İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/2623 K.2024/5018

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne verilmiştir.

Esas2023/2623Karar2024/5018Tarih13 Haziran 2024Okuma10 dk · 2.080 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2023/2623 E., 2024/5018 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
13 Haziran 2024
Mahkemesi
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
Sayısı
2022/350 Esas, 2023/169 Karar
Hüküm
Esastan ret
İlk derece mahkemesi
Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi
Sayısı
2020/673 E., 2021/924 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.080 kelime·10 dk okuma·11 bölüm

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 11.06.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından davalı şirket aleyhine Gebze 4. İcra Müdürlüğünün 2020/5867 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, başlatılan icra takibinin dayanağının müvekkili şirketin aldığı, ancak ayıplı çıkan inşaata dökülen betonun neden olduğu zarar olduğunu, davalı şirketin müvekkili şirket tarafından aleyhine başlatılan bu takibe haksız ve kötü niyetli olarak 07.05.2020 tarihinde itiraz ettiğini, davalı şirketin yalnızca betonu taşıyan şirket olmadığını, davalı şirketin icra takibinin bir diğer borçlusu olan ...

Türk Beton A.Ş.'den betonu satın alan, daha sonra bunları müvekkili şirkete veren şirket olduğunu, bu inşaat malzemelerinin satımına ilişkin faturaları kesen şirketin de davalı şirket olduğunu, bu nedenle müvekkilin uğradığı zarardan davalı şirketin de diğer borçlu şirket ile birlikte müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğunu, müvekkili şirketin betonun ayıplı olması sebebiyle inşaatın 3 üncü katının ayıplı betonla yapılması, sonradan çatı katının yapılması ve yıkımının maliyeti ve sonradan yeniden yapılması neticesinde uğradığı zararın tespiti için Gebze Asliye Ticaret Mahkemesine başvurduğunu, Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/604 D.

İş sayılı dosyasında müvekkili şirketin ayıplı inşaat ürünlerinin neden olduğu zararlarını bilirkişi marifetiyle tespit ettirdiğini, tespit edilen zarar üzerinden müvekkili şirketin davalı şirket ve diğer borçlu şirket aleyhine icra takibi başlattığını, hem davalı şirket hem de borçlu şirketin müvekkilinin uğradığı bu zarardan müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğunu, müvekkilinin zararının davalı şirketçe tazmin edilmesi gerektiğini iddia ederek davalı tarafından Gebze 4. İcra Müdürlüğünün 2020/5867 E. sayılı dosyasına yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline,

davalı bu itirazında haksız ve kötü niyetli olduğundan alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde eksiklikler bulunduğunu, dava konusu betonun ayıplı olduğu iddiasının gerçeklikten uzak olup müvekkili şirkete herhangi bir kusur atfedilmesinin de imkansız olduğunu, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında çeşitli miktarlarda ve cari işlemler şeklinde ticari ilişki bulunmakta olup dava tarihi itibariyle de müvekkilinin davacı yandan yüksek miktarlarda alacağı bulunduğunu, bu sebepten ötürü davacı yanın söz konusu dava ile birlikte müvekkili şirkete olan borcunu ödememeye çalıştığının düşünüldüğünü,

söz konusu alacak için ise her türlü takas mahsup def'ileri ile takip ve dava haklarının saklı olduğunu, gerek görülmesi halinde alacağın niteliğine ilişkin bilgi ve belgelerin sunabileceğini, hiç bir surette davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için dahi söz konusu betonun ayıplı olduğu düşünülse bile üretimi kendisi tarafından gerçekleştirilmeyen ve taşınmasında, nakledilmesinde dahi rolü bulunmayan müvekkili şirketin, betonun ayıplı çıkmasından sorumlu tutulmasının gerek mevzuat ve gerekse hakkaniyet hükümleri çerçevesinde bakıldığında dahi müvekkili şirketin bu ayıptan ve zarardan sorumlu tutulmasının beklenilemeyeceğini,

bu itibarla müvekkili şirkete karşı yapılan haksız takibe ve davaya karşı husumet itirazında bulunduklarını, salt iş bu itirazları nedeniyle dahi huzurdaki davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, ayrıca huzurdaki takip ve dava ile davacı yan tarafından söz konusu betonun ayıplı olduğundan bahisle ve ayıp nedeniyle bir takım maddi zararlara katlanılmak zorunda kalınıldığının beyan ve iddia edildiğini, bu zararların gerçekliğinin de yargılama konusu olup davacı yanın iş bu tazminat talebi ile sebepsiz yere zenginleşmesine de engel olunması gerektiğini,

zira kusur ve zarar arasındaki illiyet bağının müvekkil şirket açısından bu davada bulunmadığını, söz konusu betonun üretimi ve nakledilmesinin haricinde uygulama sürecinin nasıl yapıldığının, uygulamanın kim ya da kimler tarafından gerçekleştirildiğinin, bu kişilerin uygulama yapmaya yetkili ya da ehil kişiler olup olmadıklarının, ayıplı olduğu iddia edilen betona zarar veren gereksiz ilave katkıların ya da fazla su verilip verilmediğinin, betonun iyileştirilip iyileştirilmediğinin, vibratör uygulaması yapılıp yapılmadığının, yine yeterli kürünün yapılıp yapılmadığının,

beton mikserinin şantiye alanında fazladan bekletilip bekletilmediğinin, fazladan bekletilmeye rağmen uygulama yapılıp yapılmadığının ve son olarak beton numunelerinin sonucu beklenilmeden ve yapı denetim uygulamasına dikkat edilmeden imalata devam edilip edilmediğinin araştırılması gerektiğini, ayıpla ilgili olarak salt faturayı keşide eden firma/şahıs bakımından kusur değerlendirilmesinin yapılmasının isabetli olunmayacağına değinildiğini, esasen üretiminde ve nakledilmesinde dahi rolü bulunmayan müvekkili şirket bakımından kusur derecelendirilmesi yapılmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olacağını,

numune sonuçları beklenmeksizin imalata devam edilmesi durumu var ise bu durumun davacı yanın kusurunu doğuracak olup müvekkili şirketin de hayatın olağan akışı içinde dahi bu kusura katlanmasının beklenilemeyeceğini, ayrıca her türlü ayıp iddiasından ari olmak üzere müvekkil şirket ile davacı yan arasında esasen bir eser sözleşmesi bulunmadığı da nazara alındığında söz konusu maddi zararların tümünün müvekkili şirket tarafından giderilmesinin de beklenilemeyeceğini, bu nedenle delil tespiti yolu ile aldırılan ve icra takibine dayanak yapılan bilirkişi raporunu da kabul etmediklerini,

davacı yan tarafından salt betonun ayıplı olduğundan bahisle delil tespiti yoluna başvurularak müvekkili şirket aleyhine icra takip işlemlerine girişilmesini, yapılan itiraz neticesinde duran icra takibi için itirazın iptali davası açılmasını, likit olmayan alacak bakımından icra inkar tazminatı istenilmesini kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafından davacıya fatura ve sevk irsaliyeleri karşılığı beton satıldığı, davacının dava konusu betonu G22B19B1B pafta, 980 ada, 7 parselde bulunan "Atatürk Mahallesi 371/1 No:1 Çayırova Kocaeli" inşaat yapım işinde kullanması üzerine 15.06.2019 tarihinde davaya konu inşaattan beton numunesi alındığı, bu hususta beton deney raporları bulunduğu, davaya konu kattaki beton dökümünde pompa ucundan ....

Yapı Teknik ve Zemin Laboratuarı San ve Tic. Ltd.

Şti tarafından alınan C30 beton numuneleri ilgili teknik yönetmelik gereği önce 7 gün sonra (22.06.2019 günü) basınç deneyine tabi tutulduğu, en az 25.90 Mpa gelmesi gereken 7 günlük numunelerin basınç mukavemetinin 11,3 Mpa, 11.1 Mpa ve 16.0 Mpa olduğu, yani beton numunelerinin daha 7 günlük iken gereken basınç mukavemeti değerinden düşük çıktığı, ilgili teknik yönetmelik gereği C30 betondan alınan numunelerin gerçek basınç değerinin bulunması amacıyla bu sefer 28 günlük (13.07.2019 tarihinde) basınç deneyine tabi tutulduğu, 30 Mpa gelmesi gereken 28 günlük numunelerin basınç mukavemetinin 19.5 Mpa, 20.5 Mpa ve 22 Mpa olduğu,

28 günlük beton numunelerinin de gereken basınç mukavemetini sağlayamadığı, davaya konu 1548871 YİBF nolu inşaatın 3 üncü kat tabliyesine dökülen betonun 28 günlük beton basınç dayanımı düşük çıktığından inşaatı denetleyen .... Yapı Denetim Şirketinin, Çayırova Belediyesine 22.07.2019 tarihli dilekçe ile durumu bildirerek gereğinin yapılmasını istediği, 28 günlük basınç mukavemetlerinin C30 beton mukavemetini yakalayamaması üzerine ....

Yapı Denetim firmasının Bakanlık yetki belgesine sahip .... Teknik Yapı ve Zemin Laboratuar Tic. Ltd.

Şti'ne dökülmüş betondan yapıdan karat numunesi aldırarak ve çekiç testi yaptırarak dava konu tabliye betonun basınç mukavemetini test ettirdiği, 03.08.2019 tarihinde sonuçların 16.05 Mpa ve 18.65 Mpa mertebesinde çıktığı, C30 beton değerinden düşük beton olduğunun tespit edildiği, Çayırova Belediyesinin, Yapı Denetim Firmasının 23.07.2019 tarih ve 5973 nolu dilekçesi ile 05.08.2019 tarih ve 6348 nolu dilekçelerine istinaden yapıyı %65 seviyesinde iken 07.08.2019 tarihinde tatil ettiği ve yapı tatil tutanağı düzenlediği, 30.12.2019 tarihinde davacı tarafından delil tespiti talebinde bulunulduğu,

tespit raporunda betonun gerekli basınç dayanımlarına uygun olmadığının tespit edildiği, alınan bilirkişi heyeti kök ve ek raporlarının ayrıntılı, gerekçeli ve delil tespiti dosyasında alınan bilirkişi raporu ile uyumlu bulunarak hükme esas alındığı, bu raporlarda betonun gizli ayıplı olduğunun bildirildiği, bu nedenlerle davalı satıcının bu üründen sorumlu olduğu, davacının, davalıdan aldığı betonun ayıplı olduğu, davacının bu ayıbı kullanma sonucunda tespit edebildiği, ayıbın "kullanmakla ortaya çıkan gizli ayıp" niteliğinde olduğu,

davalı tarafın cevap dilekçesi ile davacının ihbar yükümlülüğünü süresinde yapmadığına ilişkin bir savunmada bulunmadığı, ayıp ihbarı def'i niteliğinde olup bu hususun davalı tarafından ileri sürülmesi gerektiği, ayıplı beton satımı nedeniyle davacının inşaatın durdurulması sonucu zarar gören malzeme ile hasar gören yerlerin imalatlarının sökülüp yeniden yapılma bedelinin 121.693,50 TL, 3 üncü kat ve çatı katın yıkılma bedelinin 90.830,16 TL, 3 üncü kat ve çatı katın yeniden yapılma bedelinin 181.660,32 TL olmak üzere toplam 394.183,98 TL zararının oluştuğunun hükme esas alınan bilirkişi raporu ile tespit edildiği,

rapordaki hesaplanan zarar miktarına taraflarca süresi içerisinde açıkça itiraz edilmediği gerekçeleriyle davanın kabulüne, davalı borçlu .... Yapı İnş. Nalb. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin Gebze İcra Müdürlüğünün 2020/5867 E. sayılı dosyasına yaptığı itirazın 394.183,98 TL üzerinden iptaline ve takibin bu borçlu yönünden devamına, davacı tarafın icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; usule ilişkin olarak dava şartı bakımından eksiklikleri dile getirmelerine rağmen söz konusu eksiklikler ile diğer husumet, zamanaşımı, ayıp ve kusurla ilgili itirazlarının Mahkemece nazara alınmadığını, dava dilekçesinde bulunması gereken zorunlu unsurlar ile eksik harca yönelik itirazlarının Mahkeme tarafından kabul görmediğini, verilen sürenin dışında harç ikmal edilmiş olunmasına rağmen davanın görülmesine devam edildiğini, delilleri tam toplanmadan ve adil yargılanma hakları kısıtlanarak kabul kararı verilmesinin isabetsiz olduğunu, ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını,

usulsüz olarak adi bir vekâletname ile vekil kılınan ve avukat olmayan dava dışı 3 üncü şahıs ...'ın beyanları ile keşif işlemi gerçekleştirildiğini, esasa ilişkin olarak, tüm yargılama sürecindeki itirazlarına rağmen haksız fiil nedeniyle oluşan zararın aralarında nedensellik bağı bulunmadığı halde usul ve yasaya aykırı olarak müvekkili şirket tarafından tazmin edilmesine karar verildiğini, zira aldırılan bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere betonun üretilmesi ve nakledilmesinin dava dışı firmaya, uygulama sürecinin de davacı yan çalışanlarına ait olduğunu,

müvekkili tarafından fatura edilen ve zamanında da ayıp ihbarında bulunmayan davacı yanın zararlarının kusur ile zarar arasında nedensellik bağı bulunmadığı halde oluşan zararın müvekkil tarafından tazmin edilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili şirkete karşı yapılan haksız takibe ve davaya karşı husumet itirazında bulunulduğunu, ancak hatalı değerlendirilme neticesinde bu itirazın reddolduğunu, beton üreticisi dava dışı firmanın kusurlu olduğunun bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, zararların gerçekliği yeterince araştırılmadan ve usule aykırı keşif ve raporla sebepsiz zenginleşmeye neden olunduğunu,

ayrıca her türlü ayıp iddiasından ari olmak üzere müvekkili şirket ile davacı yan arasında esasen bir eser sözleşmesi bulunmadığı da nazara alındığında söz konusu maddi zararların tümünün müvekkili şirket tarafından giderilmesinin beklenilemeyeceğini, zira aldırılan bilirkişi raporunda dahi müvekkili şirkete kusur yüklenmediği halde dava dışı firmanın sorumluluğunun göz ardı edildiğini, zarar bakımından her hangi bir indirime gidilmediğini,

yerel Mahkeme kararını kabul etmemekle birlikte usule ve esasa ilişkin tüm itirazları dışında yerel Mahkeme tarafından davacı yanın taleplerinden icra inkar tazminatı talepleri reddolunmasına rağmen tarafları lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesini de istinaf nedenleri arasında gösterdiklerini belirterek yerel Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının taraflar arasında beton satımına ilişkin sözleşme bulunduğunu, davalı tarafından satımı yapılan betonun gizli ayıplı olduğunu ve bu nedenle zarara uğradığını ispatladığı, gizli ayıplı beton ile zarar arasında illiyet bağının bulunduğu, davalının da bu nedenle zarardan sorumlu olduğu, bilirkişi kök ve ek raporlarının taraf ve yargı denetimine elverişli olduğu, zarar kalemleri ve miktarlarının doğru tespit edildiği, İlk Derece Mahkemesi gerekçelerinin dosya kapsamı delillere ve yasal düzenlemelere uygun, yeterli ve yerinde olduğu,

icra inkar tazminatının itirazın iptaline karar verilen alacaktan olmadığı ve reddedilen icra inkar tazminatı nedeniyle davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C.Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacının satın aldığı betonun ayıplı olduğu iddiası ile uğranılan zararların tazmini amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası.

3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

SONUÇ / HÜKÜM

13.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/2623, K. 2024/5018, 13 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. İstinaf Sebepleri
  9. C. Gerekçe ve Sonuç
  10. V. Temyiz
  11. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  12. B. Temyiz Sebepleri
  13. VI. Karar
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2623
Karar No
2024/5018
Tarih
13 Haziran 2024

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2023/2624 K.2024/1855
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/2625 K.2024/4944
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2023/2627 K.2024/2031
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2023/2630 K.2024/3158
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/2631 K.2024/4922
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/2633 K.2024/5251

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.