İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/2827 K.2024/5544

Taraflar arasındaki tespit ve alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Esas2023/2827Karar2024/5544Tarih4 Temmuz 2024Okuma13 dk · 2.607 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2023/2827 E., 2024/5544 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
4 Temmuz 2024
Mahkemesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
Sayısı
2020/1262 Esas, 2023/231 Karar
Hüküm
Esastan ret
İlk derece mahkemesi
İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi (Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatıyla)
Sayısı
2016/473 E., 2019/372 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.607 kelime·13 dk okuma·12 bölüm

Taraflar arasındaki tespit ve alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 02.07.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... Mutlu ile davalı vekili Av. ... Koçman dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin maliki olduğu M/V Sound of Sea isimli gemi ile davalıya ait 4.118,875 metrikton sülfürik asit yükünün İtalya'dan Ceyhan Yumurtalık Limanına taşınması konusunda anlaşma yapıldığını, anlaşma uyarınca gemi yükleme limanına vardığında hazırlık ihbarı verildiğini, gözetleme şirketi olan Bureau Veritas tarafından görevlendirilen uzman tarafından gerekli incelemelerin yapıldığını, yükün gemiye yüklenmesinde ve taşınmasında engel bir durum olmadığının saptandığını,

dolayısıyla bu kapsamda düzenlenen raporda gemide yükün bozulmasına yol açacak herhangi bir eksiklik ve kirlilik bulunmadığının belirtildiğini, yükleme işlemleri tamamlandıktan sonra gemi kaptanı tarafından konişmento düzenlenerek geminin sefere başladığını, gemi Yumurtalık Limanına geldiğinde Likit Kimya'ya tahliye için hazırlık ihbarının yapıldığını, bu aşamada Likit Kimya'nın yükte bozulma olduğu iddiasını ileri sürerek yükü tahliye etmekten imtina edip, zararlarının ödenmesini talep ettiğini,

müvekkili tarafından geminin başka bir sefere gönderilmesi gerektiğinden hadisenin sulh yolu ile çözümü için Likit Kimya ile görüşmelere başlandığını, Likit Kimya'nın yükün tamamına yakınının zayi olduğunu ileri sürerek zararın 150.000,00 ABD Doları olduğunu iddia ve beyan ettiğini, müvekkilinin bu iddia ve beyanın gerçek olduğunu düşünerek ayrıca geminin bir sonraki sefere yetişmesini sağlamak düşüncesiyle 30.09.2015 tarihinde davalı ile sulh - ibra protokolü imzaladığını, bu sayede yükün gemiden tahliye edildiğini,

protokol gereğince müvekkilinin yaptığı bu taşıma nedeniyle doğan 119.447,38 ABD Doları navlun alacağını davalıdan tahsil edemediğini, daha sonra müvekkiline esasen yükte ciddi bir bozulma olmadığı, yükün Likit Kimya tarafından piyasaya satılmaya başlandığının haber verildiğini, bunun üzerine Ceyhan 1 Asliye Hukuk Mahkemesine müracaat edilerek 2015/77 D.İş sayılı dosyada yük üzerinde tespit talebinde bulunulduğunu, mahkemece atanan bilirkişiler tarafından yükten numuneler alındığını, Çukurova Üniversitesi Kimya Bölümünde numuneler üzerinde yapılan incelemeler sonucu bozulmanın %1-2 gibi düşük bir seviyede olduğunun tespit edildiğini,

yine bilirkişiler tarafından yükteki bozulmaya bağlı değer kaybının %10 ila % 20 arasında olacağının belirtildiğini, dolayısıyla tespit raporu ve yapılan analizler çerçevesinde davalı şirketin yükle ilgili iddialarının doğru olmadığını, sulh ve ibra protokolünün imza edilmesi aşamasında müvekkilinin aldatıldığı kanaatine varıldığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla en yüksek had olan %20 seviyesinde bozulma olduğu kabul edilse dahi zarar miktarının 30.927,00 euroyu geçmeyeceğini, bu çerçevede öncelikle davalının ticari defter kayıtları ile serbest bölge kayıtları incelenerek gerçek zarar tespitinin yapılabileceğini,

şayet müvekkilinin davalı tarafından yükün bozulduğu yönündeki iddialar ile aldatılmış olması idi 30.09.2015 tarihli sulh ve ibra protokolünü imzalamayacağını, müvekkilinin protokolün düzenlendiği aşamada iradesinin sakatlanmış olduğundan delil tespiti neticesinde tanzim edilen bilirkişi raporu ile haberdar olduğunu,

dolayısıyla protokol hükümlerinin mahkemece saptanacak gerçek zarar miktarına göre düzeltilmesi ile sebepsiz zenginleşmenin önlenmesi gerektiğini ileri sürerek taraflar arasında imzalanan 30.09.2015 tarihli sulh ve ibra protokolünün geçersizliğinin müvekkilinin protokol ile bağlı olmadığının tespiti ile bu çerçevede protokolün iptaline, gerçek zarar miktarının saptanmasına,

protokolün gerçek zarar miktarına göre yeniden tashihine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 119.447,38 USD tutarındaki navlun alacağının 22.09.2015 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava tarihi itibariyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 39 uncu maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, bu nedenle davanın öncelikle süre yönünden reddi gerektiğini, söz konusu olayda irade bozukluğu hallerinden olan aldatma şartının oluşmadığını, zira davacının kaptanı tarafından imzalanan ve kaşelenen konişmentoda yükün yükleme limanından temiz olarak yüklendiği anlaşıldığı halde tahliye limanına bozulmuş olarak ulaştığının anlaşıldığını,

ayrıca Ceyhan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/77 D.İş sayılı dosyasında alınan tespit raporunda da yükün bozuk olduğunun saptandığını ancak söz konusu raporda belirtildiği üzere numunelerin alındığı tankta gemiden tahliye edilen yükten önce halihazırda temiz sülfürik asit bulunması ve bozulmuş yükün temiz sülfürik asit ile karıştırılması sonucunda raporda belirtilen bozulma durumunun gerçek bozulmayı yansıtmadığını, gemiye temiz şekilde yüklenen bir yükün tahliye limanına bozuk olarak gelmesinin yükün taşıma sırasında bozulduğunu ortaya koyduğunu,

davacının yükün bozulmasında kusurlu olduğunu bildiği için kendi iradesi ile ticari görüşmeler sonucunda dava konusu protokolü imzaladığını, protokolün ilk sayfasında yer alan "konu" başlıklı paragrafta daha önce taşınan yüklerin iyi temizlenmemesi sebebiyle kimyasal reaksiyon meydana gelerek yükün kendi kusuru ile bozulduğunu ikrar ettiğini, bu nedenle davacının aldatılarak protokolü imzaladığını beyan etmesinin mesnetsiz olduğunu, öte yandan bozulmuş yükün satılması sebebine dayanılarak aldatıldığını iddia etmesinin de kabul edilemeyeceğini,

nitekim müvekkilinin bozulan yük nedeniyle daha fazla zarara uğramamak için yükü imha etmek yerine masraf yapıp filtreleme işlemlerinden geçirdikten sonra peyderpey piyasa değerinin altında satmak durumunda kaldığını, protokol imzalanmadan önce davacının yükü teste tabi tutarak bozulma olup olmadığını belirlemesini de herhangi bir engel durum bulunmadığını, davacı tarafın basiretli bir tacir olarak araştırma ve öğrenme yükümlülüğünü yerine getirmeden müvekkilinin herhangi bir aldatma unsuru içermeyen beyanlarına dayanarak protokolü imzaladığını ve aldatıldığını iddia etmesinin kötü niyetli bir davranış olduğunu,

dolayısıyla tarafların bizzat kendi iradeleri ile dava konusu protokolü imzaladıklarını savunarak davanın hak düşürücü süre ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve bilirkişi raporlarına göre; taraflar arasında davalıya ait kimyasal malın İtalya'dan Türkiye'ye taşıması konusunda taraflar arasında anlaşmaya varıldığı, 4.118,875 metrikton sülfürik asit yükünün davacı donatana ait M/V Sound of Sea isimli gemi ile Ceyhan Yumurtalık Limanına getirilmesinden sonra yükte bozulma olduğu gerekçesi ile davalının yükü teslim almaktan kaçındığı gibi navlun bedelini ödemeyi de kabul etmediği, taraflar arasında yapılan görüşmeler neticesinde 30.09.2015 tarihli sulh ve ibra sözleşmesi imzalanarak yükün gemiden tahliye edildiği,

söz konusu protokol ile donatanın maldaki hasara ilişkin olarak alıcıya 150.000,00 USD tutarında tazminat ödemeyi kabul ettiği, bu tutardan 119.447,38 USD navlun bedelinin mahsup edilerek bakiye 30.552,62 USD'nin sözleşme tarihinden itibaren 30.11.2015 tarihine kadar işleyecek faizi ile birlikte ödenmesinin donatan tarafından taahhüt edildiği,

davacı işbu davada ise sulh protokolü imzalanırken Likit Kimya tarafından yükün tamamına yakınının bozularak zayi olduğunun iddia ve beyan edilmesine karşın daha sonra yapılan incelemeler ile yükteki bozulmanın %1-2 gibi çok düşük seviyede olduğunun tespit edildiğini, dolayısıyla protokolün imzalanması aşamasında donatanın aldatıldığını ileri sürdüğünden uyuşmazlık noktasının sulh ve ibra protokolü imzalanırken davacı donatanın iradesinin sakatlanıp sakatlanmadığı hususuna ilişkin olduğu,

yasada belirtilen aldatma unsurunun aktif bir davranış yada pasif bir davranış ile ortaya çıkabilecek bir durum olup, eğer karşı taraf ayrıca bilgilendirmeye gerek duyulmaksızın gerçek durumu öğrenebilecek konumda ise aldatmanın varlığından bahsedilmeyeceği, bu çerçevede somut olay ele alındığında taraflar arasında imzalanan protokolün "konu" başlıklı maddesinde uyuşmazlık konusu malların taşıma esnasında davacıya ait geminin iyi temizlenmemesi nedeniyle bozulduğu, alıcı Likit Kimya'nın bu bozukluğu farkederek ilgili sigorta kuruluşuna haber verip bozuk malda inceleme yaptırdığının ifade edildiği,

ek raporda, sektör bilirkişisinin yapmış olduğu değerlendirmede, mal gemi ile varış noktasına ulaştırdığında donatanın tahliye öncesi ilgili denetim ve incelemeleri yaptırdığında malda bozulmaya dair somut belirtilerin ve buna bağlı itirazların farkına varabileceği gibi bundan da öte armatörlerin müşterek koruma ve tazminat birliğine (P&I club) başvurarak, malın ivedilikle incelenmesi talebinde bulunabilme hak ve imkânlarına sahip olduğunun belirtildiği,

dosyaya sunulan Likit Kimya'nın görevlendirdiği Vitsan Gözetim Mümessillik ve Ticaret A.Ş. tarafından düzenlenen raporda, geminin rıhtıma yanaşmasından sonra tahliyeden önce her bir gemi tankından alınan numuneler ve görünümleri kırmızımsı renkte olduğu, aynı şekilde geminin diğer tanklarından alınan örneklerin de alıcıya göre pazarda kabul edilemez renkte olduğunun belirtildiği,

davacı donatanın P&I club sigortasını temsilen ... & Commodity Expertise Co Ltd. tarafından düzenlenen raporda da, 28.09.2015 tarihinde gemiye gidilerek kaptan ile yapılan görüşmeden, alıcının müfettişinin tahliye operasyonundan önce yerel saatle 20:00 ve 21:30 arasında numuneler aldığı, tüm yük tanklarında alınan numuneler görsel olarak incelendiğinde içerisinde koyu/siyah parçacıklar tespit edildiği, bu nedenle yükün tahliyesine izin verilmediği, yerel saatle 22:30'da 1P/S ve 2S numaralı tanklardan tekrar numune alındığı, bu ... yük içerisindeki parçacıkların daha az olduğu ve yükün renginin farklılaştığının gözlendiği,

alıcının müfettişi tarafından gemi aleyhine protesto mektubu düzenlendiği, ancak kaptanın Artera elemanları gelinceye kadar mektubu imzalamayı kabul etmediği, dolayısıyla yükün tahliyesine başlanamadığı, Artera elemanlarının olay mahalline gelmesinden sonra 1P/S ve 2S numaralı tanklardan numuneler aldıkları, bu numuneler incelendiğinde içerisinde siyah parçacıklar tespit edildiği, ayrıca yükün renginin de açık olması gerekirken koyu olduğunun gözlemlendiği açıklamalarına yer verildiğinin belirli olduğu,

bu durumda davacı donatanın, sulh protokolünün imzalanması aşamasında yükteki bozulma ile ilgili Vitsan kuruluşu tarafından düzenlenen rapordan haberdar olduğu gibi yargılama sırasında dosyaya celbedilen donatanın P&I clubını temsilen ...&Commodity Expertise Co Ltd.

Şirketinin düzenlediği "daha önce taşınan yük nedeni ile geminin tank temizliğinin düzgün şekilde yapılmaması sonucunda önceki yükten kalan kalıntılar nedeni ile davacıya ait sülfürik asit yükünün kontaminasyona ve bozulmaya uğradığına" ilişkin survey raporundan haberdar olması nedeni ile yaptığı iş ve işlemlerde basiretli bir tacir gibi hareket etmek zorunda olan donatanın, uyuşmazlık konusu sulh protokolünün imzalanması aşamasında yük hasarı ile ilgili olarak davalı yük ilgilisi Likit Kimya tarafından aldatıldığının söylenemeyeceği, tüm bu değerlendirmeler neticesinde taraflar arasında imzalanan sulh ve ibra protokolünün geçerli olduğu,

tarafları bağlayacağı gerekçesi ile protokolün geçersizliği hukuki nedenine dayanılarak talep edilen navlun alacağına ilişkin davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında tanzim edilen 16.10.2018 tarihli kök rapor ve Ceyhan 1. AHM'nin 2015/77 E. sayılı dosyası tahtında tanzim edilen raporların dava konusu yüke ilişkin olarak sektör bilirkişileri tarafından tanzim edilmiş ancak hükme esas alınan ek raporun tanzim edilmek üzere dosyaya atanan Burak Ekim'in ürün sektör bilirkişisi olmadığını, mahkemece aldırılan kök rapor ve ek rapor arasındaki çelişkinin giderilmediğini, davaya konu talebin ... sebebinin;

davalının sulh protokolünün imzalanması öncesinde ve imzalanma aşamasında yükün tamamen zayi olduğu iddiasında bulunması akabinde işbu yükün tamamını satmış olması olduğunu, davacının asıl işinin deniz taşımacılığı olduğunu ve davalı kadar taşınan yük hakkında bilgi sahibi olması beklenemeyeceğini, yapılan delil tespiti neticesinde düzenlenen raporda davalı tarafın beyanının aksine yükün büyük kısmında herhangi bir bozulma olmadığı ve yükün büyük bir kısmının halihazırda davalı tarafça ... olduğunun tespit edildiğini,

davacı şirketin söz konusu rapor ile birlikte protokolün imzalanması aşamasında iradesinin davalı tarafça fesada uğratılmış olduğunu öğrendiği ve iş bu davanın açıldığını, zira protokolün imzalanmasının davalının beyanı ile tüm emtianın bozuk olduğu iddiasına dayandığını, oysa emtianın bozuk olmadığı hatta büyük bir bölümünün davalı tarafça üçüncü kişilere ... olduğunun daha sonra ortaya çıktığını, davacı şirket tarafından konu protokolün akdedilmesinin en önemli sebebinin yükün tekrara satılamayacak halde olduğu hususunda aldatılmış olunması olup bu haliyle ortada bir aldatma olduğunu,

mahkemece yapılan değerlendirmenin usul ve yasaya aykırı olduğunu, somut olayda davacının karşı taraftan ayrıca bilgilendirilmediği sürece gerçeği öğrenebilecek durumda olmadığını, mahkemece aldatma unsurunun gerçekleşmiş sayılmayacağı yönündeki değerlendirme ile hüküm kurulmuş olmasının çelişkili olduğunu, davacı şirket tarafından navlun ücreti tahsil edilmediği gibi cezai şart ödemek zorunda da kalındığını, bunun sonucunda davalı şirket tarafından yükün tamamının serbest bölgeden geçirilmiş ve ... olmasının davacı şirketin aldatılmış olduğunun göstergesi olduğunu,

davalı tarafça gerçekte bozuk olmayan malın bozuk olduğu öne sürülerek yükün tahliyesinden kaçınıldığını ve davanını davaya konu sülfürik asitten dolayı herhangi bir zararının oluşmadığı hatta en az 199.500,00 TL kârın oluştuğunun sabit olduğunu, ayrıca hükme esas alınan survey raporunda gemi tanklarının önce ortam sıcaklığında her biri 2 saat olmak üzere yıkandığı daha sonra 20-21 santigrat derece sıcaklıkta tatlı su ile durulandığı ve açık havada kurutulduğu belirtilmiş ve gemi kiralayıcı müfettişleri tarafından kontrolünden sonra temizlik sertifikası düzenlendiği hususuna yer verildiğini,

yükün gemiye gelmesi sırasında yükten herhangi bir numune alınıp alınmadığına ilişkin de dosya kapsamında bir bilgiye yer verilmediğini, bu kapsamda yükün gemiye gelmesi sırasında yükten herhangi bir numune alınıp alınmadığına ilişkin de dosya kapmasında bir bilgiye yer verilmediğini,

bu kapsamda davacı şirketi tarafından gemi tanklarının temizliğinin uygulamada doğru yapılıp yapılmadığı ve davacı şirket tarafından taşıması yapılan sülfürik asidin davacı şirket gemisindeki tanklara yüklenmeden önce bozulup bozulmadığı hususunda araştırma yapılmaksızın karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu gerekçesiyle ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile buna göre, 30.09.2015 tarihli sulh ve ibra protokolü imzalandığı tarihte, yükteki bozulmanın taraflarca bilindiği, yükteki hasara ilişkin olarak zarar tutarının 150.000,00 USD olarak kabul edildiği, zararın nevi ve miktarına ilişkin bir inceleme yaptırılmadığı, davacının iddiasının bozulduğu kabul edilen yükün protokolden sonra davalı tarafından ... olması karşısında, yükün ticari değerini kaybetmeyeceğinin davacıya açıklanmadığı sebebine dayalı olduğu, ancak protokolde, hasarın miktarı ve nevine göre bir ayırım bulunmayıp maldaki mevcut hasara dair düzenleme yapıldığı,

yani protokolde tespit edilen hasar tutarının yükün tam hasarına ilişkin olduğuna ilişkin bir ibare bulunmadığı, davalının yükün tamamının hasarlandığı ve pazarda değerlendirilemeyeceği beyan üzerine ve yükün daha sonra değerlendirilebileceğine ilişkin bilgilendirme yapılmadan protokolün imzalandığı iddia edilmekte ise de, davacının gerçek hasar ve zarar miktarının tespitini beklemeden hareket ettiği de nazara alındığında davalının yükün tamamının hasarlandığı ve pazarda değerlendirilemeyeceği beyanının bir aldatma eylemi olarak kabulünün mümkün olmadığı,

zira yükün tamamının hasarlandığı ve pazarda değerlendirilemeyeceğinin davalının iddiası olup bu iddianın davacı tarafından kabul edilmesinde davalının başkaca bir aldatma eylemi bulunduğunun da iddia ve ispat edilemediği, davacı taraf, deniz taşımacılığı alanında faaliyet gösterdiğini ve kimyevi maddeler hakkında uzmanlığının bulunmadığını, yükteki bozulmanın giderilmesinin mümkün olduğunun kendisinden gizlendiğini ifade etmiş ise de, davacıdan her taşıdığı yükün vasıf ve mahiyetini bilmesi beklenemeyecek olsa da,

deniz taşımacılığıyla iştigal eden davacının taşıma sırasında hasarlanan yükün tazmin prosedürü ve yükün alıcı tarafından teslim alınmaması halinde izlenecek usulü bilmesi gerektiği, dava dilekçesindeki anlatımlara göre geminin bir sonraki sefere yetiştirilmesi gerekçesiyle bu hususların göz ardı edildiği, davacı tacir olup basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği, kendisine yapılan hasar ve tazmin bildirimi üzerine kendi sigortası aracılığıyla veya resen bir eksper atayarak inceleme yaptırması gerekirken davalının zarara ilişkin beyanlarının kabul edilmesinin tek başına aldatma olarak kabulünün mümkün olmadığı,

zira karşı taraf ayrıca bilgilendirmeye gerek duyulmaksızın gerçek durumu öğrenebilecek konumdaysa aldatmanın varlığından söz edilemeyeceği, bu kapsamda taşımaya konu yükün davalı alıcı tarafından satılmasının da protokol tarihi itibariyle aldatma eyleminin bulunduğunun ispatı için yeterli olmadığı, davacı tarafça, yükün gemiye yüklenmeden önce bozulup bozulmadığının araştırılmadığı ileri sürülmüş ise de, gerek konşimentoda yükün temiz olarak yüklendiği kaydının bulunması,

gerek dava konusu protokolde yükün taşıma sırasında önceki taşımadan kalan artıklarla kimyasal reaksiyona girerek yükün bozulduğunun belirtilmesi ve gerekse yükleme sırasında alınan numunelerin beyaz renkte ve temiz olması karşısında davacının bu iddiasının dinlenebilir olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasındaki protokolün aldatma nedeniyle iptali, olmadığı takdirde protokolün 3 üncü maddesine müdahale edilerek navlun ücretinin tahsili davasıdır. uyuşmazlık temelde, davaya konu sulh ve ibra protokolünün imzalanması aşamasında davacının iradesinin fesada uğratılıp uğratılmadığı noktasındadır.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

SONUÇ / HÜKÜM

04.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/2827, K. 2024/5544, 4 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. İstinaf Sebepleri
  9. C. Gerekçe ve Sonuç
  10. V. Temyiz
  11. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  12. B. Temyiz Sebepleri
  13. C. Gerekçe
  14. VI. Karar
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2827
Karar No
2024/5544
Tarih
4 Temmuz 2024

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/2828 K.2024/5387
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/2829 K.2024/5566
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2023/2829 K.2024/9253
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/2830 K.2024/5483
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/2833 K.2024/5487
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/2834 K.2024/5484

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.