KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/3927 E., 2023/4755 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Eylül 2023
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Karar Metni
959 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki şirket ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Cerka Mühendislik San. ve Tic. Ltd. Şti. sicil kaydının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi uyarınca resen ticaret sicilinden terkin edildiğini, 04.04.2014 tarihi itibari ile şirketin münfesih olduğunu, ticaret sicil kaydı resen terkin edilen Cerka Mühendislik San ve Tic. Ltd. Şti.'den müvekkili kurumun alacağına kavuşmasını teminen Cerka Mühendislik İnşaat Tesisat San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı temsilcisi cevap dilekçesinde; davanın türü itibariyle yasal hasım konumunda olduklarını ve davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, bu nedenlerle müdürlükleri aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça davalı İzmir ... aleyhine Cerka Mühendislik İnşaat Tesisat San. ve Tic.
Limited Şirketinin ihyasına yönelik olarak işbu davayı açtığı, adı geçen şirketin 12.03.1998 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği, esas sermayesinin 1000,00 TL olduğu 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (6103 sayılı Kanun) 20 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sermayesini zorunlu miktara yükseltmemesi sebebiyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca çıkarılan münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyelerine ve ticaret sicili kayıtlarının silinmesine ilişkin tebliğ gereğince münfesih sayılarak tescilli
adresine 04.04.2014 tarihinde ihtarda bulunulduğu, bu hususun 15.04.2014 tarih 8550 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlandığı, yasal süre içerisinde ihtara cevap verilmemesi nedeniyle 12.08.2014 tarihinde sicil kaydının resen silinerek 18.08.2014 tarihli 8633 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı, davalı İzmir ... tarafından yapılan işlemlerde usul ve yasalara aykırılığın söz konusu olmadığı, davacı tarafından Karşıyaka 3. İş Mahkemesinin 2019/126 sayılı dosyasında ihyası talep edilen şirket aleyhine açılmış ve devam eden dava olduğu ve davacı tarafa adı geçen şirketin ihyası yönünde yetki verildiği,
söz konusu dosyada taraf teşkilinin sağlanması açısından davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, davalı taraf yasal hasım konumunda bulunduğundan aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretinin tayin edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın kabul kararı usul ve yasaya uygun olup lehlerine olmasına rağmen yargılama gideri ve vekâlet ücreti yönünden verilen kararın usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek yargılama gideri ve vekâlet ücreti yönünden verilen kararın kaldırılarak lehlerine vekâlet ücreti takdiri ve yargılama giderlerinin davalı taraf üzerinde bırakılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenilen şirketin 12.09.2014 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca ticaret sicilinden resen terkin edildiği, davacı kurumun ihyası istenilen şirketinde aralarında bulunduğu bir kısım kişiler aleyhine 22.04.2009 tarihinde rücuen tazminat davası açtığı, davalı yanca terkin tarihinden önce davalı yanca ihyası istenilen şirketin sicilde kayıtlı adresine ve şirket yetkilerine ayrı ayrı ihtar tebligatının çıkarıldığına ve buna ilişkin tebliğ evraklarının dosyaya sunulmadığı, bu durumda, terkin işleminde davalı Müdürlüğün kusurunun bulunduğu,
terkinin usulsüz olduğu sonucunu doğurmakla, davalı müdürlüğün yargılama gideri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken, yazılı şekilde davacı kurum üzerinde bırakılmasının doğru görülmediği, davacı vekilinin istinaf itirazının bu nedenle, kabulü gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesine göre tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılması halinde tasfiye memurunun atanması gerekeceği, ihyası istenen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasına dayanılarak resen terkin edildiği,
hakkında açılmış dava varken terkin işlemi yapılması aynı Yasa'nın geçici 7 nci maddesine aykırı olup, esasen tasfiyesi de yapılmadığından ve yapılacak tasfiye işlemi de yasaya uygun olmayacağından yalnızca taraf teşkilinin sağlanması bakımından ihya kararı verilmesi ile yetinilerek, tasfiye memuru atanmasına gerek olmadığı halde mahkemece bu husus gözetilmeksizin karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; yasal süresinde açılmayan davanın süre yönünden reddine reddine karar verilmesi gerektiğini, müdürlükleri tarafından gerçekleştirilen işlemlerin yasada öngörülen usul ve esaslar dahilinde yerine getirildiğini, müdürlüleri aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, ticaret sicilinden 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi gereğince re'sen terkin olunan limited şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı temsilcisince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/3927, K. 2023/4755, 7 Eylül 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama