KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/3288 E., 2024/5745 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Temmuz 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/983 Esas, 2023/418 Karar
- Hüküm
- Davanın reddi (Yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmek suretiyle)
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/635 E., 2020/312 K.
Karar Metni
1.614 kelime·8 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1983 yılında Tayvan’da kurulan bilgi işlem, otomotiv, telekomünikasyon vc endüstriyel pazar segmentlerinde çeşitli uygulamalara hizmet eden ledler, led ekran, optik algılayıcı, fiber optik ve kızılötesi bileşenlerinin lider bir optoelektronik sağlayıcısı olduğunu, müvekkilinin 1983 yılından itibaren kullandığı “EVERLIGHT' ibareli tanınmış markanın Türkiye'de tescilli olmamasından faydalanan davalı yanın markayı 2002/04516 işlem numarası ile kötü niyetli olarak kendi adına tescil ettirdiğini,
müvekkilinin ilk kez kendisinin ihdas edip kullanmaya başladığı ve tanınmış hale getirdiği “EVERLIGHT’ markasını Türkiye’de kendi adına tescil ettiremeyecek hale geldiğini, müvekkilinin “EVERLIGHT” markasının Tayvan'da ve dünyada büyük bir üne kavuştuğunu, müvekkili şirketin markasının 1983 yılında Tayvan’da kamuya tanıtılıp 1995 yılında Çin’de tescil edildiğini, buna karşın davaya konu 2002/04516 sayılı markanın başvuru tarihinin 07.03.2002 olduğunu, müvekkilinin “EVERLIGHT” markasının gerçek hak sahibi olmakla beraber söz konusu markanın birçok ülkede tescil edilmiş ve tanınmış olduğunu, davalı yanın kötü niyetli olduğunu,
müvekkilinin bu marka ile dünya çapında faaliyet gösterdiğini, davalının müvekkili markasının tanınmışlığından ve müşteri kitlesinden haksız bir yarar sağladığını, Paris Sözleşmesi’nin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesinden yararlanılabilmesi için koruma talep edilen markanın ülkemizde kullanılmasının zorunlu olmadığını, müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğu "EVERLIGHT' ibareli marka ile dava konusu markanın birebir aynı olduğunu, müvekkilinin "EVERLIGHT' ibareli markasının birçok ülkede 09 ve 11 inci sınıf emtialar bakımından tescil ettirdiğini, davaya konu markanında 9,
11 ve bu emtiaların satışına ilişkin 35 inci sınıf hizmetler bakımından tescil ettirdiğini, davaya konu marka tescilinin haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek davalı markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin elektronik komponent sektörünün lider şirketlerinden biri olduğunu, dava konusu müvekkiline ait markanın tescil edildiği 2002 tarihine kadar davacı yanın "EVERLIGHT'’ ibareli markayı tanınmış hale getirmesine imkan olmadığını, markanın birçok ülkede tescilli olduğu ve şirketin çalışan sayısı, alınan ödüller gibi hususların sonradan geliştiğini, davacı yan markasının 2002 yılında tanınmışlığı olmamakla beraber davanın açıldığı 2017 yılında dahi tanınmışlığı bulunmadığını,
davacı yanın “EVERLIGHT” markasını 2009 yılından sonra dünya genelinde farklı ülkelerde tescil ettirme girişiminde bulunduğunu, 2002 yılına kadar markayı tanınır hale getirecek bir kullanımın da söz konusu olmadığını, davacı yan ile müvekkili şirket arasında hiçbir zaman bayilik, acentelik gibi bir ticari ilişkinin söz konusu olmadığını, müvekkilinin "EVERLIGHT” ibareli markayı kendi adına tescil ettirmek için 07.03.2002 tarihinde TÜRKPATENT'e başvurduğunu, bu tarihten sonra davacı tarafın bu marka ile birçok ülkede faaliyette bulunması ve ödül almasının, iş hacminin artmasının, müvekkilinin tescilde kötü niyetli olduğu anlamına gelmediğini,
davacı yanın faaliyet alanının özellikle led üretim ve satımına ilişkin olmasına rağmen, faaliyet alanı ile ilişiği olmayan “EVERLIGHT” ibareli markanın tescilli olduğu 9, 11 ve 35 inci sınıflardaki tüm ürün ve hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmekte hukuki yararının bulunmadığını, hükümsüzlük davasının 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, markanın tanınmış olduğu kabul edilse dahi, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ve kanunun lafzı gereğince bu sürenin tanınmış markalar bakımından da geçerli olduğunu,
“EVERLIGHT” ibareli markanın 15 yıldır müvekkili tarafından kullanımına ses çıkarmayan ve özellikle müvekkilinin söz konusu markaya emek verip Türkiye’de tanınır hale gelmesi için bunca masraf yaptıktan sonra davacı yanın marka hakkından bahsetmesinin iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığını, davacının uzun süre sessiz kalmak suretiyle dava hakkını kaybettiğini, iyi niyetin aranması gereken zaman diliminin tescil anı olduğunu, markanın hükümsüzlüğüne sebebiyet verebilecek durumun sonradan öğrenilmesinin ikinci tescili yapacak kişinin kötü niyetli sayılmasını gerektirmediğini,
kötü niyet iddialarının davacı yanca ispatlanıncaya dek müvekkilinin iyi niyetli sayılacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü olan davalı yanın, aynı sektörde iştigal ettiği davacı yanın ayrı ayrı anlamı olsa da birleşince herhangi bir dilde belirli bir anlama gelmeyen "EVERLIGHT" ibaresini seçmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve davalı yanın inandırıcı bir açıklama getiremediği, davacının "EVERLIGHT" ibareli dayanak markasının özgün ve yüksek ayırt ediciliğe sahip olduğu, davalı şirketin davacı ile aynı sektörde iştigal ettiği, marka tescilinin kötü niyetli olduğu,
her ne kadar dava tarihine kadar böyle bir markanın varlığının bilinmediği savunulmuşsa da davalı şirketin, davacı yanın dünya çapındaki gerçek ve üstün hak sahibi olduğu "EVERLIGHT" ibareli markadan haberdar olmamasının mümkün olmadığı, sunulan faturaların güncel tarihli ve meblağlarının düşük olması, ayrıca davalı tarafından markayı tanıtmak ve büyütmek için yoğun çalışmalar yapıldığına ilişkin deliller sunulmadığından sessiz kalma yoluyla hak kaybının gerçekleşmediği, davacı yanın hükümsüzlük talep etme hakkının hak düşürücü süreye tabi olmadığı,
haksız rekabet hükümlerine dayanılarak markanın terkininin sağlanamayacağı gerekçesiyle, davaya konu davalı adına tescilli 2002/04516 numaralı "EVERLIGHT" markasının tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerek Dairemiz kararlarında, gerek Avrupa Birliği Adalet Divanı (ABAD) kararlarında tescilin hangi şartlarda kötü niyetli sayılacağı esasında açıklığa kavuşturulduğunu, Mahkemenin işbu kriterleri değerlendirmeden hatalı bilirkişi raporuna dayanarak karar verdiğini, kaldı ki bilirkişi raporun sonuç kısmında davacının "EVERLIGHT" markasının Türkiye'deki gerçek hak sahibi olduğunu ispatlayamadığının ve davacı taraf markasının davalı markasının tescil edildiği 2002 yılı itibariyle tanınmış marka statüsünü haiz olduğunu ispatlayamadığının belirtildiğini,
tescilin kötü niyetli olarak yapıldığını iddia edenin bunu ispat etmesi gerektiğini, tescil sırasında iyi niyetin varlığının yeterli olduğunu, markanın tesciline engel olan durumun sonradan öğrenilmesinin iyiniyeti ortadan kaldırmayacağını, emsal kararlara göre kötü niyetli tescilde somut olayın bütün faktörlerinin göz önünde bulundurulması gerektiğini ve müvekkilinin tescilinin şantaj, marka ticareti yapma veya başkasının markasından haksız yarar sağlamak amaçlı olmadığını, tescilin ihtiyaca binaen yapıldığını,
davacı şirketin faaliyet alanı özellikle led üretim ve satımına ilişkin olmasına rağmen faaliyet alanı ile ilgi ve ilişiği olmayan diğer mal ve ürünlerin hükümsüzlüğü için dava açmasının kötü niyetinin göstergesi olduğunu, davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, davacının 2002 yılındaki tescili 2017 yılında öğrendikleri iddiasının da hayatın olağan akışına uygun olmadığını, davacının uzun bir süre sessiz kalmak suretiyle dava hakkını kaybettiğini, ülkesellik ilkesi uyarınca bir marka hangi ülkede ve hangi sınıflarda tescilmiş ise o ülkede hukuki koruma sağlayacağından,
bilirkişi raporunda davacı yanın Türkiye'de hak sahibi olduğunu ispat edemediği açık ve net olarak ifade edilmiş iken aleyhe hüküm kurulmasının doğru olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasıyla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan bilirkişi raporunda, davacının "EVERLIGHT" markasının Türkiye’deki gerçek hak sahibi olduğunu ve markasının davalı tarafın markasının tescil edildiği 2002 yılı itibariyle tanınmış marka statüsünü haiz olduğunu ispatlayamadığı, davacı markasının 2002 yılı itibariyle tanınmış marka statüsünü haiz olduğu ispatlanamadığından davalı tarafa ait markanın 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6 ncı maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında hükümsüzlüğüne karar verilemeyeceğinin mütalaa edildiği,
kötüniyet konusundaki değerlendirmenin davalı tarafından marka tescilinin yapıldığı 2002 yılına göre yapılması gerektiğinden; dosyadaki deliller ve denetime elverişli bulunan bilirkişi raporu uyarınca; tescil tarihi itibariyle davacının "EVERLIGHT" markasının tanınmış olmadığı ve Türkiye'de gerçek hak sahibi olduğu ispatlanamadığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davaya konu markayı ilk müvekkilinin oluşturup kullanmaya başladığını, davalının tescil tarihinden öncesinde de arama motorlarında görüntülenebildiğini, davalının kötü niyetli olduğunu, İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğunu, müvekkilinin davalıdan 7 yıl önce Çin'de markayı tescil ettirdiğini ve 1997 tarihli kataloglarında kullandığını, davalının ise bu markayı aynen tescil ettirdiğini, davalının internet sitesinde de müvekkilinin internet sitesindeki marka kullanımını aynen aldığını, ayırt edici gücü yüksek müvekkili markasının aynen alınmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,
tesadüfen seçilmiş olmasının beklenilemeyeceğini, müvekkili markasının tanınmış olmadığı kabul edilse dahi sırf müvekkilinin markasından yararlanma kastıyla hareket ettiği için davalının kötü niyetli olduğunu, kötüniyetin varlığında hükümsüzlük davasının hak düşürücü süreye bağlı olmayacağını, müvekkilinin www.everlight.com adlı internet sitesini de davalı marka tescilinden 6 sene önce 1996 yılında kullanmaya başladığını, müvekkili markasının Paris Sözleşmesine taraf birçok ülkede tescilli olduğunu, bu nedenle Türkiye'de fiilen kullanma koşulu aranmaksızın müvekkilinin haklarının korunması gerektiğini,
uluslararası platformda sektörel tanınmışlığın yeterli olduğunu ve müvekkilinin bu tanınmışlığı haiz olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı adına tescilli markanın benzerlik, kötüniyetli tescil, tanınmış marka ve gerçek hak sahipliği iddialarına dayalı olarak hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasındadır.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 25 inci maddesi.
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/3288, K. 2024/5745, 10 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama