KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/329 E., 2023/7243 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Aralık 2023
- İncelenen kararın mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1640 Esas, 2022/1757 Karar
- Fer'î müdahil
- ... vekili Avukat ...
- Dava tarihi
- —
- Hüküm
- Kısmen kabul
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2014/887 E., 2017/824 K.
Karar Metni
1.097 kelime·5 dk okuma·14 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya kısmen uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı arasında 08.03.2005, 18.04.2008 ve en son 18.09.2010 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalandığını, son olarak imzalanan sözleşme bir yıl süreli olduğundan 18.09.2011'de bayilik ilişkisinin sona erdirildiğini, davalı tarafından maliki olduğu taşınmazlar üzerine 10.02.2004 tarihinde ilk sözleşme uyarınca davacı lehine 15 yıllığına intifa hakkı tesis edildiğini,
intifa bedelinin ve proje bedelinin davalının kestiği fatura karşılığı ödendiğini Rekabet Kurumu Kurul Kararı uyarınca ilk sözleşme uyarınca kurulan intifa bedelinin kullanılmayan bakiye süre için güncellenmiş değerinin ve proje bedelinin ödenmesi istemli davalıya ihtarname gönderilmesine rağmen ödenmediğini belirterek davalıya ödenen intifa ve proje bedeli olan 661.435,00+ KDV alacağının temerrüt tarihten itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın talebinin Rekabet Kurumu Kurul Kararı sonrası sözleşme ve intifa süresini 5 yıldan sonra uzatmak istemeyen bayi olması halinde geçerli olacağını, davalının tüm ihtarlarda sözleşme ilişkisini uzatmak istediğini beyan ettiğini, davacının intifa bedeli ödemediğini ayrıca proje bedelinide ödenmediğini zira ödenmiş olsa dahi iade talep hakkının olmadığını, davacının hesaplama yönteminin yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 07.12.2017 tarih, 2014/887 E. ve 2017/824 K. sayılı kararıyla; talep edilen inkişaf bedeli istasyonun faaliyete geçirilmesi için bir defaya mahsus olarak verilen bir bedel olup, sözleşmede fesih halinde bu bedelin iade edileceği açıkça düzenlenmedikçe iadenin istenemeyeceği, taraflar arasında yapılan 08.03.2005 tarihli bayilik sözleşmesinde emsal Yargıtay kararları doğrultusunda bedelin iade edileceğine dair bir madde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 14.02.2019 tarih, 2018/608 E. ve 2019/184 K. sayılı kararıyla; davacı vekili intifa bedeli olarak ödenen 450.000,00 TL’nin kalan süreye tekabül eden bedeli güncelleştirerek iadesini talep etmekte ise de davalının iyi niyetli olarak sözleşme süresinin sonuna kadar devam edeceği düşüncesiyle iktisap ettiği intifa bedelinin kendi dahilinde olmayan nedenlerle sözleşmenin süresinden evvel geçersiz hale gelmesi nedeniyle iyi niyetle elinde kalanı vermekle sorumlu olduğu,
iyi niyet ve hakkaniyet kuralı gereği haklı bir sebeble uhdesinde tuttuğu bir bedelden dolayı semerelerin istenilemeyeceği, bu sebeble kıstelyevm usulünce kullanılmayan süreye göre hesaplama yapılarak kalanı iade ile yükümlü olduğu, ilk alınan geri kalan işlememiş süreye tekabül eden miktarın intifa terkin tarihi olan 18.11.2011 tarihine kadar yapılan denetlenen hesaplamayada uygun olduğundan 250.912,58 TL olacağı, ve KDV’nin davalı kazanımı olmayıp vergi olarak devlete ödendiğinden (Yargıtay 19. H.D.
2016-5209 E.-2017-1885 K. sayılı ilamı) KDV isteminin reddi gerektiği, temerrüt tarihinin ise ancak dava tarihi olacağını zira davacı tarafça keşide edilen ihtarnamelerin ... açıldığı için İstanbul 40. Asliye Ticaret Mahkemesinde davacının davası reddedildiğinden bu davada esas alınmayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusu intifa bedeline ilişkin kısma yönelik olup istekle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde intifa bedelinin inkişaf bedeli olarak kabulüyle davanın reddine ilişkin hüküm yerinde olmadığından kaldırılarak davanın kısmen kabulune iadesi gereken bedele dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine
karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 26.04.2022 tarih, 2021/3829 E. ve 2022/3446 K. sayılı kararıyla faiz alacağı da KDV matrahları arasında gösterildiğinden faize de KDV istenebileceği, bu nedenle mahkemece davacının hüküm altına alınan alacağın faizine KDV eklenmemesinin doğru olmadığı, intifanın 02.12.2011 tarihinde terkin edildiği, bu durumda bu tarihin nazara alınarak hesaplama yapılması gerektiği halde yazılı şekilde 18.11.2011 tarihinin nazara alınmasının doğru olmadığı gerekçeleriyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 26 ncı maddesi gereği hakimin, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğunu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceğini, davacı vekilinin dava dilekçesinde asıl alacağa işletilecek (avans) faizine+kdv işletilmesine ilişkin bir talebi bulunmadığını, Yargıtay bozma ilamına uyulması halinde taleple bağlılık kuralı ihlal edilmiş olacağından bozma ilamının 2 no.lu bendine uyulmamasına,
yerinde olan (3) no.lu bendine uyularak 02.12.2014 intifa terkin tarihine göre 14 ... kullanılmış ...+2424 ... sayısına ilave edilerek 2438 ... kullanıldığı, kullanılmayan ... sayısından düşülerek (kullanılmayan 3055-14=3041 ... kabul edilerek) yine hükme esas alınan 20.08.2014 tarihli rapor hesaplamaya esas alınarak günlük 82.13x14= 1.149.82 TL düşülerek 250.912,58-1.149,82 TL=249.762,76 TL'nin avans faizi işletilerek (KDV uygulanmadan) tahsiline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma ilamında belirtilen alacağa KDV eklenmesi hususunda ret kararının hukuka aykırı olduğunu, davalıya ödendiği ... olan tutarların “denkleştirici adalet” ilkesine uygun güncel hallerini hesaplamadan bir karar verildiğini, temerrüdün ihtarname ile gerçekleştiği halde mahkemece dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, bayilik sözleşmesinin sona ermesi sebebiyle bakiye intifa bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
3. Değerlendirme 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. 6100 sayılı Kanun’un 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yeniden yapılan incelemede; davacı dava dilekçesi ile bakiye intifa bedelinin güncellenmiş değeri ve KDV talep edilmiş olup faizin KDV'si talep edilmemiş olduğundan Mahkemenin kısmi direnme kararı uygun bulunmuştur.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası ve 373 üncü maddesinin beşinci fıkraları uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/329, K. 2023/7243, 11 Aralık 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama