KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/4684 E., 2024/6837 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/927 Esas, 2023/909 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 5. ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/188 E., 2020/377 K.
Karar Metni
819 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı TÜRKPATENT vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2018/114378 sayılı “Güvencell” ibareli marka başvurusuna davalı şirketin 2005/26262 sayılı “Şekil+ ... Sigorta” ve 2009/34118 sayılı “...” ibareli markalarına dayanarak yaptığı itiraz üzerine 36. sınıftaki sigorta hizmetlerinin başvurudan çıkarıldığını, müvekkilinin YİDK nezdindeki itirazlarının reddedildiğini, işaretler arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında bir benzerlik bulunmadığını, 36 sınıf yönünden “...” kelimesinin zayıf marka niteliği taşıdığını ileri sürerek TÜRKPATENT YİDK’nun 2020-M-4806 sayılı kararının iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Groupama Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacının tescilini istediği “Güvencell” markası ile müvekkilinin “...” ibareli ve “...” ibaresini içeren markalarının özellikle aynı mal ve hizmet sınıfında tüketici nezdinde karıştırılabileceğini, davacının sigorta hizmetlerinde faaliyet göstermediğini, bu alana ilişkin özellikleri içermediğini, taraf şirketlere ait işaretlerin “...” asıl unsurundan oluştuğunu, başvurunun tescili halinde müvekkilinin ... markası ile ilişkili olduğunun düşünüleceğini, “cell” ibaresinin ayırt edicilik sağlamadığını, zayıf ayırt edicilik yönündeki iddiayı kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; “sigorta” ve “cell” ibarelerinin ayırt ediciliklerinin bulunmadığını, esas unsurların tıpatıp aynı “...” kelimesinden oluştuğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, Markalar Dairesi Başkanlığı'nca başvuru kapsamından 36. sınıftaki sigorta hizmetlerinin çıkarılmasına, tescil işlemlerinin kalan mal ve hizmetler için devamına karar verildiği, redde mesnet tutulan davalı şirket markalarının 2005/26262 ve 2009/34118 sayılı markalar olduğu, işaretlerin sigorta hizmetleri bakımından görsel, işitsel ve kavramsal olarak iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik taşımadıkları, redde mesnet markaların esas unsurunun “...” kelimesinden oluştuğu, sigorta kelimesinin davaya konu hizmetleri tanımladığı ve markasal ayırt edici niteliğinin bulunmadığı,
bu markada yer alan şekil unsurunun kelime unsuruna göre arka planda kaldığı, buna mukabil dava konusu markanın bitişik halde “Güvencell” ibaresinden oluştuğu, “...” kelimesinin söz konusu hizmetleri doğrudan tanımlamasa bile yakın olarak çağrıştırdığı, söz konusu hizmetin karakteristik özelliğine yakın bir anlam taşıdığı, bu nedenle ayırt ediciliği düşük zayıf bir ibare olduğu, dava konusu markanın bir bütün olarak “Güvencell” şeklinde ayırt ediciliğinin bulunduğu, “...” ibaresine bitişik yazılan “cell” ibaresinin Türkçe “hücre” anlamına geldiği, davaya konu sigorta hizmetlerini doğrudan tanımlamadığı,
bu hizmetler bakımından somut ayırt edici niteliğinin bulunduğu, dava konusu hizmetlerin hitap ettiği ilgili tüketici kesiminin nispeten dikkatli ve seçici kimselerden oluştuğu, daha önce davalı şirkete ait redde mesnet “...” esas unsurlu markaları gören, bu markalı hizmetlerden yararlanan dikkatli ve seçici tüketici kesiminin davaya konu “Güvencell” markasını aynı hizmetler üzerinde gördüğünde, davaya konu hizmetlerden yararlanmak için ayıracağı süre içerisinde bu markanın redde mesnet markalardan farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bağlantı kurmayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne,
2020-M-4806 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiş, hüküm davalılar vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, “Güvencell” ibareli başvuru ile redde mesnet “...” ibareli markalar arasında, başvuru kapsamından çıkarılan "sigorta hizmetleri" yönünden 6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira taraf markalarında ortak olarak yer alan “...” ibaresinin, başvuru kapsamından çıkarılan sigorta hizmetlerinin amacına vurgu yaptığı, bu itibarla ayırt ediciliğinin oldukça düşük olduğu,
başvuruda farklı olarak yer verilen “cell” ibaresinin ise anılan hizmetler yönünden herhangi bir tanımlayıcı nitelik taşımadığı, ayırt edici nitelik taşıdığı, bu haliyle dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı TÜRKPATENT vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4684, K. 2024/6837, 26 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama