KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/3910 E., 2024/6019 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Eylül 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1092 Esas, 2023/671 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/163 E., 2021/204 K.
Karar Metni
1.104 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; mütemerrit olma koşulu gerçekleşmediğinden takibin iptali gerektiğini, belirtilen tutarda borç bulunmadığını, müvekkillerinin 4 adet kredinin 3 tanesinin tamamını, dördüncü kredinin ise %75'ini ödediğini, kalan borcun banka tarafından yapılandırılacağı söylenirken takip başlatıldığını, yapılan ödemelerin dosya borcundan düşülmediğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporuyla takip tarihi itibarıyla davacının alacaklı olduğu miktarın tespit edildiği, kredi sözleşmesi gereğince kullandırılan kredinin ödenmemesinden davalı şirketin asıl borçlu davalı gerçek kişinin müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu oldukları, davacı banka ile davalı şirket arasında kullandırılan kredinin teminatı için 457.330,00 TL bedelli araç rehin sözleşmesi imzalandığı, davalı şirketin rehin bedeli kadar rehin veren sıfatıyla sorumlu olduğu,
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 45 inci maddesi gereğince rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklının yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceği, rehin tutarı borcu ödemeye yetmediği takdirde alacaklının kalan alacağını iflas veya haciz yoluyla talep edebileceği, buna göre 457.330,00 TL rehin bedeli kadar davacı bankanın rehin veren davalı şirkete haciz yoluyla takip yetkisinin bulunmadığı,
bu miktar için ancak rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılabileceği, rehin bedelini aşan kısım için ise haciz yoluyla takip yapılabileceği, davalı şirketin asıl alacağın 440.454,51 TL'sinden (897.784,51 TL - 457.330,00 TL = 440.454,51 TL) oranlama yöntemiyle bulunan miktara göre faizin 17.495,83 TL'sinden, BSMV'nin 874,79 TL'sinden ve ihtarname masrafının tamamından sorumlu olduğu,
toplam sorumluluk miktarının 459.959,87 TL olacağı, rehnin sadece asıl borçlunun borcu için verildiğinden davalı kefilin bankanın belirlenen 897.784,51 TL asıl alacak, 23.697,72 TL işlemiş faiz, 1.184,89 TL BSMV ve 1.104,74 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 923.771,86 TL alacağından sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin icra takibine itirazının 440.454,51 TL asıl alacak, 17.495,83 TL işlemiş faiz, 874,79 TL BSMV ve 1.104,74 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 459.929,87 TL, davalı ...'un icra takibine itirazının 897.784,51 TL asıl alacak, 23.697,72 TL işlemiş faiz,
1.184,89 TL BSMV ve 1.104,74 TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 923.771,86 TL miktar üzerinden iptaline, takibin davalı ... yönünden Ankara 4. İcra Müdürlüğünün 2019/15485 E. sayılı dosyası ile tahsilde tekerrüre neden olmamak kaydıyla toplam 923.771,86 TL miktar üzerinden (davalı şirket yönünden 459.929,87 TL ile sınırlı olmak üzere) devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, itirazın iptaline karar verilen alacağın %20'si olan 184.754,37 TL (davalı şirket yönünden 91.985,97 TL ile sınırlı olmak üzere) icra inkar tazminatının davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davanın açılmasında usulsüz bir işlemi ve kusuru bulunmadığını, buna rağmen davalılar lehine ayrı ayrı olmak üzere fahiş ölçüde vekalet ücretine hükmedildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik inceleme ile hazırlandığını, kullandırılan kredilere ilişkin faiz oranlarının sözleşme ve genelgeler ile belirlendiğini, davalı şirket yönünden rehin bedeli düşülmek suretiyle hesaplama yapılarak müvekkilinin alacak miktarının belirlendiğini,
rehne konu araç hakkında başlatılan icra takibine istinaden gönderilen ödeme emrine davalıların haksız olarak yaptıkları itirazın iptali davası nedeniyle rehne konu aracın satışının gerçekleştirilemediğini, satılarak paraya çevrilmeyen aracın rehin bedelinin borçtan düşülmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka lehine, davalı şirketin aracı üzerinde, asıl borçlu davalı şirketin borçlarının teminatını teşkil etmek üzere 457.330,00 TL limitli rehin tesis edilmiş, işbu dava konusu icra takip tarihinden önce, 25.11.2019 tarihinde davacı tarafından davalı şirket aleyhine taşınır rehnin paraya çevrilmesi yoluyla Ankara 4. İcra Müdürlüğünün 2019/15485 sayılı icra takibi başlatıldığı, anılan icra takip dosyası işbu dava konusu icra takip tarihi itibarıyla derdest olduğu,
hal böyle olunca, mahkemece rehin ile teminat altına alınan kısım yönünden davalı şirket hakkında ilamsız icra takibi başlatılamayacağı gözetilerek yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile takip tarihi itibarıyla davacının davalı şirketten alacaklı olduğu tespit edilen bedelden rehin bedeli mahsup edilmek suretiyle hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği, davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf itirazına gelindiğinde, davalılar yargılama aşamasında vekille temsil edildiği,
davalı şirket yönünden ret gerekçesi rehin ile teminat altına alınan alacak kısmı yönünden ilamsız icra takibi yapılamayacağı iken davalı ... yönünden ret gerekçesi ise fazlaya ilişkin alacağın ispatlanamadığına ilişkin olduğu, bu durumda davalılar hakkındaki ret gerekçelerinin farklı olduğu, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3/2. maddesi uyarınca yargılama aşamasında vekille temsil edilen davalılar yararına reddedilen kısım gözetilerek ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygun olduğu,
tüm bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı Kanun 45 inci maddesi.
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı banka harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacı banka'ya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/3910, K. 2024/6019, 4 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama