KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2022/7207 E., 2024/3122 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Nisan 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/1528 Esas, 2022/1274 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/130 E., 2020/165 K.
Karar Metni
802 kelime·4 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı gerçek kişi tarafından 2018/84334 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunulduğunu, müvekkilince adına tescilli "..." asıl unsurlu markalara dayalı olarak bu başvuruya yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu başvurunun, müvekkili markalarına benzerlik arz ettiğini, emtialar ve sınıflar açısından da benzer olup markalar arasında iltibasın oluştuğunu, müvekkili markasının tanınmış marka statüsünde bulunduğunu ve bu nedenle de başvurunun reddinin gerektiğini, davalının marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2019-M-6672 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 2018/84334 başvuru numaralı ... markasının davacının markalarıyla benzerlik içermediğini, markanın tek başına .... ibaresinden meydana gelmeyip ... ibaresini bütüncül olarak barındırdığını, markalar arasında bu anlamda görsel açıdan da bir benzerliğin söz konusu olmadığını ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, müvekkili markasının müvekkilinin isim ve soyadından uyarlama olup davacının markalarının tanınmışlığından yararlanmanın söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu marka ile itiraza mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, davalı şahsın kötüniyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötüniyet iddiasının yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu başvuru ile müvekkilinin tescilli ve tanınmış markası olan ... markasına ayniyet derecesinde benzer olup iltibas tehlikesi yarattığını, markalar arasında mevcut olan tek harf farklılığının başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığını, ... markasının tanınmış marka olduğunun dikkate alınmadığını, emsal mahkeme ve TÜRKPATENT kararlarının dikkate alınmadığını, bilirkişilerce yapılan benzerlik incelemesinin hatalı ve eksik olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından, davacı markalarının tanınmış olmalarının da başvurunun reddini gerektirmediği,
eldeki davanın YİDK kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkin olduğu ve bu davada davalının fiili marka kullanımının değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle.
Bölge Adliye Mahkemesinin tarafların özgün şekil markaları arasında benzerlik olmadığı şeklindeki kararının yerinde olmadığını, davaya konu olan markanın, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında müvekkilinin tescilli ve dünyaca tanınmış ... markasına ayniyet derecesinde benzerlik oluşturduğunu ve iltibas tehlikesi yarattığını, her iki markanın da 25. sınıfta tescilli olması ve kapsadıkları malların birebir olduğu göz önüne alınacak olunursa ... markası tanınmış bir marka olduğu için davalı tarafın bu tanınmışlıktan yararlanma saikinin olduğunun anlaşıldığını,
bilirkişilerce yapılan benzerlik değerlendirmesinin eksik ve hatalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesinin tanınmışlığın somut olaya uygulanamayacağı şeklindeki kararının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/7207, K. 2024/3122, 22 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama