KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2022/5774 E., 2024/2172 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Mart 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/1267 Esas, 2022/761 Karar
- Davalılar
- 1.... vekili Avukat ...
Karar Metni
1.068 kelime·5 dk okuma·14 bölüm
2.Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) vekili Avukat ...
İLK DERECE MAHKEMESİ
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI
2019/136 E., 2020/108 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “ETİ” tanınmış markasının sahibi olduğunu, dava konusu 2018/60316 sayılı “TAMETİM” markasına ilişkin itirazlarının davalı kurumca reddedildiğini, verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, dava konusu markanın müvekkili markaları ile aynı sınıfta yer aldığını, taraf markaları kapsamında emtia sınıfları bakımından farklılık görünmekte ise de emtiaların birbiri ile ilişkili olduğunu, müvekkilinin 2018/59334 sayılı markasında da 29 uncu sınıf malların bulunduğunu, dava konusu markanın başında yer alan “tam” ibaresinin bir sıfat olduğunu, eksiksiz, bütün, tüm anlamlarına geldiğini,
sıfatların ayırt ediciliğinin bulunmadığını, şu halde anılan ibarenin markada esas unsur olamayacağını, markadaki esas unsurun sahiplik bildirir nitelikteki iyelik eki eklenmiş “etim” ibaresi olduğunu, markaların görsel olarak benzer bulunduklarını, dava konusu markanın tescilinin müvekkili markalarının ayırt ediciliğini zedeleyeceğini, müvekkili markalarının tanınmışlığının çok sayıda Mahkeme kararı ile de sabit olduğunu, başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığını ileri sürerek, YİDK kararının iptaline, markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde özetle; kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin markasında “tam” ibaresinin yer aldığını ve bu ibarenin asıl ayırt edici unsur olduğunu, davacı markalarının ise “ETİ” şeklinde olduğunu, müvekkilinin faaliyetlerini “tametim” şeklinde yürüttüğünü, ETİ markası ile hiçbir benzer resim veya ibare kullanmadığını, taraf markaları arasında “e-t-i” harfleri dışında bir benzerlik bulunmadığını, müvekkili markasındaki belirleyici unsurun “ETİ” ibaresi olmadığını, sadece içinde geçtiğini, toplum nezdinde ayırt edilemeyecek bir benzerlik oluşacağından bahsedilemeyeceğini,
tüketicinin taraf ürünlerini eline aldığından bu iki markanın birbirinden farklı olduklarını anlayabileceğini, müvekkili markasının son derece ayırt edici olduğunu, markaların farklı kavram, fonetik ve genel algılarını bulunduğunu, tüketicilerin herhangi bir şekilde iltibas yaşamasının mümkün olmadığını, markaların bütün olarak incelenmesi gerektiğini, müvekkilinin 29 uncu sınıfta “et ve et ürünleri” alanında faaliyet gösterdiğini, davacının faaliyetlerinin ise “bisküvi-çikolata” alanında olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2018/60316 sayılı “tametim” marka başvurusu kapsamında yer alan 29 uncu sınıf emtia ile davacı yanın dayanak markaları kapsamındaki emtianın aynı, aynı tür ya da benzer oldukları, bununla birlikte taraf markaları arasında bütünsel açıdan ilgili tüketiciyi yanılgıya düşürecek düzeyde bir benzerliğin ve buna bağlı olarak karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimallerinin mevcut olmadığı, davacı yanın “ETİ” markasının tanınmış olduğu, ancak işaretler arasındaki somut farklılık nedeniyle davacı markasının tanınmışlığına dayalı bir üstün hakkı bulunmayacağı, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mutlak ret nedenlerinin Mahkemece resen değerlendirilmesi gerekirken bu kapsamda bir incelemenin yapılmadığını, oysa dava konusu başvurunun, Mahkemenin kabul ettiği şekilde tüketicilerce algılanması halinde tasviri nitelik taşıdığı gibi halkı yanıltıcı olduğunu, dava konusu başvurunun, "et" ürünü ile ilişkilendirilebilecek mal ve/veya hizmetler yönünden tanımlayıcı marka statüsünde bulunduğundan tesciline izin verilmemesi gerektiğini, "et" ürünü ile ilişkilendirilemeyecek mal ve/veya hizmetler yönünden ise halkı yanıltacak nitelikteki başvurunun tescilinin mümkün olmadığını,
"etim" ibaresini taşıyan başvuru ile müvekkilinin "ETİ" ibareli markası arasında karıştırılma tehlikesinin olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ''ETİ'' markasını 1961 yılından beri kullandığını, 1046 adet ETİ ibaresini ihtiva eden markası olduğunu, bunların bir kısmının tanınmış marka statüsünde olduğunu, bu ibarenin müvekkilince gıda sektörünün dışında pek çok sektörde kullandığını, TAM ibarenin nitelik bildirmesi sebebiyle ayırt ediciliğinin bulunmadığını, iltibas değerlendirmesinde değerlendirmeye alınmayacağının açık olduğunu, ETİM ibaresinin ise tescilli bir markanın aynısını esas unsur olarak aynı veya benzer emtialar için tescil edilemeyeceğini,
başka Mahkemeler tarafından müvekkil markasının tanınmış marka olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verildiği ve bu kararların Yargıtay 11.Hukuk Dairesi tarafından onandığını, tanınmış marka olması sebebiyle iltibas riskinin arttığını, tanınmış marka olması sebebiyle bütün mal ve hizmetleri kapsar şekilde koruma sağlanması gerektiğini, kurumca gerçekleştirildiği iddia edilen bütünsel inceleme biçiminin Yüksek Mahkeme kararları, hukuk ve kanunla uyumlu olmadığını, davaya konu markanın müvekkil markası ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğunu,
müvekkilinin seri markalarının ETİ ibaresi ve tali unsurlarından ibaret olduğunu, dava konusu marka da ETİ ibaresine tali unsur eklenecek şekilde oluşturulduğunu, bu haliyle müvekkile ait seri markalardan zannedilerek müvekkilin toplumda sağladığı güven ve tanınırlıktan haksız bir biçimde faydalanacağını, bu nedenle YİDK kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının müvekkilin markasına benzer marka başvurusunda bulunmasının kötü niyetli olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 6 ncı maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları.
3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/5774, K. 2024/2172, 18 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama