KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/4769 E., 2024/6988 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/668 Esas, 2023/781 Karar
- Hüküm
- Yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddi
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/293 E., 2020/368 K.
Karar Metni
958 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 6525 sayılı Kanunla kurulmuş bir vakıf üniversitesi olduğunu, kurucusu olan ... Eğitim Vakfı’nın davacıya “...” ismini vermesinin sebebinin, ... ve Türk tarihinin en önemli bilim adamlarından biri olan ve UNESCO tarafından 1974 yılında “...
Deha” ilan edilen ...’nin isminden esinlenme olduğunu, müvekkilinin 15.08.2018 tarihinde 2018/15079 numara ile işlem gören, 41. ve 44. sınıflara giren hizmetlerde kullanılmak üzere “... ...” ibareli marka müracaatında bulunduğunu, bu başvurunun davalı TÜRKPATENT tarafından kısmen reddine mesnet alınan diğer davalı adına 177751 numara ile tescilli “...” markasının, 41. sınıfa giren hizmetlerde kullanılmamasından ötürü açtıkları hükümsüzlük davasının İstanbul 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/242 E. nolu dosyasında yapılan yargılama sonucunda kabul edildiğini,
kendilerinin kanunla kurulmuş bir üniversite olarak kanunla belirlenmiş ismi kullanmakta hakları olduğunu, Yargıtay’ın, İstanbul 2.Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/242 E. nolu dosyasında verilmiş olan “markaya tecavüz ve haksız rekabetin mevcut olduğu” yönündeki kararı davacı lehine bu gerekçe ile bozduğunu, bünyelerinde yer alan sağlık sektörünü ilgilendiren tıp, eczacılık, sağlık bilimleri gibi bölümlerin mevcudiyeti gözetildiğinde kanunla belirlenen ismi bu bölümlerin uygulamalarına yönelik eğitim verebilmeleri için kendilerine ait hastanelerde ve hastanelere bağlı laboratuvar bölümlerinde kullanmalarının yasal hakları olduğunu,
yani davacının markasını tescil ettirmek istediği 44. sınıfa giren hizmetlerinin, 41. sınıfa giren eğitim hizmetlerinin devamı niteliğinde bulunduğunu, taraf markalarının bir bütün olarak değerlendirildiklerinde görsel, işitsel ve okunuş bakımından birbirlerini çağrıştırmadığını ileri sürerek YİDK’nın dava konusu edilen 2018-M-4676 sayılı kararının 44. sınıf bakımından kısmen iptaline ve 2018/15079 sayılı markanın tüm sınıflar bakımından tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 35 yıldır sağlık sektöründe faaliyet gösteren, Türkiye’nin önde gelen tahlil laboratuvarlarından biri olduğunu, “...” markasının davalı tarafından 35 yıldır kesintisiz kullanımı ile sağlık hizmetleri alanında davalı ile özdeşleştiğini, aynı zamanda “...” markasının davalı adına 1996 yılından beri tescilli olduğunu, davacının davalının bu markası ile itibas yaratacak derecede benzer markasını 44. sınıfa giren tıbbi hizmetlerde kullanacak olmasının hukuka aykırı olduğunu,
taraflar arasında “...” markasıyla ilgili olarak süregelen uyuşmazlıklar olduğunu ve bu konunun yargıya daha önce de intikal ettiğini, “...” markasının gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, davacının bu marka üzerinde herhangi bir üstün hakkının bulunmadığını, zira davalının “...” markasını davacıdan çok daha önce kullanarak tanıtmaya başladığını, davacının bir vakıf üniversitesi olmasının ve kanunla kurulmuş olmasının davacıya davalının tescilli markalarına ayırt edilemeyecek kadar benzer marka başvuruları yapma hakkını vermediğini,
davalının 177751 sayılı “...” markasının İstanbul 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin nezdinde yargılaması süren 2014/242 E. sayılı davada bazı hizmetler yönünden iptal edilmiş olmasının dava konusu edilen YİDK kararını etkiler bir niteliği olmadığını, zira dava konusu başvurunun kısmen reddine mesnet alınan markanın bu marka değil 2009 30234 sayılı marka olduğunu, kaldı ki söz konusu mahkeme kararının halihazırda Yargıtay tarafından davalı lehine bozulduğunu, 2009 /30234 sayılı “...
LABORATUVARLARI” markası ile davacının 2018/15079 sayılı “... ...” markasının 44. sınıfa giren aynı/benzer hizmetler açısından tescilinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkra hükmüne aykırı olacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince; davacının "... ..." ibareli başvuru markası ile davalı firmanın "Şekil+... LABORATUVARI" ibareli (2009/30234) sayılı markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, taraf markaları arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki iltibas ihtimali koşulunun oluşmadığı, aksi yöndeki bilirkişi görüşüne iştirak edilmediği gerekçesi ile davanın kabulüne, dava konusu 2019-M-4676 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiş, hüküm davalılar vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince; karşılaştırmada esas alınacak ibarenin "..." olduğu, davalı şirketin itiraza mesnet markasının "şekil+...
LABORATUVARI" ibareli olduğu, davalı şirketin markasının esas unsurunun da "..." olduğu, esas unsurları aynı olan tarafların markalarının benzer olduğu ve iltibas riski taşıdığı kanaatine varıldığı, dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerden davalının itirazına mesnet markasının kapsamında bulunan 44. sınıf hizmetler ile davacının başvurusunun kapsamından çıkarılan 44. sınıf hizmetlerin aynı/benzer olduğunun anlaşıldığı,
bu itibarla 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin somut olaya uygulanabilme şartlarının bulunduğu ve dava konusu YİDK kararının yerinde olduğu için davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi kanaat ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmadığı gerekçesiyle kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4769, K. 2024/6988, 1 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama