KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/3353 E., 2024/6267 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Eylül 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/909 Esas, 2023/382 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/224 E., 2019/1228 K.
Karar Metni
842 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasındaki ayıplı malın misli ile değiştirilmesi, olmadığı takdirde bedel iadesi ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 10.09.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketçe ithal edilen aracı garanti kapsamında iken 08.05.2017 tarihinde ikinci el olarak satın aldığını, satımdan kısa bir süre sonra 15.05.2017, 19.06.2017 ve 03.07.2017 tarihlerinde meydana gelen arızalar nedeniyle servise götürülmesine rağmen, araçtaki arızaların kesin olarak tespit edilip giderilemediğini, Bakırköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/179 D.İş sayılı dosyası ile yapılan tespitte araçtaki arızanın, aracın ... güvenliğine uygun şekilde kullanılmasına engel olduğunun belirlendiğini,
aracın son teslim tarihinden itibaren garanti kapsamında taahhüt edilen 30 iş günü tamir süresinin dolmasına rağmen arızasının giderilip teslim edilmediğini, 06.09.2017 tarihli noter ihtarnamesiyle ayıp ihbarında bulunularak imalat hatasından kaynaklanan gizli ayıp bulunduğunun bildirildiğini ileri sürerek aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine, bu talebin mümkün olmaması halinde, araçtaki ayıp bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte ödenmesine,
aracın kullanılamaması nedeniyle mahrum kalınan süreler için menfi zararlarının, dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının yasal sürede ayıp ihbarında bulunmadığını, müvekkilinin aracın satıcısı değil ithalatçısı olduğunu, müvekkiline karşı aracın misliyle değiştirilmesi talebinin ileri sürülemeyeceğini, araçta üretim hatasından kaynaklanan bir ayıp bulunmadığını, ayıplı olduğu belirtilen hususların kullanıcı hatasından kaynaklandığını, aracın yetkili servisçe tamir edilerek arızasız şekilde davacıya teslim edildiğini, tamir sırasında ücretsiz onarım hakkının kullanılması nedeniyle artık satılanın ayıpsız misli ile değiştirilmesinin talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince dava konusu aracın ilk tescil tarihi 29.04.2016 olup, davacı tarafından 08.05.2017 tarihinde satın alındığı, aracın 15.05.2017, 19.06.2017 ve 03.07.2017 tarihlerinde servise girdiği, toplam tamir süresinin 100 günü, son servis girişinden sonra ise tamir süresinin 30 günü aştığı, Bakırköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/179 D.İş. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda aracın 33.838 km'de olduğu, arızanın tamir edilemediği, sağ master şerit ikaz sisteminin arızalı olduğu, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda ise aracın 43.409 km'de olduğu, arıza ikaz lambalarının yanmadığı,
kısa süreli kullanım sırasında araçta arızaya rastlanmadığı, tüm veriler birlikte değerlendirildiğinde araçta üretim hatasından kaynaklanan ayıp bulunup ayıpsız misli ile değiştirilmesi koşullarının oluştuğunun tespit edildiği, yetkili servis kayıtları ve ihtarname itibarıyla ayıp ihbarının yasal süresinde yapıldığının kabulü gerektiği, aracın satın alınmasından kısa süre sonra ortaya çıkan arızalar ve uzun süre yetkili serviste kalmasına rağmen arızanın tam olarak giderilemediği, aracın son servis çıkışından sonra alınan bilirkişi raporunda da arızanın tespit edildiği,
bilirkişi raporunda arıza tespit edilememiş ise de arızanın niteliği bakımından tekrarlamayacağı konusunda belirsizlik bulunduğu, aracın bu şekilde kullanılmasının güvenliği tehdit eder nitelikte olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine, davacıda bulunan aracın davalıya iadesine, karşılıklı edimlerin aynı anda ifasına, davacının zarar talebinin reddine karar verilmiş, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince araçtaki ayıbın gizli ayıp olduğu, davacının süresinde ayıp ihbarında bulunduğu, davacının masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme hakkını kullanmasına rağmen, araçtaki ayıpların garanti süresi içinde giderilemediği, ayıpların tam ve kalıcı olarak giderilmemesi nedeniyle bu seçimlik hakkın kullanıldığından söz edilemeyeceği, Mahkeme gerekçesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, ayıplı malın misli ile değiştirilmesi, olmadığı takdirde bedel iadesi ve tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23 üncü maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 219 ve 227 nci ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/3353, K. 2024/6267, 11 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama