KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2022/6466 E., 2024/2753 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Nisan 2024
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1338 Esas, 2022/1042 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/470 E., 2021/258 K.
Karar Metni
1.201 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 01.08.2014 tarihli güvence sözleşmesi adı altında sözleşme imzaladıklarını, bu sözleşmeye göre müvekkilinin 675.000,00 TL tutarındaki parayı davalıya verdiğini, davalıya verilen paranın ödeme planı gereğince davalının müvekkiline bonolar verdiğini, davalının borcunu süresinde ödemediğini, daha önce keşide edilen bonoların müvekkili tarafından davalıya iade edildiğini, bonoların ödenmemesi üzerine tarafların bu defa 27.02.2015 tarihinde "...
Üretim Dağıtım ve Ticaret A.Ş. pay satış vaadi sözleşmesi" başlıklı sözleşmeyi düzenlediklerini, sözleşmeye konu payların tamamının satış bedeli olarak 495.000,00 TL belirlendiğini, buna karşılık davalının 495.000,00 TL tutarında 27.02.2015 tarihli tek bonoyu müvekkiline verdiğini, taraflar arasında imzalanan...
Gıda Üretim Dağıtım ve Ticaret A.Ş. pay satış vaadi sözleşmesi yaptıkları halde davalı paylarını müvekkiline satmadığı gibi payları büyük ölçüde 3 üncü kişilere devrettiğini ve kendisinin olan paylarının ise rehinli olduğunun öğrenilmesi üzerine davalı müvekkilin 100.000,00 TL daha ödemiş geriye kalan 395.000,00 TL alacağının kaldığını, ödenmeyen kısım için davacı tarafından icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin 395.000,00 TL asıl alacak üzerinden, takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
hüküm altına alınan 395.000,00 TL üzerinden %20 icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacıdan 2013 ve 2014 yıllarında farklı tarihlerde davacıdan 300.000,00 TL tutarında borç aldığını, bu borcunu ödediğini halde daha sonra davacı müvekkiline zorla ve baskıyla senet imzalattığını davacının tefecilik yaptığını, davacıya borcu olmadığını bu konuda Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, bu davanın sonucunun beklenilmesine, mahkememizde açılan davanın görevsizlik kararı verilerek Tüketici Mahkemesine veya Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini aksi takdirde davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın 675.000,00 TL'yi nakten davalıya verdiği, alınan paranın davacıya hangi şartlarda ödeneceğine ilişkin ödeme planı çıkartıldığı ve davalının ödeme planı doğrultusunda davacıya bonolar verdiği, davalının borcunu süresinde ödemeyince davacıya bakiye alacak için şirket hisselerini devretmeyi taahhüt ettiği, bu teklif çerçevesinde daha önce keşide ettiği bonoları iade alan davalının buna karşılık 495.000,00 TL tutarında 27.02.2015 tarihli tek bono verdiği, davalının, davacıya olan borcundan 100.000,00 TL daha ödediği,
davacının geriye kalan 395.000,00 TL alacağının tahsili için takip yaptığı, davalının bu takibe itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durdurulduğu, duran takibin devamı için eldeki davanın açıldığı, davalının, davacıya olan borcunu ödediğini iddia etmiş olması sebebiyle ispat yükünün davalıya geçtiği, davalının bu borcu ödediğine ilişkin dosyaya herhangi bir belge sunmadığı, davalının cevap dilekçesinde yemin deliline dayandığı, bunun üzerine davacıya davalıya olan borcunu ödediğine dair yemin teklif edilmiş, davacının usulüne uygun yemin etmesi sonrasında davalının davacıya olan borcunu ödediğini ispatlayamadığı,
icra takibinden önce temerrüt oluşmadığından davacının işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle itirazın kısmen iptali ile takibin 395.000,00 TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacak likit olduğundan hüküm altına alınan 395.000,00 TL üzerinden %20 icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı Nusrettin Uyumaz vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yemin metninde her ne kadar davalının davacıya borcu olmadığı belirtilmişse de davacı yemin ederken müvekkilin kendisine ödeme yapmadığını, şayet yaptı ise ödeme belgesinin bulunmadığını, ödeme belgesinin olmadığını belirtmekte ancak dava dosyasına sundukları ve fakat yerel mahkeme tarafından incelenmeyen ödeme planları ve munzam senetlerin davacının eli ürünü olduğu görülmekle, davacıya yemin metni okunurken bu hususlar hatırlatılmadığı gibi ödeme planlarının ve senetlerin kim tarafından ve neden düzenlendiği hususunda da soru yöneltmemiş,
davacı taraf ise davalının kendisine 395.000,00 TL borcu olduğunu beyan etmekle yetindiği, yerel mahkeme tarafından eksik ve hatalı isticvap yapıldığından iddialarının ispatı olanaklı olamadığı zira davaya cevap, ikinci cevap dilekçelerinde ve duruşma esnasındaki yazılı ve sözlü beyanlarında ısrarla üzerinde durdukları husus müvekkilin davacıya olan borcunun hiç bitmediği, ödeme yaptığı halde borcun sürekli artarak devam ettiği yönünde toplandığı, bu nedenlerle de mahkeme tarafından alacağın gerçek olup olmadığı,
davalının hangi sebep ve gerekçelerle işbu senetleri imzalamak zorunda kaldığı/bırakıldığı araştırılmamış, müvekkile zorla imzalatılan senetlerdeki alacağın mevcudiyeti dahi incelenmediğini, müvekkilin davacıya hiç bitmeyen ve sürekli faiz işletilen borcu, davacı kamu görevlisinin, bu meblağlarda borç para nasıl vereceği sorgulanmadığını beyan ederek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafın 675.000,00 TL'yi nakten davalıya verdiği, alınan paranın davacıya hangi şartlarda ödeneceğine ilişkin ödeme planı çıkartıldığı ve davalının ödeme planı doğrultusunda davacıya bonolar verdiği, davalının borcunu süresinde ödemeyince davacıya bakiye alacak için şirket hisselerini devretmeyi taahhüt ettiği, bu teklif çerçevesinde daha önce keşide ettiği bonoları iade alan davalının buna karşılık 495.000,00 TL tutarında 27.02.2015 tarihli tek bono verdiği, davalının, davacıya olan borcundan 100.000,00 TL daha ödediği,
davacının geriye kalan 395.000,00 TL alacağının tahsili için takip yaptığı, davalının bu takibe itiraz ettiği, itiraz üzerine takibin durdurulduğu, duran takibin devamı için eldeki davanın açıldığı, davalının, davacıya olan borcunu ödediğini iddia etmiş olması sebebiyle ispat yükünün davalıya geçtiği, davalının bu borcu ödediğine ilişkin dosyaya herhangi bir belge sunmadığı, davalının cevap dilekçesinde yemin deliline dayandığı, bunun üzerine davacıya davalıya olan borcunu ödediğine dair yemin teklif edilmiş, davacının usulüne uygun yemin etmesi sonrasında davalının davacıya olan borcunu ödediğini ispatlayamadığı,
icra takibinden önce temerrüt oluşmadığından davacının işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, dolayısıyla ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalının istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dilekçelerindeki ve istinaf başvurusundaki nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, bonodan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/6466, K. 2024/2753, 3 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama