KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/1257 E., 2024/2978 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/1385 Esas, 2022/1297 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/373 E., 2019/1363 K.
Karar Metni
1.078 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki sözlü anlaşma uyarınca davalıya ait döner büfesinin iş yeri içindeki demirbaş malzemelerle birlikte 3 yıllık kullanma koşuluyla 136.000,00 TL karşılığında 15.12.2017 tarihinde devralındığını, anlaşma uyarınca davalıya 5 adet senet keşide edilerek verildiğini ve dava konusu işyerinin kiralayanı K. A. ile davalı arasındaki kira sözleşmesi sonlandırılarak davacının oğlu B.
Ç. ile kiralayan arasında 3 yıllık kira sözleşmesi imzalandığını, bu süreçte söz konusu senetlerden 15.000,00 TL bedelli senedin davacı yanca ödendiğini, daha sonra Güngören Belediye Başkanlığı'nın bildirimi ile davacıya devredilen taşınmazın kamulaştırıldığı ve tahliye edilmesi gerektiği öğrenildiği ve bu durum davalıya bildirilerek bedelsiz kalan senetlerin tarafına iadesini istediğini,
söz konusu senetlerin iade edilmediği gibi 28.02.2017 tarihli 15.000,00 TL bedelli ve 30.03.2017 tarihli 15.000,00 TL bedelli senetlerle ilgili icra takibi başlatıldığını öncelikle 28.02.2017 ve 30.03.2017 vade tarihli senetlerden dolayı başlatılan takipler için icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi için tedbir kararı verilmesini, henüz icra takibi başlatılmamış olan 30.04.2017 ödeme tarihli 15.000,00 TL bedelli, 30.05.2017 tarihli 4.000,00 TL bedelli senetlerden dolayı borçlu olmadığının tespiti ve yapılan ödemelerin istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu döner büfesinin bulunduğu taşınmazın 06.03.2017 tarihinde kamulaştırıldığı, 24.02.2018 tarihinde de yıkım kararı alındığı, ilgili taşınmazın riskli bina ilan edildiği ve aboneliklerin sonlandırılmasının istendiği, kira kontratının incelenmesinde kiracının B.Ç. kiralayanın K.A. olduğu kira müddetinin 3 yıl olarak belirtilerek kira başlangıcının 20.12.2016 tarihi olarak belirtildiği,
27.02.2018 tarihli protokolde ise borçlu ...'ye yönelik yapılandırma ile borçların ödenmesi halinde icra dosyalarının kapatılacağı ayrıca işbu davadan feragat edeceğinin belirtildiği, 18.05.2018 tarihli celsede sulh protokol yapıldığının taraflarca belirtildiği,
ancak davalı taraf daha sonra protokol hükümlerinin davacı tarafça yerine getirilmediğinden protokolü kabul etmediğini beyan ettiği, davalının devir sözleşmesi ile devrettiği dönerci dükkanını devrederken kamulaştırmanın henüz yapılmadığı,tüm şartları ile devrin gerçekleştiği ve davacının devir bedelini ödemek zorunda olduğu aksi halin ispatlanamadığı davacının kamulaştırma yapıldıktan sonra da yıkım kararı verilen 24.02.2018 tarihine kadar devredilen yeri kullandığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, uyuşmazlık konularının değerlendirilmesinde davalının ikrar edilip tartışma konusu olmayan konuların dahi değerlendirmesinin hatalı yapıldığını, ısrarla devir alınan işyerindeki demirbaşların değerinin tespiti talep edilmiş olmasına rağmen keşif yapılmadığı ve bilirkişi incelemesi yapılmadığını, işyerinin yıkılması nedeni ile sonrasında bu yönden inceleme yapılmadığını,
davalının yaptırdığı haciz nedeni ile zaptedilen mallar ve döner büfesi olduğu dikkate alınarak demirbaşların devir anındaki muhtemel bedellerinin tespiti isteminin değerlendirilmediğini, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayan 72.000,00 TL nakit ödeme ile davalıya teslim edilen 49.000,00 TL toplam bedeli 4 senetle birlikte 121.000,00 TL olan sözleşme olgusu ve bu bedelin bu tarz bir işyerinde bulunması olağan demirbaşların bedeli karşılığı olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,
toplam devir bedelinin demirbaş bedeli dışında kalan kısmının hava parası olarak belirlendiğini ve bu bedelin nakit alınan 72.000,00 TL'den fazla olamayacağını, hava parasına ilişkin sözleşmenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'nun (6098 sayılı Kanun) 27 nci maddesine aykırı olduğunu, mahkemenin bu yönlerden değerlendirme yapmadığını, kabule göre de mahkemenin kesin süre vermesi üzerine sözleşme bedelinin tamamı üzerinden harç yatırılmış ise de;
dava dilekçesi ve davanın somutlaştırılmasına yönelik dilekçe, beyan ve duruşmalardaki beyanlarda "49.000,00 TL bedelli senetler nedeni ile borçlu olunmadığının tespiti ile rakam olarak miktarın bilinmemesi ve bilirkişi incelemesi gerektiğinden rapor ile belirlenecek demirbaş bedeli dışındaki ve yargılamada icra tehdidi ile ödenecek olan bedelin istirdadının" talep edilmiş olmasına rağmen mahkemenin dava değerini tartışmalı sözleşme bedeli olarak kabulü ve yargılama gideri ile vekalet ücretini bu miktar üzerinden hesaplamasının hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı, işyeri devir bedelinin 3 yıl karşılığı olduğu ve işyerinin kamulaştırılması nedeni ile tahliye etmek zorunda kaldığını, demirbaş bedelinin 136.000,00 TL kadar olamayacağını, bedel tespiti yapılarak bakiye çıkacak bedelin hava parası olduğunun belirlenmesi gerektiğini ve hava parası alınmasının 6098 sayılı Kanun'un 27 nci maddesine aykırı olduğunu ileri sürmüş ise de tarafların davalının kiracı olduğu işyerinin davacıya devri hususunda anlaştıkları, işyerinin demirbaşlarla davacıya devri ile birlikte davalının edimini yerine getirdiği,
davacının tahliye tarihine değin işyerini kullandığı, davalının başkaca yazılı bir taahhüdünün olmadığı dikkate alındığında mevcut delil durumuna göre davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmediği, davacı vekilinin yargılama giderleri ve vekalet ücretine yönelik istinaf isteminin ise dava dilekçesinin içeriği, dava dilekçesini somutlaştırdığı dilekçesi, 13.12.2018, 21.06.2019, 12.07.2016 tarihli duruşmalardaki beyanları ve harçlandırılan değer dikkate alındığında mahkemenin dava değerini 136.000,00 TL üzerinden kabulü ve bu miktar üzerinden vekalet ücretine hükmetmesi,
davanın reddi ile yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılması yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra İflas Kanun'un 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/1257, K. 2024/2978, 17 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama