KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/4808 E., 2024/6707 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2024
- Mahkemesi
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/550 Esas, 2023/1373 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Konya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla)
- Sayısı
- 2019/370 E., 2022/56 K.
Karar Metni
812 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasındaki faydalı modele tecavüzün tespiti, meni, refi, manevi ve itibar tazminatı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin üretimini yaptığı “Dijital Kürsü” ye ait gövde tasarımının müvekkilinin firmaya ait, ergonomi ve kullanım açısından özel olarak tasarlanmış bir ürün olduğunu, müvekkile ait ürünün tasarım ve modelini tescil ettirmek adına faydalı model başvurusunda bulunduğunu, müvekkilin sözü edilen ürününe ait tasarımın internet sayfasında açıkça görüldüğünü, davalı tarafından kopyalanan, müvekkile ait faydalı modelin ülke genelinde birçok üniversite ve kurum tarafından yoğun olarak talep edilip kullanılmakta olduğunu,
tasarımın referans çalışmalarına ilişkin fatura ve görsellerle ispatlanabilir durumda olduğunu, sözü edilen “Dijital Kürsü” ürününün imalatçısı olduğunu ve yılda yüksek adetlerle üretim yapabildiğini gösterir Sanayi Sicil Belgesi, İmalatçı Belgesi ve Kapasite Raporlarının yanı sıra ürüne ait CE sertifikasyonun da mevcut olduğunu, davalının haksız ve hukuka aykırı olarak müvekkile ait ürünü kopyalamış olmasına rağmen Bilişim Sektöründe faaliyet göstermeyen ve Ticaret Odası kayıtlarından da anlaşılacağı üzere bir mobilya firması olduğunu, davalının,
davaya konu müvekkile ait ürünü ürettiğine dair herhangi bir sertifikasyonu da bulunmadığı gibi CE Sertifikası ve teknik desteği için gerekli servisi de bulunmadığını, müvekkilinin buluş, tasarım, model ve üretimini ilk elden yaptığını, müvekkiline ait “Dijital Kürsü” ürününün/faydalı modelinin davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak kopyalamak, üretmek ve satmak/piyasaya sürmek suretiyle,
müvekkilime ait “Dijital Kürsü” adlı faydalı modeline/ürününe tecavüz teşkil eden fiilleri ve yanı sıra da müvekkile ait faydalı modelin davalı yanca kendi “Azade” Markası adı altında kopyalanarak üretim ve satım yolu ile piyasaya sürülmesi suretiyle müvekkilinin “Dijital Kürsü” faydalı modelini ve “ttl touch to life” markasını ve itibarını da haksız ve hukuka aykırı olarak zedelediğini ileri sürerek davalının tecavüz teşkil eden fiillerinin tespitine, mevcut ve muhtemel tecavüzün önlenmesine, tecavüz fiillerinin durdurulmasına,
davalının, sözü edilen haksız rekabet ve sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil eden bu eylemleri nedeniyle uğranılan zarara binaen, fazlaya ve ıslaha ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi ve 2.000,00 TL itibar tazminatı olmak üzere toplam 32.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkile verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketin tazminat taleplerine yönelik dava şartı noksanlığı bulunduğundan tazminat talepleri yönünden dosyanın tefrik edilerek usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı şirketin işbu davaya dayanak yaptığı faydalı modelin henüz başvuru aşamasında olup tescil edilmediğini, davacı şirketin delil listesinde ve dilekçelerinde müvekkilinin iddia edilen tecavüz eylemine ilişkin bir mahkeme tespiti veya somut bir delil bulunmadığını, görüldüğünü, müvekkilinin üretimini yaptığı ürünlerin, davacı şirketin ürününden kopyalandığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını,
davacı şirketin faydalı model başvurusuna konu ürünün yenilik vasfını taşımayan bir ürün olduğunu, müvekkili ... Kirişli'nin davacı şirket ile haksız rekabet içinde olduğu iddialarının da kabulünün mümkün olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporlarında davalı ürünlerinde kullanılan "Azade" ibaresinin davacı markasına ihlal oluşturmadığı, raporların birbiriyle uyumlu ve denetime açık, oldukları gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemece delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalının davacıya ait faydalı modele tecavüzünün tespiti, önlenmesi ve kaldırılması ile manevi ve itibar tazminatı istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 141 inci maddesi.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4808, K. 2024/6707, 24 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama