İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2022/6067 K.2024/2409

2-... vekili Avukat ...

Esas2022/6067Karar2024/2409Tarih25 Mart 2024Okuma11 dk · 2.201 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2022/6067 E., 2024/2409 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
25 Mart 2024
Mahkemesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi
Sayısı
2020/756 Esas, 2022/829 Karar
Davalılar
1-... vekili Avukat ...
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.201 kelime·11 dk okuma·15 bölüm

2-... vekili Avukat ...

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Kısmen kabul

İLK DERECE

MAHKEMESİ

Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI

2018/27 E., 2020/28 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı ..., duruşmasız olarak davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, dava konusu meblağ 160.660,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince davalı ... vekilinin duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı Mak-İn Makine Demiryolu Makası İmi. İnş. ve San. ve Tic.

A.Ş'nin (Mak-İn) arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladıkları, dava dışı şirket tarafından yükümlülüklerin yerine getirilmemesi üzerine kredi hesabı kat edilerek Ankara 38 inci Noterliğinin 02.03.2016 tarih ve 07566 yevmiye numaralı kat ihtarnamesinin keşide ve tebliğ edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine borçlu ve davalılar hakkında kredi alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine haksız itiraz edildiğini ileri sürerek icra takibine yapılan itirazın ... bakımından 256.138,97 TL, diğer davalı ...

184.362,40 TL üzerinden iptaline, takibin devamına, ayrıca davalılar aleyhine %20 icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 2011 yılında borçlu Mak-İn firmasının yüzde bir buçuk hissedarı olduğunu, eski TTK da anonim şirket kurmak için beş kişiye ihtiyaç olduğu, bundan dolayı müvekkilinin işçi olmasına rağmen borçlu firmada yüzde bir oranında hissedar göründüğünü, müvekkilinin dava dışı Mak-İn şirketinin 07.06.2014 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında şirket ortaklığından istifa ettiğini, 24.12.2014 tarihinde Ankara 59. Noterliğinden gönderdiği ihtarname ile TTK ve Borçlar Kanunu yönünden kefillikten çekildiğini,

davacı bankanın bu ihtarnameye rağmen 02.03.2016 tarihinde sözleşmeden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmediğinden bahisle ihtarname gönderdiğini, akabinde dava konusu ilamsız icra takibini başlattığını, takibe itiraz üzerine işbu davanın açıldığını, davacı bankadan alınacak kredi hesap özetlerinde de görüleceği, müvekkilinin kefaletten döndüğü tarihte kredi hesabının sıfırlanmış olduğu, müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını savunarak açılan davanın reddi île %20 kötü niyet tazminatı verilmesini istemiştir.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı asıl borçlu Mak-İn şirketinin söz konusu Banka nezdinde kullandığı ticari kredilere kefil olduğunu, dava dışı asıl borçlunun mali durumunun, kefalet sözleşmesi yapılmasından sonra önemli ölçüde bozulması ve de şirketle aralarında geçen anlaşmazlıklar sebebiyle kredi borçlusuna yeni bir kredi açılmaması, açıldığı takdirde sorumlu tutulamayacağını alacaklı bankaya Uşak 5 inci Noterliğinin 25.03.

2013 tarih ve 2216 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bildirmiş olduğunu, alacaklı banka tarafından başlatılan Ankara 15. İcra Müdürlüğünün 2017/22165 E. sayılı takip dosyasıyla birlikte alacaklının müvekkilince gönderilen ihtarnameye rağmen dava dışı asıl borçluya kredi kullandırılmaya devam etmiş olduğunun öğrenildiğini, bu sebeple söz konusu borca itiraz edildiğini, müvekkilinin, kredi borçlusunun ödeme gücüne olan güven duygusunu kaybettiği o nedenle 25.03.2013 günlü ihtarnameyi göndererek tebliğ tarihinden sonra kullandırılacak kredilerden ötürü sorumluluk kabul etmeyeceğini bildirdiğini,

davacı bankanın kendisine tebliğ edilen ihtarnamedeki kefaletten vazgeçmeye ilişkin söz konusu irade beyanına yönelik herhangi bir cevap vermediğini böylece, davalı kefilde ihtarnamesi sayesinde kendisinin kefaletten kurtulduğu yolunda haklı bir kanaat oluştuğunu, buna rağmen borçluya daha sonra yeni krediler kullandırıldığının görüldüğünü, müvekkilinin 25.03.2013 tarihli ihtarnamesine rağmen davacı tarafça dava dışı borçluya kredi kullandırmaya devam edildiğini savunarak davanın reddi ile %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile genel kredi sözleşmesine istinaden dava dışı asıl borçluya kullandırılan kredi alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemiyle açılan davada, davalıların 09.12.2011 tarihli sözleşmede kefil sıfatı ile imzaları bulunup 03.03.2015 tarihli sözleşmede ise kefil olmadıkları, kredi sözleşmelerinde kefaletten doğmuş ve doğacak borçlar içinde geçerli olduğu,

kredi sözleşmelerinin süresiz olduğu kabul edilmekte ise de asıl borçlu ile yeni bir sözleşme yapılarak yeni bir kredi kullandırılması halinde yeni sözleşmede kefaletleri bulunmayan eski kefillerin yerleşik yargı kararları dikkate alındığında sorumlulukları cihetine gidilemeyeceği, davacı banka ile davalıların kefaletini kapsayacak şekilde dava dışı şirketle düzenlenen 09.12.2011 tarihli genel kredi sözleşmesinden sonra, 03.03.2015 tarihinde borçlu şirketin banka ile davalıların kefaletini içermeyen farklı bir genel kredi sözleşmesi düzenlendiği, bu tarihten önce davalıların kefaletten dönme iradesini içerir ihtarnameler gönderdiği,

icra takibine dayanak alacağın 03.03.2015 tarihli kredi sözleşmesinden kaynaklandığı ve bu nedenle borçlu davalıların icra takibine konu edilen banka alacağı nedeniyle sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle davanın reddine, davacı bankanın icra takibini kötü niyetle yaptığı kanıtlanamadığından davalıların kötü niyet tazminat istemlerinin de reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dışı firma ile imzalanan iki ayrı kredi sözleşmesinden 09.02.2011 tarihli kredi sözleşmesinin davalılar tarafından müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, müvekkili bankanın nakdi alacağının davalılar tarafından keşide edilen ihtarnamelerin tebliğ edildiği tarih itibarı ile henüz ödenmediğini, taraflarca imzalanan sözleşme hükümleri kapsamında kefillikten dönme ve diğer yasal haklarından vazgeçtiklerini peşinen kabul etmiş olmaları nedeniyle kefaletlerinin devam ettiğini, bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını,

genel kredi sözleşmesindeki faiz oranına ilişkin hüküm dikkate alınarak %39 oranı üzerinden hesaplama yapılması ve akdi faizlerin de hesaplamaya dahil edilmesi edilmesi gerekirken bilirkişi tarafından bu konuda hata yapıldığını, hesaplamada kat tarihi ihtarname tarihi olarak hatalı bir şekilde işleme alınmış olup hesaplama tarihinin kat tarihi olan 18.02.2016 tarihi dikkate alınarak yeniden yapılması gerektiğini ileri sürerek açıklanan bu ve resen gözetilecek nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporunda belirlendiği üzere dava ve takip konusu kredi alacağını oluşturan Borçlu Cari Hesabı (BCH) kredisi davalıların kefalet imzalarının bulunduğu 09.12.2011 tarihli kredi sözleşmesinden sonra imzalanan 03.03.2015 tarihli davalıların kefalet sözleşmelerinin bulunmadığı ikinci genel kredi sözleşmesi imzalandıktan sonra 25.03.2015 tarihinde kullandırıldığı, davacı bankaca da işbu kredinin davalıların kefalet imzalarının bulunduğu genel kredi sözleşmesine istinaden kullandırıldığının ispatlanamadığı,

şu halde davalıların kefil sıfatıyla imzalarının bulunmadığı 03.03.2015 tarihli genel kredi sözleşmesinden sonra açılarak kullandırıldığı belirlenen takip konusu BCH kredisi sebebiyle davalılar kefil olarak sorumlu tutulamayacağı, o halde İlk Derece Mahkemesince, davacı bankanın söz konusu kredi alacağı sebebiyle açmış olduğu itirazın iptali davasının reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediği, Kredili Mevduat Hesabının (KMH) ise 15.02.2012 tarihinde açıldığı, BCH'nin ise 25.03.2015 tarihinde açıldığı, davalı kefil ...

25.03.2013, davalı ...

24.12.2014 tarihinde kefaletten döndükleri, dava ve takip konusu KMH'daki ilk hesabın 24.11.2014 tarihli olduğu, şu halde davalı-kefillerin kefalet imzalarının bulunduğu 09.12.2011 tarihli genel kredi sözleşmesine istinaden dava dışı asıl borçluya kullandırıldığı anlaşılan KHM'den doğan borç sebebiyle, dayanak genel kredi sözleşmesine davalı kefillerin imzaladıkları tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 493 üncü ve 494 üncü maddelerinden peşinen feragat etmiş oldukları,

dolayısıyla davalı ...'in kefaletten vazgeçmesinin mümkün olamayacağı gözetildiğinde davalı-kefillerin dava ve takip konusu KMH kredi alacağından sorumlu tutulmaları gerektiği, bununla birlikte her iki davalı kefil yönünden KMH kredisi ile ilgili olarak aynı miktar yani 84.239,00 TL KMH alacağı talep edilmesi gerektiği, her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı kefillerin imzasının bulunduğu 09.12.2011 tarihli genel kredi sözleşmesinin banka kartlarını düzenleyen 37/9. maddesinde.

"Müşteri; hesaba tahakkuk edecek olan faiz, KKDF ve BSMV'den müteşekkil tutarı, kullanılabilir bakiye müsait olsa dahi, kredinin kullandığı tarihten itibaren 60 gün içerisinde nakden veya hesaben ödemek zorundadır.

Aksi takdirde bu sürenin dolduğu tarihte, alacağın tamamı kendiliğinden muaccel hale gelecek, müşteri mütemerrit olacaktır ve bu tarihten itibaren anapara ve bu tarihe kadar tahakkuk etmiş olan faiz borçlarına temerrüt faizi uygulanacaktır." hükmüne atıfla davalı-kefillerin KMH kredi borcundan sorumlu tutulamayacakları belirtilmiş ise de kredi sözleşmesinin işbu hükmünün somut olayda KMH kredi alacağının talep edilebilirliğini ortadan kaldıracak bir hüküm olarak kabul edilmediği,

ayrıca davacı banka tarafından dava konusu ilamsız icra takibinde takip talebinde KMH alacağı olarak 84.239,00 TL asıl alacak ve %39 temerrüt faizi oranı üzerinden işlemiş faiz talep edildiğine göre taleple bağlılık kuralı gözetilerek takip tarihine kadar davalı-kefiller aleyhine kat tarihinden takip tarihine kadar yıllık %24,24 akdi faiz oranı üzerinden akdi faiz alacağı hesaplanarak asıl alacakla kapitalize edilmemiş veya ayrı bir akdi faiz alacağı kalemine de hükmedilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,

davanın kısmen kabulüne, dava konusu Ankara 15. İcra Müdürlüğü'nün 2017/22165 E. sayılı ilamsız icra takip dosyasına davalıların 84.239,00 TL KMH asıl alacağına vaki itirazlarının iptaline, icra takibinin bu miktar üzerinden takip tarihinden itibaren %30,24 oranında işleyecek temerrüt faizi ile birlikte devamına, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67. maddesi gereği %20 oranı karşılığında belirlenen 16.847,8 TL icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacı tarafa verilmesine,

davada reddolunan kısım üzerinden koşulları oluşmadığından davalılar vekillerinin kötü niyet tazminatı istemlerinin ayrı ayrı reddine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; her ne kadar mahkemece BCH kredisi yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de Yargıtay kararları doğrultusunda genel kredi sözleşmesinin süresiz olması ve borçlu cari hesabı şeklinde işleyen bir kredi ilişkisinin bulunması halinde bir tarihte borcun sıfırlanmasının sözleşmeyi sona erdirmediğini, borçluya aynı kredi sözleşmesine dayalı olarak tekrar kredi kullandırılmasının yeni bir borç ilişkisi olarak nitelendirilemeyeceğini ve kefillerin sonradan kullandırılan krediden kefalet limitleri ve kendi temerrütleri oranında sorumlu olacaklarını,

banka ile kredi borçlusu arasındaki ilişkinin henüz tamamen sona ermediği hallerde borca kefil olan ve 818 sayılı Kanun'un 493 ve 494 üncü maddelerindeki haklarından feragat etmiş olan kefillerinin bir tarihte borcun sıfırlanmış olması sebebiyle borçtan kurtulamayacaklarını, bilirkişi raporuna yapılan itirazları dikkate alınmadığını, imzalanan kredi sözleşmesinde tahsis edilen limitin tarafların mutabık kalacağı kredi türleri ile kullandırılacağı, kredi limitinin hangi tür kredi işlemi için kullandırılırsa kullandırılsın sözleşme hükümlerinin geçerli olacağı belirtilmiş sözleşme tüm borçlu ve kefiller tarafından imzalandığını,

sözleşmenin “Banka vadesinde ödenmeyen anapara (nakde dönüşen gayri nakdi krediler dahil) ile hesaba tahakkuk ettirilmiş olan fakat zamanında ödenmeyen faiz, komisyon, ücret, masraf, fon kesintisi, vergi ve diğer eklentileri ister tahakkuk ettikleri hesapta, isterse ayrı bir hesapta takip edilsin, bunlardan oluşan meblağa, Bankaca kredilere uygulanan en yüksek faiz oranına bu oranın %50'sinin (yüzde ellisinin) ilavesi suretiyle bulunacak oran üzerinden faiz uygulama yetkisine sahiptir.

Banka bu şekilde tespit edeceği faiz oranının, yürürlük tarihini de serbestçe belirler." hükmü doğrultusunda yapılan hesaplamanın %39 faiz üzerinden yapılması ve akdi faizlerin de hesaplamaya dahil edilmesi gerekmesine rağmen bilirkişi tarafından bu konuda da hata yapıldığını, ayrıca raporda yapılan hesaplamada kat tarihi, ihtarname tarihi olarak hatalı bir şekilde işleme alınmış olup, hesaplama tarihinin kat tarihi olan 18.02.2016 dikkate alınarak yeniden hesaplama yapılması gerektiği belirtmiş olmasına rağmen hatalı hesap üzerinden karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını, davanın kabulünü,

davalıların icra inkâr tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.

2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerliliği için eşin rızasının gerektiğini, müvekkilinin kefaletten döndüğü tarihte borcun sıfırlanmış olduğunu, müvekkilinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacının müvekkilin kefaletten döndüğü tarih olan 24.12.2014 tarihinden sonra kullandırılan kredilerden kaynaklı borçları talep ettiğini, bilirkişi raporunda müvekkilinin sorumlu olmadığı yönünde görüş bildirildiğini, BCH'ye ilişkin sorumlu olmadıklarına dair karara bir itirazları olmadığını, kefaletten dönmenin alacaklıya ulaşmakla bozucu yenilik doğuran bir hak olduğunu,

genel işlem koşullarında yer alan bir hüküm açık ve anlaşılır değil ise veya birden çok anlama geliyorsa düzenleyenin aleyhine ve karşı tarafın lehine yorumlanacağını, ekonomik yönden güçsüz konumda olan müvekkil yerine bankanın çıkarlarının korunduğunu belirterek kararın bozulmasını davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

3.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle.

KHM yönünden verilen karara katılmadıklarını, zira KHM' nin yeni kefillerle imzalanan sözleşme kapsamında kaldığının açık olduğunu, sözleşmenin 37/9 uncu maddesine göre kredili mevduat hesabı kredisinin kullanıldığı tarihten itibaren 60 gün içerisinde kapatılması gerektiğini, her ne kadar istinaf mahkemesince KHM' den kefillerin sorumlu tutulmasına ilişkin karar vermişse de davalılarca keşide ve ihtar edilen kefillikten dönüldüğüne dair beyanı içeren ihtarname sonrası yeni kefillerle 03.03.2015 tarihinde kredi sözleşmesi imzalayarak davalıların kefaletten dönme iradelerinin dikkate aldığını açıkça gösterdiğini,

mahkemece kısmen kabul kısmen ret kararı verildiğine göre alacağın likit olmayıp yargılamayı gerektirdiğini, bu duruma müvekkil aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın bozulmasını, karşı taraf aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan davalılara karşı kredi alacağının tahsili istemiyle başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesi.

3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalılara müteselsilen yükletilmesine,

Davacı harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/6067, K. 2024/2409, 25 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İlk Derece
  4. Mahkemesi
  5. Sayısı
  6. I. Dava
  7. II. Cevap
  8. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  9. IV. İstinaf
  10. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  11. B. İstinaf Sebepleri
  12. C. Gerekçe ve Sonuç
  13. V. Temyiz
  14. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  15. B. Temyiz Sebepleri
  16. C. Gerekçe
  17. VI. Karar
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/6067
Karar No
2024/2409
Tarih
25 Mart 2024

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2022/6068 K.2024/2525
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2022/6070 K.2024/2544
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2022/6073 K.2024/2818
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2022/6074 K.2024/2761
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2022/6074 K.2024/2528
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2022/6076 K.2024/3102

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.