KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2022/7008 E., 2024/3140 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Nisan 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/2021 Esas, 2022/1583 Karar
- Hüküm
- Davanın reddi
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/413 E., 2019/1272 K.
Karar Metni
708 kelime·4 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının babası olan ...'e 24.02.2017 düzenleme tarihli 01.03.2018 ödeme tarihli 200.000,00 TL bedelli olan bonoyu teminat senedi olarak verdiğini, karşılığında müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalının murisinin zaman zaman yapılan para alışverişi sebebiyle 200.000,00 TL bedelli senedi teminat olarak elinde tuttuğunu, müvekkilinin davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, mevcut borçlarının da icra dairesi kanalı ile ödediğini, davalının babası ...'ün 200.000,00 TL bedelli olan senetle ilgili olarak müvekkiline herhangi bir ödeme yapmadan vefat ettiğini,
davalının murisinin bedeli finansal kurumlar aracılığıyla yapmış olması ve ispat etmesi gerektiğini belirterek müvekkilinin davalıya borcu olmadığının tespitine ve %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde müteveffa tarafından davacıya verilen 200.000,00 TL karşılığında imzalattırılan senette herhangi bir ibare bulunmadığını, dolayısıyla bu senedin teminat senedi olduğundan bahsetmenin mümkün olmadığını, davacı tarafından para alışı olduğunu, ancak davacının aldığı borçların karşılığında hiç ödeme yapmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takibe konu bono üzerinde "nakden" ibaresinin yer aldığı, ispat yükü üzerinde bulunan davacının senedin teminat amaçlı verildiğini herhangi bir yazılı delil ile ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın hukuka aykırı olduğunu, içtihatlara uygun olmadığını, senedin teminat senedi olduğuna ilişkin yazılı delil ve ispat zorunluluğunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 203 üncü maddesi çerçevesinde istisnası bulunduğunu, hayatın olağan akışı çerçevesinde senede bağlanması teamülde olmayan işlemlerde tanıkla ispatın mümkün olduğunu, müvekkili ile senet lehtarı müteveffa arasında akrabalık ilişkisi (teyzesinin eşi) bulunduğunu, bu yönüyle tanık delilinin kullandırılmamasının usule aykırı olduğunu,
ayrıca müvekkili ile mütevaffa arasında sürekli ve devamlı bir para alış verişi bulunduğunu, bu nedenle aralarında yazılı sözleşme tanzim edilmediğini, buna göre senetle ispat zorunluluğunun ikinci bir istisnasının somut olayda gerçekleştiğini, dolayısıyla mahkemenin tanık dinlememesinin hatalı olduğunu, mahkemeye sundukları delillerden de görüleceği üzere teminat senedine bağlı borca ilişkin ödemeler yapıldığını belirterek davanın kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu senet nedeniyle borçlu olmadığı hususunun ispat külfetinin davacı tarafta olduğu, davacının iddialarını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı, tarafların aralarındaki ilişkiyi senede bağladıkları anlaşılmakla ve senede karşı yapılan her türlü iddia ve savunmanın da senetle ispatı gerektiği, tanık dinlenemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı peşin harcın istek halinde ilgiliye iadesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/7008, K. 2024/3140, 22 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama