İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/1194 K.2024/3735

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tapu iptal ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir

Esas2023/1194Karar2024/3735Tarih9 Mayıs 2024Okuma13 dk · 2.556 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2023/1194 E., 2024/3735 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
9 Mayıs 2024
Mahkemesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Sayısı
2020/2011 Esas, 2022/1610 Karar
Hüküm
Ret
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.556 kelime·13 dk okuma·15 bölüm

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tapu iptal ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 07.05.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp, hazır bulunan davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin dava dışı ...Petrol Ürünleri Ltd.

Şti.’nin ortakları olduğunu, mahkemece şirket ortağı olmayan şirket müdürü ...'ün müdürlük yetkilerinin kaldırıldığını, müdürün 06.01.2016 tarihinde, dava konusu 3629 ada, 22 parsel sayılı taşınmazı 950.000,00 TL'ye gerçek değerinin çok altında bir bedelle davalı şirkete sattığını, azledilen müdürün satış tarihi itibariyle bu yönde bir yetkisinin bulunmadığını, işlemin eşit işlem yapma yükümlülüğüne aykırı olduğunu, şirket müdürünün istasyon sahasının yanındaki taşınmazı davalıya değerinin altında satmasının şirketin korunması gereken mal varlığını zarara uğratacağını ileri sürerek, müvekkillerinin ortağı olduğu ...Ltd.

Şti.’ye ait olup, davalı şirkete devredilen dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile şirket adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; her iki şirketin bu alım satım ilişkisini gerçekleştirirken yetkililerin taşınmaz alım ve satımına yetkileri olduğundan satışın gerçekleştiğini, müvekkilinin bedelini ödeyerek taşınmazı aldığını, iyiniyetinin korunması gerektiğini, davacının iddialarının yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İhbar olunan ..., davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin17.01.2018 tarih, 2016/547 E. ve 2018/20 K. Karar sayılı kararıyla; tapudaki işlem tarihi itibariyle ...'ün yetkili temsilci olduğu, dava konusu taşınmaz üzerinde petrol istasyonu bulunmadığı, 22 parsel üzerindeki binanın dava dışı 21 parsel numaralı parseldeki 2 katlı bina ile bitişik durumda olduğu, 22 parsele komşu 20 parsel sayılı taşınmazın akaryakıt istasyonu olduğu, dava konusu taşınmazın ...Ltd.

Şti.’nin ana iştigal konusunun ifa edildiği taşınmaz niteliğinde bulunmadığı, şirketin tek taşınmazının dava konusu taşınmaz olmadığı, taşınmazın 07.01.2016 satış tarihindeki değerinin 880.000,00 TL olduğunun belirlendiği, tapudaki satış bedelinin ise, 950.000,00 TL olduğu, taşınmazın gerçek değerinin altında satılmadığı, mahkemenin 2016/147 Esas sayılı dosyasında verilen kararın henüz kesinleşmediği, tapudaki işlemin muvazalı olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 06.12.2018 tarih, 2018/481 E. ve 2018/1478 K. sayılı kararıyla; dava tarihinde mahkemece şirkete atanan yönetim kayyımının görevde olduğu, davacıların şirkete ait çekişmeli taşınmazla ilgili tasarruf bakımından dava açma ehliyetlerinin bulunmadığı gözetilmeksizin karar verilmesi doğru olmadığından davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davanın farklı bu gerekçe ile davacıların aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizin 08.10.2020 tarih, 2019/912 E. ve 2020/3962 K. sayılı kararıyla somut olayda taşınmazın önceki maliki şirketin ortakları olan davacıların dava konusu gayrimenkulün şirket müdürü tarafından muvazaalı olarak davalıya devredildiği, yapılan devir işleminin batıl olduğu iddiası ile işbu davayı açtıklarının anlaşılması karşısında, iddianın ileri sürülüş şekli itibariyle davacıların dava açmakta hukuki menfaatleri olduğu gibi, aktif husumet ehliyetlerinin de bulunduğu göz önünde bulundurularak işin esasının incelenmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının tapu iptali ve tescil talebinin, iki hukuki sebebe dayandığı, bunlardan birincisinin davalı şirkete yapılan taşınmaz devrinin muvazaalı olduğu, gerçek bir satış olmadığı iddiası; ikincisi ise satışı yapan şirket yetkilisinin, bu taşınmazın satışını yapma yetkisinin bulunmadığı iddiası olduğu, şirket yetkilisinin satış yapma konusunda yetkisiz olduğu iddiasının da iki sebebe dayandığı, bunlardan birincisinin şirket yetkilisinin usulüne uygun şekilde seçilmediği,

çünkü kanun gereği en az bir şirket ortağının da müdür olarak seçilmesi gerekliliğinin yerine getirilmediği; ikincisinin ise satıma konu 22 parsel sayılı taşınmazın şirketin tek faaliyet konusu olan petrol istasyonu işletmesinin bir eklentisi olduğu, istasyon işletmesiyle birlikte kullanıldığı, bu kadar önemli bir mal varlığının ancak bir genel kurul kararıyla satılabileceği, müdürün kendi başına böyle bir satış yapamayacağı iddiası olduğu,

ilk derece mahkemesince yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda alınan 11.09.2017 tarihli üç kişilik bilirkişi kurulu raporunda dava konusu taşınmazın davalıya satış tarihi olan 01.07.2016 tarihi itibariyle gerçek piyasa değerinin 880.000,00 TL olduğunun belirlendiği, davaya konu taşınmazın satış bedeli olan 950.000,00 TL'nin her iki şirket kayıtlarında da yer aldığı, satım bedelinin, davacıların ortağı olduğu satıcı ... şirketinin hesaplarına ve ticari kayıtlarına intikal ettirildiği, ...'in bilanço verilerine göre borçlarını ödeyebilmek için taşınmazı satmasına gerek olmadığı,

satım bedelinin şirket kayıtlarında işlem gördüğü ve paranın şirket varlıklarının artışına sebebiyet verdiği, davalı şirketin kayıtlarında bu satın alma işleminin kayıtlı olduğu, taşınmaz bedeli ödendiği tarihlerde davalı şirket ortaklarınca şirketin banka hesaplarına para yatırdığı, emsal taşınmazlar da değerlendirilmek suretiyle, davaya konu 22 parsel sayılı taşınmazın, davalıya satış tarihi olan 01.07.2016 tarihi itibariyle, üzerindeki tüm bina ve muhtesatıyla birlikte değerinin 882.016,02 TL olduğu tespitinin yapıldığı,

davaya konu 22 no.lu parselin, ... tarafından işletilen ve 20 no.lu parsel üzerinde bulunan petrol istasyonu ile araç yıkama ünitesi olarak kullanıldığı, ortada bir muvazaanın bulunmadığı, satıcı ... şirketi yetkilisi ...'ün bu satışı yapmaya yetkili olmadığına dair iddiaların incelenmesinde ise; ticari sicil kayıtlarına göre, şirket adına satışı yapan şirket müdürü ...'ün şirketi tek başına temsil ve ilzama yetkili olduğu, bu yetkisi kapsamında 01.07.2016 tarihinde 950.000,00 TL bedelle dava konusu taşınmazı davalı şirkete sattığı, Abidin Öztürk'ün 21.05.2015 tarihli genel kurul kararıyla şirket müdürlüğüne seçildiği,

tek başına temsil ve ilzam yetkisi verildiği, Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/147 Esas -2016/613 Karar sayılı 15.06.2016 tarihli kararıyla bu genel kurul kararının iptaline karar verilmiş ise de, bu kararın 30.06.2020 tarihinde kesinleştiği, gerek ihtiyati tedbir kararının gerekse ...'ün seçimine dair genel kurul kararının iptaline dair mahkeme kararının, resmi satışın yapıldığı 07.01.2016 tarihinden sonra olduğu, dolayısıyla satış tarihi itibariyle ...'ün şirketin yetkili temsilcisi olduğu, genel kurul kararının iptaline dair mahkeme kararının ileriye etkili olduğu, geçmişe etkili sonuç doğurmadığı,

bu durumda iptal kararından önce yapılan tasarruf işlemlerinin geçerliliğini koruduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 623 üncü maddesi gözetilmeksizin şirket yönetiminin seçilmesine dair genel kurul kararının yok hükmünde olmayıp iptale tabi bir karar olduğu, iptal kararının etkisinin de ileriye dönük olduğu, önemli miktardaki mal varlığının devri için şirket genel kurul kararının alınması gerektiği, somut olayda, 22 no.lu parselin önemli miktardaki aktif olmadığı, zira dosya kapsamıyla sabit olduğu üzere, davacıların ortağı olduğu ...'in ana sözleşmesine göre faaliyet konularından biri taşınmaz ticareti olduğu,

şirketinş davaya konu 22 parsel dışında başka pek çok taşınmazlarının da bulunduğu, bu nedenle, bu taşınmazın devrinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 538 inci maddesinin ikinci fıkrası anlamında önemli miktardaki aktifin toptan satışı niteliğinde olmadığı, bilirkişi kurulunca davaya konu 22 parselin, şirketin petrol istasyonunun bulunduğu 20 parselle bağlantılı olarak kullanıldığı belirtilmiş ise de taşınmazın oto yıkama alanı olarak petrol istasyonuyla birlikte kullanıldığı, salt bu nedenle bu taşınmazın devrinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 538 inci maddesinin ikinci fıkrasına tabi olmadığı,

yani devir için genel kurul kararının gerekmediği, davaya konu işlemi de kapsayan iddialarla Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/6911 (2022/1101 Yeni) Soruşturma sayılı dosyasının mevcut olduğu, yapılan yazışma sonuçlarına ve tarafların duruşma tutanağına geçen beyanlarına göre, anılan soruşturma dosyasında davalı şirketin tek ortağı ve yetkilisi ... hakkındaki suçlamalar bakımından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği,

yine aynı soruşturma kapsamında şüpheliler arasında bulunan ve davacıların ortağı olduğu ...'in yetkilisi sıfatıyla satış işlemini yapan ...'ün de ölmüş olması nedeniyle onun hakkındaki soruşturmanın da düştüğü, bu durumda, dava dosyasının çözümü açısından ceza soruşturmasının sonucunun beklenmesine gerek kalmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak, yukarıdaki gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; genel kurul kararının iptali davasında verilen kararın geriye yürüyeceğini, devir işleminin şirket ana sözleşmesine aykırı olduğunu, davalı şirketin sicilde tescil edilen yetkiye ilişkin hususları bilmediğini ileri süremeyeceğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 623 üncü maddesine aykırılığın yaptırımının yokluk olduğunu, devrin muvazaalı olduğunu, ...tarafından gönderilen ihtarnamenin ve davalı şirketin sermaye durumunun da bunun ispatı olduğunu, ödemenin bir kısmının nakit bir kısmının çekle yapılmış olmasının dahi davalı şirketin kasasında olmayan bir para ile alım yaptığını gösterdiğini,

...ve ...'in yıllardır şirketi el birliği ile zarara uğrattıklarını, borç baskısı altında olmayan şirketin taşınmazını satmasını gerektirir bir durumun bulunmadığını, emsal değerin hatalı tespit edildiğini, taşınmazın değerinin altında bir bedelle satıldığını, taşınmazın şirketin önemli bir mal varlığı olduğunu, dava konusu taşınmaz üzerinde akaryakıt istasyonunu destekleyen jeneratör sistemi bulunduğunu, oto yıkama temel faaliyet alanı ile ilgilisi olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacıların ortağı oldukları dava dışı limited şirkete ait taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile şirket adına tescili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 538 nci maddesinin ikinci fıkrası, 623 üncü maddesi.

3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacılardan alınarak, davalıya verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.05.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞIOY

Çoğunlukla ortaya çıkan uyuşmazlık, şirket ortağı olmayan kişinin limited şirkete tek müdür atanmasına ilişkin genel kurul (GK) kararının geçersizlik halinin butlan mı yoksa iptal edilebilirlik mi olduğu, buradan varılacak sonuca göre tek müdür olarak dışardan (ortak olmayan) atanan müdürün üçüncü kişiyle yapmış olduğu taşınmaz satış sözleşmesinin geçerli olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.

Limited şirket müdürleri genel olarak Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 623/1 inci maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre, “Şirketin yönetimi ve temsili şirket sözleşmesi ile düzenlenir. Şirketin sözleşmesi ile yönetim ve temsili, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebilir. En azından bir ortağın, şirketi yönetim hakkının ve temsil yetkisinin bulunması gerekir”.

Şirket kurulduktan sonra, müdürlerin atanmaları ve görevden alınmaları GK’nın yetkisindedir (TTK m. 616/1-b). En az bir ortağın şirket müdürü olarak atanması gerektiğine ilişkin hüküm ana sözleşme ile dahi aksi öngörülemeyecek nitelikte emredici bir hükümdür. Diğer bir ifade ile bu hükmün aksine bir düzenleme şirket ortaklarına bırakılmamıştır.

O nedenle bu hüküm uyarınca, şayet limited şirkete tek müdür atanacaksa bunun ortak sıfatını taşımasının zorunlu olduğu kabul edilmek durumundadır (bkz. ÇAMOĞLU (PORAY/TEKİNALP), Ortaklıklar Hukuku, 15. Bası, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2023, s. 535 vd.. ŞENOCAK (BOZKURT), Şirketler Hukuku Şerhi, Cilt. 4, Seçkin, Ankara 2022, s. 4629. Hasan PULAŞLI, Şirketler Hukuku Şerhi, Cilt: 4, Adalet, Ankara, 2022, s. 3234 vd..

Ersin ÇAMOĞLU, Limited Ortaklıklar Hukukunun Temel İlkeleri, 2. Bası, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2023, s. 181).

Limited şirket GK kararlarının butlanı ve iptali yönünden TTK m. 622 hükmü ile anonim şirket (AŞ) hükümlerine yollama yapılmıştır. AŞ’de GK kararlarının iptali sebepleri TTK m. 446’da düzenlenmiş olup bu hükme göre, kanuna, esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırılık iptal sebebidir. Butlan halleri ise örnek verilmek suretiyle TTK m. 447’de düzenlenmiş olup bu hükme göre, pay sahibinin vazgeçilmez nitelikteki haklarını sınırlayan veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma,

denetleme ve inceleme haklarını kanunun izin verdiği ölçü dışında sınırlandıran ve şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerini ihlal eden GK kararları batıldır. Belirtildiği üzere, bu hükümle butlan sebepleri sınırlandırılmamış olup maddenin ilk fıkrasında özellikle denmek suretiyle örnek olarak belirtilmiştir.

O nedenle genel olarak butlan sebeplerini düzenleyen Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 27 hükmünün de uygulanması gerekecektir (ayrıntılı bilgi için bkz. ÇAMOĞLU, s. 176 vd. Erdoğan MOROĞLU, AO’da GK Kararlarının Hükümsüzlüğü, 12 Levha, İstanbul 2012, s. 25 vd. ve s.146 vd.). Bu bağlamda belirtmeliyim ki, genel olarak emredici kanun hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkansız olan GK kararları da butlan yaptırımına tabi tutulmaktadır.

Zira, GK kararları hukuki işlem niteliğindedir.

Önemle belirtmek gerekirse, limited şirkette en az bir ortağın müdür olarak atanmasının gerekli ve zorunlu kılınmasındaki amaç, şahıs şirketi özelliği taşıyan limited şirket yönetim ve temsilinde bütünsel yabancılaşmayı önlemektir. O nedenle TTK m. 623/1 hükmünde yer alan bu kural kesin emredici nitelikte olup anılan kuralı ihlal eden limited şirket GK kararları TTK m. 447 ve TBK m. 27 hükümleri uyarınca butlan yaptırımına tabi olur.

Diğer bir ifade ile böyle kararlar kesin hükümsüz (batıl) kararlardır. Diğer taraftan tek müdürün yahut müdürler kurulunun ortak sıfatı taşıyan tek üyesinin bu niteliğini kaybetmesi halinde ise müdürler kurulu işlevselliğini yitirecektir (bkz. ÇAMOĞLU, s. 219 ve s. 220, Par. 351b.).

Burada belirtmem gereken bir husus ise, emredici olan TTK m. 623/1 hükmü aynı zamanda limitet şirketin temel yapısıyla ilgili bir hüküm olup bu hükme aykırı olan GK kararlarının şirketin temel yapısını bozduğunun kabul edilmesi gerekmektedir.

Nitekim Dairemizin uygulaması da bu yönde olup şirket ortağı olmayan kişilerin limited şirket müdürü atanmalarıyla ilgili GK kararlarının TTK m. 447 ve TBK m. 27 hükümleri uyarınca geçersiz (batıl) olduklarına karar verilmektedir (bkz. Dairenin 19.04.2016 gün ve 2015/9297-4347 sayılı kararı).

Bilindiği üzere inşai nitelikte olan iptal edilebilirlikten farklı olarak butlan yaptırımına tabi olan yani kesin hükümsüz GK kararları baştan itibaren hiç hüküm ve sonuç doğurmaz. O nedenle de ilgililer tarafından her zaman ileri sürülebileceği gibi mahkemece de resen gözetilmek durumundadır. Meğerki ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanılmasını oluştursun.

Butlan yaptırımına tabi olan, yani batıl GK kararları baştan itibaren hüküm doğurmadığından ve her zaman herkese karşı ileri sürülmesi de mümkün olduğundan tek müdür olarak dışardan atanan müdürün yapmış olduğu hukuki işlemlere yetkisiz temsil hükümleri uygulanması gerekmekte olup söz konusu işleme icazet verilmediği sürece işlem geçerlilik kazanamaz. Yani askıda hükümsüz olur, icazet verilirse işlem geçerli olur verilmezse, işlem geçersiz olur.

Burada belirtilmesi gereken bir hususta şirket ana sözleşmesi ve GK kararları ticaret sicile tescil ve ilan edildiği gibi, sicilde aleni olup bilgi edinilmesi mümkündür.

Bu açıklamadan sonra somut olaya gelince, davacıların ortak oldukları limited şirkete GK kararı ile ortak olmayan tek müdür atanmış olup atanan kişide çok kısa süre içerisinde şirkete ait bir taşınmazı davalı şirkete satmıştır. Bu satışı öğrenen şirket ortakları tedbir talepli olarak müdür atamasına ilişkin GK kararının iptali için dava açmışlar ve sonuç olarak GK kararının iptaline karar verilmiş ve derecaattan geçerek kesinleşmiştir.

Mahkemece “iptal” ibaresi kullanılmışsa da anılan GK kararı kesin emredici hükme aykırı ve limitet şirketin temel yapısını bozduğundan batıl karar olup baştan itibaren hiçbir hüküm ve sonuç doğuramaz ve herkese karşı ileri sürülebilmesi de mümkün olduğundan, şirket ortağı olan davacıların butlanı ileri sürmelerine engel bir hal bulunmamaktadır.

Somut olayda yetkisiz kişinin yaptığı satış işlemine icazette verilmediğinden taşınmaz satış işleminin de geçersiz olduğunun kabulü gerekmektedir. Ayrıca burada tacir olan davalıda basiretli davranmamıştır. Eğer basiretli bir tacir gibi davranmış olsaydı şirkete atanan tek müdürün şirket ortağı olmadığını, yani dışardan atanmış olduğunu aleni olan ticaret sicil kayıtlarından tespit edebilirdi.

Hal böyle olunca davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddine karar verilmesinin doğru olmadığı kanaatiyle mahkeme kararının BOZULMASI gerektiği görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun ONAMA yönündeki görüşüne katılmamaktayım.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/1194, K. 2024/3735, 9 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. Gerekçe ve Sonuç
  9. V. Bozma Ve Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
  10. A. Bozma Kararı
  11. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
  12. VI. Temyiz
  13. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  14. B. Temyiz Sebepleri
  15. C. Gerekçe
  16. VII. Karar
  17. Karşıoy

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1194
Karar No
2024/3735
Tarih
9 Mayıs 2024

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2023/1203 K.2024/5060
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2023/1205 K.2024/3686
  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2023/1207 K.2024/2118
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2023/1208 K.2024/5015
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2023/1210 K.2024/3517
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2023/1212 K.2024/5664

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.