KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2022/5469 E., 2022/7460 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ekim 2022
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Birleşen dava
- ADANA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NİN 2012/453 ESAS
Karar Metni
672 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Adana 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen 27.10.2020 gün ve 2018/243 - 2020/320 sayılı kararı düzelterek onayan Daire'nin 27.04.2022 gün ve 2021/1226 - 2022/3488 sayılı kararı aleyhinde asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, taraflar arasında yapılan 14.07.2009 tarihli sözleşme uyarınca reklam ve organizasyon konusunda faaliyet gösterecek yeni bir şirket kurulması konusunda anlaşmaya varıldığını, bu anlaşmanın 4. maddesi çerçevesinde, davacı tarafından davalıya reklam köprüsü inşaat faaliyetlerinde kullanılmak üzere ödeme yapıldığını, davacının sözleşmede belirtilen edimlerini yerine getirmesine rağmen davalının işi zamanında ve öngörülen maliyet dahilinde tamamlayamadığını, maddi zararın bir kısmının telafisi için davalının babası adına kayıtlı olan taşınmazın davacı adına tescil edildiğini,
taraflar arasında varılan mutabakat gereği davalıya ödenen 220.000.- TL'den, bahse konu taşınmazın 80.000.- TL'ye karşılık gelen yaklaşık piyasa değeri mahsup edildikten sonra bakiye 140.000.- TL tutarındaki alacağın ödenmediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 80.000.- TL'nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesiyle talebini 138.378,16 TL'ye yükseltmiştir.
Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili, asıl dava davacısının hiçbir neden göstermeden 07.10.2009 tarihinde müvekkilini arayarak ortaklıktan çekildiğini beyan ettiğini, feshin haksız olduğunu savunarak, asıl davanın reddini istemiş, birleşen davada ise taraflar arasındaki protokolün haksız feshi nedeniyle uğranılan menfi ve müspet zararlar ile munzam zarar karşılığı olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000.- TL'nin faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama, toplanan deliler ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davanın konusu evin değerinin dava tarihi itibariyle 130.000.- TL olarak tespit edildiği, davacının sermaye olarak ortaya koyduğu 218.378,16 TL'den teminat olarak verilen taşınmazın dava tarihi itibariyle olan değerinin mahsubu sonucu bakiye kalan 88.378,16 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen dava yönünden ise taraflar arasında sözleşme yapılması ancak adi ortaklığın kurulamaması, birleşen dosya davacısının zarara uğradığına ilişkin herhangi bir somut delil sunmaması,
birleşen dosya davacısına ait çeklerin yazılması ile adi ortaklığın kurulmaması ve sözleşmenin feshi arasında nedensellik bağının bulunmaması davalının adi ortaklığın kurulmamasıyla zarar ettiği olaylar arasında nedensellik bağına ilişkin herhangi bir somut delil sunulmadığından zararının ispatlanamaması nedeni ile sözleşmenin haksız feshinden kaynaklı olduğunu iddia ettiği tazminat taleplerinin reddine dair verilen kararın asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce düzeltilerek onanmıştır.
Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Mahkemece verilen kararın asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekilince temyizi üzerine Dairemizce davacının yaptığı yargılama giderleri taraflar arasında paylaştırılmak suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmişse de 6100 sayılı HMK’nın 323/1-ğ bendinde vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti de yargılama giderleri arasında gösterilmiştir.
Asıl davada davacı ıslah dilekçesi ile 138.378,16 TL’nin tahsilini istemiş olup mahkemece davanın kısmen kabulü ile 88.378,16 TL’nin davalıdan tahsiline karar verildiğinden reddedilen kısım yönünden kendini vekil ile temsil ettiren davalı yararına nispi vekalet ücreti taktiri gerekirken sadece kabul edilen kısım üzerinden davacı yararına vekalet ücretine hükmolunması bozmayı gerektirmiş ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK'nın 438/7. maddesi uyarınca hükmün bu ilave ile düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/5469, K. 2022/7460, 26 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama