KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/4301 E., 2024/6284 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Eylül 2024
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/2259 Esas- 2023/334Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/1161 E., 2019/1494 K.
Karar Metni
685 kelime·3 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde;davacı şirket ile dava dışı banka arasında akdedilen muhtelif tarihli genel kredi sözleşmeleri ile müvekkili şirketin 9401/11104 oranında paydaş olduğu İzmir İli Çeşme İlçesi 16 Eylül Mah. Ayasandra Mevkii, 7934 Ada, 1 parselde bulunan 11104,00 m² taşınmaz üzerinde ipotek tesis edildiğini, davacının ekonomik olarak zor duruma düşmesi üzerine alacaklı banka tarafından hesapların kat edilmek suretiyle 29.08.2013 tarihinde İzmir 10. İcra Müdürlüğünün 2013/10195 esas sayılı icra takip dosyası üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibine başlanıldığını, takibin kesinleştiği,
icra takibinin devam ettiği süreçte alacaklı bankanın 23.10.2013 tarihli adi yazılı sözleşme ile 4.650.000,00 TL ödeme karşılığında alacağı davalı şirkete temlik ettiğini, yapılan temliknamenin geçersiz olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 183 üncü maddesinin birinci fıkrasının dikkatli yorumlanmasını, borcun tahsilinin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na (5411 sayılı Kanun) göre tahsil edilmesi gerektiğini, varlık yönetim şirketlerinin bu nedenle kurulduğunu, yapılan temlik işleminin usulsüz olduğunu, davalı şirketin alacaklı sıfatının bulunmadığını ileri sürerek,
yapılan temlik sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti ve davalı şirkete borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacağın varlığının ve miktarının uyuşmazlık konusu olmadığını, davacıya göre bankaların sadece varlık yönetim şirketlerine alacaklarını devredebileceklerini, oysa böyle bir yasal düzenlemenin bulunmadığını, davacının İzmir 7. İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/481 esas sayılı dosyası ile açtığı davanın reddedildiğini savunarak, sonuç olarak davanın reddine karar verilmesini, davacının icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, 6098 sayılı Kanun'un 183 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca kanun, sözleşme ile veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir şahsa temlik edebileceği, dava dışı banka ile davacı arasında banka alacağının temlik edilemeyeceği yönünde herhangi bir sözleşme bulunmadığı gibi, alacağın niteliğinin de temlike engel teşkil etmediği,
bankacılık mevzuatından veya başka bir kanundan kaynaklı olarak dava konusu alacağın temlikine engel yasal düzenleme bulunmadığı gibi davacı vekilinin 30.12.2019 tarihli duruşmada bankaya borçlu olmadıkları yönünde bir itirazlarının olmadığı, sadece temliknameden dolayı borçlu olmadıklarını ileri sürdüklerini, temliknamenin geçersiz olduğunu iddia ettikleri şeklinde beyanda bulunduğu değerlendirildiğinde ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi gereğince açılmış menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi,6098 sayılı Kanun'un 183 üncü maddesi.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4301, K. 2024/6284, 11 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama