KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/2350 E., 2024/4709 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Haziran 2024
- Mahkemesi
- Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/1644 Esas, 2022/1786 Karar
- Hüküm
- Davanın reddi
- İlk derece mahkemesi
- Kızıltepe 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
- Sayısı
- 2018/78 E., 2020/100 K.
Karar Metni
980 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 04.06.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat .... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin Ankara'da mukim ve uluslararası alanda ticaret yapan bir şirket olduğunu, davalı ile müvekkili arasında temsilcilik sözleşmesine istinaden yurt dışından buğday ithalatı gerçekleştirildiğini, 20.05.2016 tarihli faturaların karşılıklı olarak kesildiğini, müvekkiline ait muavin defter hesap kayıtları incelendiğinde davalı şirketten alacaklı olduğunun görüleceğini, müvekkili şirketin davalı şirkete fazladan ödeme yaptığını ve bunun karşılığının alınmadığını, eksik ifa yapıldığını, müvekkilinin davalıya 441.510,23 TL fazla ödeme yaptığını ileri sürerek 441.510,23 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faiz oranı ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; muhasebe kayıtlarına göre davacının herhangi bir alacağının olmadığını, temsilcilik sözleşmesine istinaden davacı tarafın anlaşılan bedel üzerinden ithalatını yaptığını, hizmet bedeli konusunda da anlaşıldığını, aradaki farkın hizmet bedeli olduğunu, fatura tarihlerine bakıldığında yaklaşık olarak iki sene aradan geçtikten sonra davacı tarafın hizmet bedelini geri talep ettiğini, müvekkili şirketin muhasebe kayıtlarında davacı tarafın herhangi bir alacağının bulunmadığını, davanın kötü niyetle açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıya ait defterlerin açılış tasdikleri ile 2016 yılı yevmiye defterleri kapanış tasdikinin zamanında ve usulüne uygun yapıldığı, 2017 yılı yevmiye defteri kapanmış tasdikinin ise yaptırılmadığı, bu nedenle davacının ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma özelliğinin bulunmadığı, davalı tarafa ait ticari defterlerinin incelenmesinde sahibi lehine delil teşkil ettiği, dosyada davacı tarafça alacağın olduğuna ilişkin başkaca delil de sunulmadığı, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı tarafın fazla ödenen bedeli kabul ettiğini, tarafların karşılıklı kestikleri fatura farkları olan 312.189,78 TL'nin temsilcilik sözleşmesine dayalı olarak davalı firmaya ödenen hizmet bedeli olduğunu, müvekkili şirketin "makarnalık buğday" ithal hakkı olduğunun maddi gerçekle örtüşmediğini, ticari defterlere ilişkin müvekkili lehine delil niteliği taşımamasını kabul etmemekle birlikte sadece ticari defter ve kayıtlara bakılarak karar verilmemesi,
havale EFT dekontları ve faturalar incelenerek müvekkili firmanın 441.510,23 TL alacaklı olduğunun tespiti yapılması gerektiğini, davalı firmanın dahilde işleme belgesine sahip bir firma olduğunu, elindeki dahilde işleme belgesi ile yurt dışından gümrük vergisi ödemeden buğday ithal edip, buğdayı yurt içine sunmadan işleyerek (makarna-irmik vb.) dış piyasaya sunabilme hakkına sahip olduğunu, davacı şirketin ise yurt dışı bağlantıları olan ancak dahilde işleme belgesi sahip olmayan firma olduğunu, davalı firmanın dahilde işleme belgesi kullanılarak davacı firma adına yurt dışından buğday ithal edildiğini,
dahilde işleme belgesinin kullanımının davada hizmet bedeli olarak geçtiğini, müvekkili firma ve davalı firmanın karşılıklı birbirlerine fatura kestiklerini, somut olarak fazla ödemenin 441.510,23 TL olduğunu, davalı tarafa ödenmeyen hizmet bedeli bulunmamakta olup hizmet bedeline ilişkin dava konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığını, alacağın ispatlanmadığı gerekçesinin gerçeği yansıtmadığını beyan ederek istinaf isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının fazladan ödendiği iddia edilen 441.510,21 TL'lik kısım dahil tamamının davalıya ait dahilde işleme belgesinin kullandırılmasından kaynaklı hizmet bedeli olduğunu beyan etmesi karşısında, davacının bu ikrarının vasıflı ikrar olduğu, ikrar bölünemeyeceğinden davacının ispat yükünü kaldırmadığı, ispat külfetinin davacıda olduğu, davacı tarafın defterlerine göre davacının 441.510,21 TL alacaklı göründüğü, davacıya ait defterlerin açılış tasdikleri ile 2016 yılı yevmiye defterinin kapanış tasdiklerinin zamanında ve usule uygun olarak yapıldığı,
2017 yılı yevmiye defterinin ise kapanış tasdikinin yapılmadığı, davalı tarafın defterlerine göre ise davalının davacıya borç ya da alacağının bulunmadığı, davacı defter kayıtları davacı lehine delil teşkil etmeyeceği, davacının iddiasını, ticari defterler dışında ispata yarar başkaca delil de sunmadığı, dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden reddine, resen görülen kamu düzenine aykırılık nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına,
davanın açıklanan bu gerekçelerle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında fazladan yapıldığı iddia edilen ödemenin sebepsiz zenginleşmeye dayalı olarak geri istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 222 inci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 69 uncu maddesi.
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/2350, K. 2024/4709, 5 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama