KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/1286 E., 2024/4427 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2024
- Mahkemesi
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2730 Esas, 2022/2714 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/283 Esas, 2022/656 Karar
Karar Metni
999 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin reklam sektörü dahil çeşitli sektörlerde faaliyetlerinin olduğunu, dava konusu 23.12.2016 vade tarihli ve 150.000,00 TL bedelli bonodaki müvekkili şirket adına atılmış keşideci imzasının sahte olduğunu, senedin davacı tarafından tanzim edilmediğini, davalı tarafa borçlarının olmadığını ileri sürerek müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... Seyahat Taşımacılık Ltd Şti. vekili cevap dilekçesinde; davacı ile .... Spor Kulübü arasında 06.05.2015 tarihli sözleşmenin imzalandığını, sözleşme gereği imzalanan senetler nedeniyle davacının borcu bulunduğunun, aralarında yapılan ödeme ilişkisine ait evrakları ekte sunduklarını, yazı ve imza aynı olan başka senetlerinde davacının kira ilişkisi nedeniyle ödediğini, davacının söz konusu davayı açmakla kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... cevap dilekçesinde; davacı ile aralarında kira sözleşmesi olduğunu, sözleşme gereği senetlerin düzenlendiğini, daha önce ödenen senetlerinde aynı kişinin eli ürünü olduğunu savunarak davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece davanın reddine dair verilen 20.01.2021 tarihli ve 2018/841 E., 2021/40 K. sayılı kararın Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 02.04.2021 tarih ve 2021/465 E., 2021/665 K. sayılı ilamıyla kaldırılmasına karar verilmiş olduğu, kaldırma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda; davacı defterlerinin ve davalı ...
Kulübünün defterlerinin bilirkişi incelemesi için sunulmadığı, davacı ile davalı ... arasında yargılama sırasında imzalanarak dosyaya sunulan 23.08.2019 tarihli kira sözleşmesinde dava konusu olan ve davacı tarafından imza itirazı yapılan 23.12.2016 vade tarihli, 150.000,00 TL'lik bononun borçlusunun kiracılar yani davacı taraf olduğunun belirtildiği ve söz konusu senedin bedelinin en geç 23.10.2019 tarihine kadar ödeneceğinin kabul edildiğinin görüldüğü,
davalı tarafça dosyaya sunulan ilgili sözleşmede bulunan imzanın davacı şirket yetkilisine ait olup olmadığının tespiti için yazılan talimata cevap verildiği ve şirket yetkilisi ...’in sözleşmedeki imzanın kendisine ait olduğunu kabul ettiği, söz konusu borç ikrarı niteliğindeki sözleşme ve beyan dikkate alınarak davacının dava konusu senet nedeniyle borçlu olmadığını yazılı delil ile ispat edemediği ve yemin deliline de dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tüm deliller toplanmadan bilirkişi raporu alındığını, yerel mahkemece taleplerin değerlendirmediğini, davacının ticari defter ve kayıtları olmadan hatalı ve eksik inceleme yapıldığını ve mevcut durumun davacı bakımından ağır hak kayıplarına sebebiyet verdiğini, hakkaniyete uygun ve adil bir kararın ortaya çıkabilmesi adına her iki tarafında ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi gerektiğini, yerel mahkemenin gerekçeli kararında davacı şirket yetkilisinin borcun ödendiğini ikrar ettiğine ilişkin değerlendirmesinin gerçeği yansıtmadığını,
kira sözleşmesinin varlığı kabul edilse dahi taraflar arasındaki borç ilişkisinin ispatı bakımından tek başına yeterli olmadığını, uyuşmazlığa konu senette davacı şirketin bağlayıcı bir imza bulunmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu bononun borçlusunun davacı, lehdarının davalı ..., hamilin davalı .....Ltd.
Şti olduğu, 01.08.2016 düzenleme tarihli 150.000,00 TL bedelli, 23.12.2016 vade tarihli senedin nakden düzenlendiği, davacının bu senetten kaynaklı olarak davalılara borcu bulunmadığını, böyle bir para alışverişinin aralarında olmadığını iddia ettiği gibi bonodaki imzayı da inkar ettiği, yargılama sırasında dosyaya sunulan 23.08.2019 tarihli davacı ile davalı ... arasında imzalanan ve imzaları taraflarca kabul gören ...
Sponsorluk ve Reklam Alanı Kira Sözleşmesi'nin 3 üncü maddesinde işbu davaya konu davacı tarafından imza itirazına uğrayan bononun borçlusunun kiracı-davacı olduğu, senedin en geç 23.10.2019 tarihine kadar davacı tarafından ödeneceğinin taraflarca kabul ve taahhüt edildiği, bu sözleşmedeki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olduğunun isticvap ile ortaya konulmuş olduğu, 23.08.2019 tarihli iş bu sözleşme gereğince davanın reddine dair ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı olarak hazırlandığını, davacı tarafın defter ve kayıtlarının incelenmediğini, yerel mahkemece gerekçeli kararında müvekkil şirket yetkilisinin borcun ödendiğini ikrar ettiğine ilişkin değerlendirmesinin gerçeği yansıtmadığını, kira sözleşmesinin varlığı kabul edilse dahi taraflar arasındaki borç ilişkisinin ispatı bakımından tek başına yeterli delil olamayacağını,
Kayseri 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 04.05.2017 tarihli 2016/852 E. ve 2017/347 K. sayılı kararında borçlu imzalarının borçlu şirket temsilcisi ...'in eli ürünü olmadığı kanaatine varıldığına dair rapor verildiğini ve davacının imzaya itirazının kabul edildiğini, davalı tarafın istinaf başvurusunun da reddine karar verildiği, uyuşmazlığa konu senette müvekkili şirketi bağlayıcı bir imza bulunmadığını, eksik inceleme ile verilen mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacının keşidecisi olduğu senet nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/1286, K. 2024/4427, 29 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama