KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2022/6613 E., 2023/6226 K.·Birleşen Dava Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2099/465 Esas
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Ekim 2023
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi (Denizcilik ve İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla
- Sayısı
- 2022/149 Esas, 2022/397 Karar
- Dava tarihi
- 04.02.2000
- Dava tarihi
- 29.12.2009
- Hüküm
- Ret
Karar Metni
749 kelime·4 dk okuma·10 bölüm
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen alacak davalarının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece asıl dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, asıl ve birleşen davalarda davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, mahkemece birleşen davada hüküm altına alınan ve davacı vekili tarafından temyize konu edilen toplam miktar 4.250 TL olup Mahkemenin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 5.815,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla; davacı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin asıl dava yönünden temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların sorumlusu bulundukları Rus Bayraklı Volganeft-248 Gemisinin 29.12.1999 tarihinde sürüklenerek sahile yakın bir yerde karaya oturup ikiye kırılarak ayrılması sonucu tankerde bulunan fuel oilin bir kısmının denize akarak yayıldığını ve kumsal ile binalar, bu arada Florya Atatürk Deniz Köşkü’ne ait taşınmazlarda kirlenme ve hasar meydana getirdiğini, köşkteki tarihi ve kıymetli eşyaların fuel oilden temizlenmesi nedeniyle değer kaybına uğrandığını,
Florya Atatürk Köşkü kapsamında bulunan mallarda da kirlenme ve hasar meydana geldiğini ileri sürerek maruz kalınan zararların izalesi için 26.000,00 TL alacak ile taşınmazlarda bulunan tarihi ve tarihi olmayan eşyalarda meydana gelen değer kaybının tespiti ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen dosyada da ek olarak 4.250,00 TL zararın tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının tek taraflı bir tahmini hesap dökümünden başka bir belgenin dosyaya ibraz edemediğini, ispat külfetini yerine getirmediğini, zararın kaza ile olan illiyet bağını, kirliliğin giderilmesi için temizleme ve boya çalışmalarının fiilen yapıldığını ispat edebilecek nitelikte delil sunmadığını, kullanılan boya miktarı ve bedelinin faturalar ve diğer geçerli belgelerle ispat edilmesi gerektiğini, davacının temizlik ve boya çalışmalarında görev alan personelin tarife veya maaş bordrolarının dosyaya sunulmadığını, davacının sekiz adet perdede zarar meydana geldiğini, bu sebeple yenilendiğini ispat eden belge sunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 12.12.2017 tarih, 2015/406 E. ve 2017/431 K. sayılı kararı ile asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 17.12.2019 gün ve 2018/2549 E. ve 2019/8253 K. sayılı kararıyla, asıl dava gerekçesi düzeltilerek onanmış, birleşen dava ise zamanaşımı itirazının değerlendirilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
E. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada verilen hükümler kesinleşmiş olduğundan bu yönde yeniden karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl davada verilen hükümler kesinleşmiş olduğundan bu yönde karar verilmesine yer olmadığına ilişkin verilen kararın usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, birleşen dava yönünden zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, haksız eylemden doğan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60 ıncı maddesi.
3. Değerlendirme 1.Asıl dava yönünden dava kesinleşmiş olduğundan mahkemece yeni kurulan hükümde gerek başlıkta gerek hüküm fıkrasında kesinleşen bu kararla ilgili bir değerlendirme yapılması gerekmemesine rağmen sonuç itibariyle karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurmasının sonuca bir etkisinin bulunmamasına ve bunun temyizi kabil hale getirmeyecek olmasına ve davacının temyizde hukuki yararı olmamasına göre asıl dava yönünden davacı vekilinin dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Birleşen dava yönünden ise, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 427 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca "Miktar veya değeri 2.190 (İki bin yüz doksan) Türk Lirasını geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesindir." 01.01.2022 tarihinden itibaren temyiz kesinlik sınırı 5.815,00 TL’ye yükseltilmiştir.
Dosya içeriğine göre hüküm altına alınan ve temyize konu edilen toplam miktar 4.250,00 TL olup Mahkemenin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 5.815,00 TL’nin altında kalmaktadır.
Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün, 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden davacı vekilinin temyiz isteminin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/6613, K. 2023/6226, 26 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama