KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/4508 E., 2024/6524 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2024
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/2084 E., 2023/443 K.
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/442 E., 2020/91 K.
Karar Metni
1.488 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili davacı hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2016/29862 numaralı dosyasında soruşturma başlatıldığını, akabinde müvekkilinin ortağı ve yöneticisi olduğu Alfemo Mobilya Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ne İzmir 4. Sulh Ceza Hakimliği'nin 2016/3664 D.İş. sayılı ve 29/09/2016 tarihli kararı ile kayyım atanmasına karar verildiğini, karar sonrasında şirketin yönetiminin Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu (TMSF) tarafından görevlendirilen kayyım heyeti tarafından yapıldığını,
şirketin 29.09.2016 tarihinden itibaren kayyım heyeti tarafından yönetilmekte olup 3 yıla yakın bir süredir ortaklara paylaştırılması ve iadesi gereken hiçbir maddi karşılığın ödenmediğini, müvekkilin mal varlığının müsadere edilmediğini, şirketin mülkiyetinin halen davacıda olduğunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun (5271 sayılı Kanun) 133 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında kayyım işlemlerine karşı Türk Medeni Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin uygulanacağının açıkça belirtildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun (6102 sayılı Kanun) 394 üncü,
507 nci ve 511 inci maddeleri uyarınca müvekkilinin maddi haklarının iadesinin gerektiğini, müvekkilinin hayatını idame ettirebilmesi ve çocuklarının eğitimi gibi ihtiyaçları için makul ve düzenli bir gelire sahip olması gerektiğinin muhakkak olduğunu, Türk Medeni Kanunu uyarınca belirli sebeplerle mal varlığının idaresi için kayyım atanmış kişiye,
hayatını idame ettirmesi için gerekli olan paranın kendi mal varlığından verilmesi ya da olağan dışı ama gerekli olan bir ihtiyaç için vesayet makamı olan Sulh Hukuk Hakimliği kararı ile harcama yapabilmesine olanak tanınması gibi 5271 sayılı Kanunun 133 üncü maddesi kapsamında da hissedar olduğu şirkete kayyım atanan kişinin hayatını idame ettirebilmesi ve ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için düzenli bir maaş bağlanmasının zorunlu olduğunu bildirmiş, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak davalı şirkete kayyım atandığı 20.09.2016 tarihinden itibaren ... ve şirket hesaplarında yapılacak inceleme sonucunda belirlenecek kâr payı alacağı,
kazanç payı, huzur hakkı, maaş alacağı bedeli olarak her bir alacak kalemleri için şirket kayıtları ile tespit edilecek muacceliyet tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte şimdilik 20.000,00 TL’nin ve dava tarihinden itibaren işleyecek her ay için 10.000,00 TL maaşın müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanunun 119 uncu maddesi hükümlerine uygun olarak düzenlenmediğini, davacının yerleşim yerinin gösterilmesi zorunlu olmasına karşın, dilekçede adresinin gösterilmediğini bu eksikliklerin verilen sürede giderilmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, bir kısım talepler açısından davacının taraf ehliyetinin bulunmadığını, huzur hakkı talep edilmesi için öncelikle yönetim kurulu üyesi, maaş talebi için ise, şirketin sözleşmeli çalışanı olmak gerektiğini, davacının yönetim kurulu üyesi olmadığı gibi,
çalışanı da olmadığını, bu kalemler yönünden davacının taraf sıfatının bulunmaması nedeniyle davanın davacı ehliyetinin bulunmaması sebebiyle reddinin gerektiğini, şirketlerin kar dağıtımına 6102 sayılı Kanunun 507 nci maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca ortaklar genel kurulu veya genel kurul tarafından karar verildiğini, bu kurullar tarafından alınmış bir karar olmadığını, bu nedenle dava şartının bu talepler yönünden bulunmadığını, kazanç payı dağıtımı konusunda da karar verilmemesi nedeniyle bu talep yönünden de dava şartı bulunmadığını, şirketin kâr elde edip etmemesinin de talebe etkili olduğunu,
yönetimine TMSF’nin kayyum olarak atandığı şirketlerin genel kurul yetkileri, 674 sayılı KHK ve 694 sayılı KHK gereğince TMSF Fon Kurulu’na verildiğini, Fon Kurulu tarafından kâr dağıtımına ilişkin alınan her hangi bir karar bulunmadığını, davalı şirkete eski yönetici ve ortaklarının FETÖ/PDY Silahlı terör örgütü ile irtibatlı/iltisaklı olmaları gerekçesi ile başlatılan soruşturma kapsamında, 5271 sayılı Kanun'un 133 üncü maddesi hükmü gereğince ve 674 sayılı KHK m.19 hükümleri doğrultusunda, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun kayyum olarak atanmasına karar verildiğini,
bu nedenle davacı ve diğer tüm yönetim kurulu üyelerinin yetkileri sona erdiği gibi, şirket ortaklarının ortaklıktan kaynaklanan haklarının da tümünün askıya alındığını, şirketin eski yönetici ve ortaklarının, şirketin faaliyeti döneminde şirket gelirlerini terör örgütünün finansmanında kullandıkları, şirket faaliyetlerinin terör örgütü ve terörün finansmanına yönelik olarak kullanılması, şirketin suçtan elde edilen gelirle oluşturulması,
gelişiminin sağlanması gerekçeleri ile kayyum atandığını, şirketin eski yönetici ve ortaklarının önemli bir kısmının da halen firarda olup sürdürülmekte olan kovuşturmalarda, şirket hakkında kovuşturma yürütülen ortaklarının hisselerinin müsaderesinin talep edildiğini, davacının maaş talebinin yasal dayanağının bulunmadığını, dayanak olarak gösterilen 5271 sayılı Kanun'un 133 üncü maddesi kapsamında gelir bağlama görevinin asliye ticaret mahkemesi olmadığının açık olduğunu, davanın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün aldığı bir kararın uygulaması olduğu konusunda toplumda yaygın bir kanaat bulunduğunu, hukuki dayanağı olmasa da,
davalar açmak suretiyle örgüt faaliyetlerinin devamlılığının sağlanmasının amaçlandığı kuşkusunun toplumda uyandırıldığını, davanın tümü ile yasal dayanaktan yoksun bulunduğunu bildirmiş, her bir talebin somutlaştırılması ve dilekçedeki eksiklerin verilecek sürede tamamlanmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına, huzur hakkı, ikramiye, kâr payından yönetim kurulu üyesine pay ödenmesi taleplerinin davacı taraf ehliyeti yokluğu, davacının ileriye dönük maaş talebi için görevsizlik, kâr payı dağıtılması talebi yönünden dava şartı yokluğu ile davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davanın kazanç payı, huzur hakkı ve yöneticilik sıfatına bağlı olarak aylık maaş ödenmesi istemleri yönünden davacının aktif husumet sıfatının bulunmaması gerekçesiyle reddine, davanın ortaklık sıfatına bağlı olarak dava tarihinden itibaren aylık maaş ödenmesi ve kâr payı talebi yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince,Davacının ortak ve eski yönetici sıfatına dayalı olarak davalı şirkete kayyım atandığı 29.09.2016 tarihinden itibaren talep ettiği kazanç payı, huzur hakkı ve maaş alacak kalemlerinin ancak yönetici sıfatı taşıyanlar tarafından talep edilebileceği, Sulh Ceza Hakimliği tarafından CMK'nın 133. maddesi uyarınca 29.09.2016 tarihli davalı şirkete yönetim kayyımı atanmasına,
aynı zamanda mevcut yönetimin yetkilerinin kaldırılmasına ilişkin verilen karar ile davacının davalı şirketteki yönetim yetkisinin 29.09.2016 tarihinde sona ermiş olması ve dava tarihi itibariyle yönetim yetkisinin iade edilmeyip şirketin kayyım tarafından yönetilmeye devam edilmesi nedeniyle şirket yöneticilerine ödenmesi mümkün olan kazanç payı, huzur hakkı ve maaş alacaklarına ilişkin talepte bulunmasının mümkün olmadığı, bu talepler yönünden yönetici sıfatının bulunmaması nedeniyle aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, TTK'nun 408.
(2/d) maddesinde finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, yıllık kâr üzerinde tasarrufa, kâr payları ile kazanç paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak kâra katılması dahil kullanılmasına dair kararların alınmasının genel kurula ait görevler ve devredilemez yetkiler arasında olduğunun düzenlendiği, CMK'nın 133. (2) maddesinde şirket ortaklarına maaş, aylık, kâr payı ödenmesi konusunda bir düzenlemeye yer verilmediği, TTK' nın 408.
(2/d) maddesi hükmü uyarınca dava konusu edilen kâr payı alacağı ve maaş ödenmesi talebi şirket genel kurulunun devredilemez ve vazgeçilemez yetkileri arasında olup şirket genel kurul veya kayyım heyeti tarafından ortaklara kâr payı dağıtılması ve maaş ödenmesi yönünde olumlu veya olumsuz bir karar alınmadığı, davacı tarafça kâr payı ve maaş ödenmesi konusunda gerek genel kurul gerekse kayyım kurulu tarafından alınmış olumlu ya da olumsuz bir karar olduğunun da iddia edilmediği, davalı tarafın da bu konularda alınmış bir karar bulunmadığını bildirdiği,
kâr payı ve ortaklara maaş ödenmesi gibi konularda karar alındığına dair ticaret sicil kayıtlarında da bir belge görülmediği, buna göre davacı tarafça kâr payı ve ortak sıfatıyla maaş ödenmesi konusunda davalı şirket tarafından alınmış bir karar dava konusu edilmeyip bu alacakların doğrudan mahkemeden hükmedilmesinin talep edildiği de gözönünde tutularak mahkemenin genel kurul yerine geçerek doğrudan ortaklara kâr payı veya maaş ödenmesi konusunda karar vermesinin mümkün bulunmadığı gibi, davacının bu alacak talepleri yönünden doğrudan dava açma hakkının bulunmadığı,
ancak genel kurul veya kayyım heyeti tarafından alınmış bir kararın dava konusu edilebileceği, bu konuda yetkili kurul tarafından alınmış kararın dava şartı olup, bu alacak kalemleri yönünden de dava şartının oluşmadığı anlaşılmakla, mahkeme kararında ve gerekçesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin tüm istinaf itirazlarının esastan reddi karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, 5271 sayılı Kanunun 133 üncü maddesi kapsamında Sulh Ceza Hakimliği tarafından yönetim kayyımı atanmasına karar verilen davalı şirketin ortağı ve kayyum atanmadan önceki yöneticisi olup hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan soruşturma devam eden davacının, kayyım atanma tarihinden itibaren işlemiş ortaklık ve eski yöneticilik sıfatından kaynaklanan kâr payı, kazanç payı, huzur hakkı ve maaş ödenmesi ile dava tarihinden itibaren işleyecek her ay için maaş ödenmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4508, K. 2024/6524, 18 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama