KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/2657 E., 2024/5176 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2024
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/138 Esas, 2023/479 Karar
- Hüküm
- Başvurunun esastan reddi
- İlk derece mahkemesi
- İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/918 E., 2022/926 K.
Karar Metni
936 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde.
Tarım Kredi Kooperatiflerinin ortağı olan çiftçilere tarımsal faaliyetlerini sürdürebilmek amacıyla, ürün ve ilaç desteğinde bulunduğunu, ihtiyaç duyulan tarımsal ürünleri satmakta, piyasada diğer kredi veren kuruluşlardan çok daha düşük faizlerle üyelerine kredi verdiğini, davacı kooperatif ile davalılar arasında 06.06.2018 tarih 1752 sayılı sözleşme ile Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye dayanarak davalılardan senetler ile davacıdan çeşitli ürünler ve kredi aldığını, ancak vade tarihinde borçlarını ödemediklerini, davalılar aleyhine ilamlı takip başlatıldığını,
davalıların takibe karşı şikayet yoluna başvurmaları üzerine Menderes İcra Hukuk Mahkemesinin 2019/122 E.-2019/118 K.sayılı kararı ile muhtar ve azlarını tasdik ve imza şartı yerine getirilmediğinden ilamlı takip yapılamayacağı yönünde karar ile takibin iptaline karar verildiğini, kararın istinaf ve temyiz denetiminden geçerek kesinleştiğini, arabuluculuk yoluna gidildiğini ancak anlaşma sağlanamadığını, davalıların sözleşme ve senetler nedeniyle davacıya 27.12.2021 tarihi itibariyle,
385,608.16 TL borçlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin alacak talep hakları saklı kalmak kaydı ile 385,608.16 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yıllık %29 - genelge faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekil cevap dilekçesinde; dava konusu kredi sözleşmesindeki ve dava dayanağı yapılan senetlerdeki imzayı kabul etmediklerini, senetlerdeki miktarları karşılayacak fatura, depo çıkış fişi ve ihtiyaç cetveli olmadığını, senetlerde belirtilen mal ve hizmetlerin kendilerine teslim edilmediğinin davacı kooperatif kayıtlarıyla da sabit olacağını, senetlerde geçen kredilerin davalılara ödendiğine dair banka makbuzu veya ödeme aracının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davanın işlemden kaldırıldığı (başvuruya bırakıldığı) 21.09.2022 tarihinden itibaren üç aylık yasal süre içerisinde yenilenmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle.
Yerel Mahkemece esasa ilişkin bir karar verilmemiş olmasına rağmen davalılar lehine 9.200,00 TL vekalet ücretine hükmedildiğini, davanın açılmasına sebebiyet veren davalıların evvelce kendileri hakkında yapılan icra takibini semeresiz bırakmaları nedeniyle davacı yanca arabuluculuğa başvurularak iş bu davanın açılmak zorunda kalındığını, borcu olmadığını iddia eden davalıların yapılandırma konusunda yayınlanan genelge sonrasında borçlarından indirim yapılacağı için ödeme talebi ile yapılandırma başvurusunda bulunduklarını,
ayrıca ekte sundukları yapılandırma başvurusu esnasında alacak davası nedeniyle herhangi bir vekalet ücreti taleplerinin olmadığını kabul ettiklerini, tarafların aralarında sulh olduklarını, davaya devam etmemek yönünde davalıların avukatlarına talimat vereceklerini yazılı olarak beyan ettiklerini, bunun üzerine davacının da davaya devam edilmemesi yönünde talimat vermesi üzerine davaya devam etmediklerini, davanın kredi kullanılarak davacı kooperatiften mal alınması sonucu oluşan borcu inkar ederek ödemekten kaçınan tarafların yapılandırma sonrasında borçlarını ödedikleri,
taraflar arasındaki mahkeme dışı sulh gereğince davaya devam edilmeyeceğinin tutanak altına alındığını, davalılar lehine vekalet ücreti ve arabuluculuk ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı yanca dosyaya sunulan 15.09.2022 tarihli "Tutanaktır" başlıklı belgeye istinaden davacı tarafın vekalet ücreti, arabuluculuk ücreti ve yargılama giderleri yönünden istinaf yoluna gidilmiş ise de, 6100 sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 150 nci maddesinde tarafların duruşmaya gelmemesi, sonuçları ve davanın açılmamış sayılması hususlarının yasa koyucu tarafından düzenlendiği, davacının aralarında sulh olduklarına ilişkin beyan ve tutanaklarını dosyanın müracaata bırakıldığı tarihten karar tarihine değin dosyaya sunmadığı,
bu nedenlerle verilen açılmamış sayılması kararında ve dosyada yapılan yargılama giderlerinin, vekalet ücretinin, arabuluculuk ücretinin davacı aleyhine hükmedilmesinde herhangi bir usul ve yasaya aykırılık görülmediği gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, açılmamış sayılmasına karar verilen davada davacının yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının isabetli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ve aynı Kanun'un 150 nci maddesi.
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Davacı vekili istinaf dilekçesinde, taraflar arasında 15.09.2022 tarihinde protokol imzalandığını, davalıların zikredilen protokolle müvekkilinden yargılama gideri ve vekalet ücreti talep etmeyeceklerini taahhüt ettiklerini belirtmiş ise de anılan protokolün sadece davalılardan ... ve ... tarafından imzalandığı, diğer davalı olan ... tarafından imzalanmadığı görülmekte olup İlk Derece Mahkemesince, davalılar lehine tek bir vekalet ücretine hükmedildiği de gözetildiğinde anılan protokolün sonuca bir etkisi bulunmadığından davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazına itibar edilmemiştir.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/2657, K. 2024/5176, 25 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama