmadığı,
bayilik sözleşmesi imzalayan ve akaryakıt satışı yapan bir şirket için 1.000,00 USD cezai şart bedelini ödemesinin mahvına sebep olacak nitelikte olmadığı gerekçesiyle 1.000,00 USD cezai şart alacağının 3095 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin (a) bendi uyarınca 30.12.2016 dava tarihinden tarihinden fiili ödeme gününe kadar devlet bankalarının USD ile açılmış bulunan bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranından faiz yüklenerek davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kâr mahrumiyeti talebinin, tacir olan taraflar arasında geçerli ve hukuka uygun olarak kararlaştırılmış sözleşme ve taahhütname hükümlerine göre değerlendirilmesi gerektiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun cezai şarta ilişkin hükümlerinin emredici nitelikte olmadığından müvekkili şirketin çekince koyma yükümlülüğünün bulunmadığını, bu hususun yakın tarihli Yargıtay içtihadıyla da ortaya konularak taahhütname hükümlerine göre sonuca gidilmesi gerektiğinin belirtildiğini, davaya dayanak Ürün Alım Taahhütnamesi'nin (g) bendinde
"Lukoil Eurasia Petrol A.Ş.'nin anılan kâr mahrumiyeti tutarını mutabakatımız dahilinde anlaşma süresi sonunda toplam olarak talep etmesine muvafakat ettiğimizi,"
(h) bendinde ise
" feragatname verilmedikçe Lukoil'in herhangi bir hak ve alacağından feragat etmiş sayılmayacağı,
...
Beyan, kabul ve taahhüt ederiz." hükümlerinin yer aldığını, davalı, sözleşme süresinin sonunda dava konusu borcu ödemekle yükümlü olup, hukuken geçerli olarak kararlaştırılan bu şartlar doğrultusunda ayrıca ihtar göndermeye gerek olmadığını, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 31.05.2018 tarih, 2017/1145 E., 2018/3125 K. sayılı çok yakın tarihli içtihadında, sözleşmede cezai şartın anlaşma süresinin sonunda toplam olarak talep edilmesine ilişkin hüküm bulunması halinde bu hükme göre sonuca gidilmesi gerektiğine hükmedildiğini, karar gerekçesinde yer ...,
her yıl ürün verilmeye devam edilmeden önceki yıllardaki eksik alımlara ilişkin çekince konulması gerektiğine ilişkin değerlendirmeye rağmen talebin tümden reddedilmesinin çelişkili olduğunu, bir an için İlk Derece Mahkemesinin değerlendirmesi kabul edilecek olsa bile,
bu ... son yıla ilişkin kısmın kabulüne karar verilmesinin gerektiğini, zira son yılda sözleşme sona ereceğinden artık çekince konulmasının mümkün olmadığını, taahhütname hükümlerinin varlığı karşısında, -davalının bu yönde bir iddia ve savunması bulunmasa da- ürün verilmeye devam edilmiş olmasının, davalının güvenini oluşturduğuna ilişkin olası bir değerlendirmenin de kabul edilebilir bir yönü bulunmadığını, dolayısıyla kararın bu yönden açıkça çelişkili olduğu gibi, başkaca bir gerekçe de ortaya konulmamış olduğundan aynı zamanda hukuken de dayanaksız olduğunu,
dosya kapsamı incelendiğinde davalının kendini vekille temsil ettirmediği ve davalı adına sunulmuş herhangi bir vekaletname de bulunmadığı halde davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmesinin hatalı olduğunu beyanla, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın redde dair kısımlar yönünden kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafça her yılın sonunda ihtirazı kayıt konulmadan mal verilmeye devam edildiğinden davacı şirket, davalının imzaladığı taahhütnamedeki asgarî alım miktarının yerine getirilmemesi hâlinde taahhütnamede yer ... kâr kaybının davalıdan istenmeyeceği yönünde davalı tarafta haklı bir ... oluşturduğu,
davacı şirketin davranışları ile davalı şirkette yarattığı güvenle çelişki oluşturacak şekilde eldeki davaya konu edilen kâr kaybını talep etmesinin çelişkili davranış yasağını oluşturacağı ve böyle bir davranışın hukuken korunmasının beklenemeyeceğini, anlaşma süresinin sonunda tüm dönemlere ilişkin cezai şartın topluca istenebilmesi için dahi her dönem başında çekince konulmasının şart olduğunu, davacının dayandığı düzenlemeler bu şartı kaldırır nitelikte olmadığı, davacının üçüncü yıl bakımından asgari alım taahhüdüne uyulmaması nedeniyle cezai şart talep etmekte haklı olduğu,
15.05.2015 - 01.10.2015 tarihleri arasına ilişkin olarak davalının alması gereken ürün miktarının belirlenmesi gerektiği, davalının yıllık 4.156 ton ürün alacağını taahhüt ettiği, bu dönemde 248,313 ton ürün aldığı, buna göre eksik alınan akaryakıt miktarının 3.907,687 ton olduğu, üçüncü dönemde sözleşmenin yürürlükte kaldığı 4,5 (dörtbuçuk) aya isabet eden taahhüt miktarının 1.465,382 ton olduğu, ton başına cezai şart tutarının 14,00 USD olup, üçüncü dönem için eksik alınan ürün itibariyle toplam cezai şart tutarının 20.515,35 USD olduğu,
taleple bağlı kalınarak eksik ürün alımına ilişkin davanın da kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile sözleşmenin feshine bağlı cezai şart alacağı 1.000,00 USD ve eksik ürün alımından kaynaklı cezai şart alacağı 1.000,00 USD'nin ayrı ayrı dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin (a) bendi uyarınca tarihinden fiili ödeme gününe kadar Devlet Bankalarının USD cinsinden açılmış bulunan bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanarak davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; eksik ürün cezai şart talebi için ihtar gönderme zorunluluğunun bulunmadığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/3027 E., 2021/3649 K. sayılı ilamında taraflar arasındaki sözleşmede aksine hüküm bulunduğu takdirde çekince konulmadan mal verilmesinin sağlayıcı yönünden cezai şarttan feragat anlamına gelmeyeceğini, eksik ürün alımı hususunda ihtar gönderip gönderilmemesinin sonuca etkili olmadığının belirtildiğini,
taraflar arasındaki ürün alım taahhütnamesinin (h) bendinde "Lukoil tarafından yazılı feragatname verilmedikçe Lukoil'in herhangi bir hak ve alacağından feragat etmiş sayılmayacağı"nın davalı tarafından kabul ve taahhüt edildiğini, yine aynı taahhütnamenin 3 üncü maddesinde davacı şirketin eksik üründen kaynaklanan cezai şart talebini dilerse her yıl sonunda dilerse de sözleşme sona erdikten sonra talep etme hakkına sahip olduğunu ileri sürerek ve re'sen tespit edilecek sebeplerle eksik ürüne yönelik cezai şart talebi yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, bayilik sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart ve kâr kaybı talebine talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 179 uncu maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
3.Davacı tarafından ek dava açılacak olması halinde sözleşme hükmünün yorumlanmasının bu davada değerlendirilmesi gerekmektedir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/3828, K. 2023/7561, 20 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama