KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/4913 E., 2024/7299 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1567 Esas, 2023/1087 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/240 E., 2021/129 K.
Karar Metni
941 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin uzun yıllardır bayan giyim tekstili alanında faaliyet gösteren bir firma olduğunu, tüm marka ve endüstriyel tasarımlarını mevzuatın öngördüğü şekilde Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde tescil ettirdiğini, dava konusu markaların 2010/59915 tescil nolu "..." ibareli 25.sınıfta tescilli, 2016/87436 tescil nolu "..." ibareli 35.sınıfta tescilli, 2016/72952 tescil nolu "..." ibareli 25 ve 35.sınıfta tescilli markalar olduğunu,
davalının müvekkili ile aynı sektörde müvekkilinin herhangi bir bilgisi ve izni olmaksızın tescilli ve seri marka statüsündeki 2 adet "..." ve 1 adet "..." unvanını ve logosunu kullanarak faaliyet gösterdiğini, bu kapsamda, davalılar aleyhine Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/10 D.iş sayılı dosyası ile bilirkişi vasıtasıyla tespit yapılarak rapor alındığını, alınan rapor ile birlikte ihlalin tespit edildiğini, müvekkiline ait 2 adet tescilli ... markası karşısında davalılar tarafından "han-za-de" şeklindeki bir kullanımın birebir aynı kabul edilebilecek derecede benzer olduğunu,
davalılar tarafından ... ibaresinin heceleri arasına (-) işaretinin konulmasının markalar arasındaki benzerliği kaldıran, markaların birbirinden ayırt edilmesine yarayan esaslı ve ayırt etmeye yarayan bir farklılık olmadığını, ortalama dikkatteki tüketicinin aklında kalacak ve yer edecek olan ibarenin hem sesçil olarak hem de duyumsal ve görsel olarak ... ibaresi olacağının açık olduğunu, davalıların eylemlerinin marka tecavüzü ve haksız rekabet oluşturduğunu iddia ederek, davalıların marka tecavüzü eylemlerinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine,
5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ...'ın adi ortaklığın ortaklarından sadece birisi olduğunu, konusu paradan başka olan taleplerde adi ortaklıkta sadece tek ortağa husumet yöneltilemeyeceğini, ... ve ...
Ortaklığının adi ortaklık olup adi ortaklığın tüzel kişilik olmadığını ve ortaklığa husumet yöneltilemeyeceğini, bu nedenle davanın pasif husumetten reddi gerektiğini, söz konusu davanın açılabilmesi için 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını belirterek esasa ilişkin olarak, davacının taleplerinin yersiz ve haksız olduğunu, müvekkilinin 5 yılın üstünde aktif kullanımı olan 2011/75252 başvuru nolu 40.sınıf "Deri ve kürk işleme hizmetleri.
Kumaş işleme hizmetleri, yün işleme hizmetleri. Terzilik hizmetleri, nakış işleme hizmetleri.
Gelinlik, nişanlık, abiye dikim hizmetleri" emtialarını içeren tescilli "..." markasını görmezden gelerek bu davayı açtığını, müvekkili markasının 2008 yılından itibaren yani 10 yıldır kullanılan 2011 yılından itibaren ise tescil koruması altına alınmış yani çok uzun süredir tescilli ve aktif olarak kullanılan bir marka olduğunu, delil tespiti dosyasında alınan bilirkişi raporunun eksik ve sadece davacı tarafın verileri baz alınarak hazırlandığını, müvekkilinin tespit isteyenin tescilinden 7 yıl önce tescillenmiş markası olduğunu, marka hukukunda tescilde önceliğin esas olduğunu,
esasen iltibas yapanın sonradan tescil alan tespit isteyen olduğunu, her iki markanın kullanım alanlarının ve sınıflarının farklı olduğunu, müvekkilinin 40.sınıfta kendi fason ürettirdiği ürünlerde ... markasını kullandığını, bunun dışında alıp sattığı ürünlerde ise birebir aldığı yerin markasını kullandığını, ancak kendisinin de abiye ürünlerde terzi dikim denilen müşteriye birebir ölçü alınarak yapılan ürünlerde haklı bir ünü bulduğunu, tespit isteyenin kötü niyetli olduğunu, müvekkili markasının sektöründe maruf bir marka olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davalının davaya konu marka tescillerinde esas unsur olarak yer alan "... " ibaresini davacının marka tescilleri öncesi kullandığı, ibare üzerinde üstün hak sahibi olduğu, davacının sonraki tarihli marka tescillerine dayalı markaya tecavüz iddiasının dinlenilemeyeceği, üstün hak sahipliğine dayalı kullanımların haksız rekabet olarak kabulünün mümkün olmadığı, davalının üstün hak sahipliği dikkate alındığında uzun süreli sessiz kalmaya dayalı hak kaybı iddiasının değerlendirilmesini gerektirir bir hususun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca açılmış, marka ve ticari unvan tecavüzünün tespiti, men'i, sonuçlarının ortadan kaldırılması, maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6769 sayılı Kanun'un 29 ncu maddesi.
3. Değerlendirme
1.İlk Derece Mahkemesince davalının gerçek hak sahipliği savunması değerlendirilirken, davalının ''@...'' şeklindeki facebook hesabının/sayfasının 08 Mart 2008 tarihinde kurulduğunun görüldüğü, davalının kullanımının davacı tescillerinden önceki tarihli olduğu, gerek tanık beyanları gerekse sosyal medya kullanımlarına ilişkin tespitler nazara alındığında davalının öncelik hakkına sahip olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş;
davacının, facebook hesabında yer alan kullanıcı isminin anılan sosyal medya platformunun sunduğu imkanlar ile daha sonradan değiştirilmesinin mümkün olduğu şeklindeki ciddi itirazı ise cevapsız bırakılmıştır.
Bu durumda davacının bu hususa ilişkin itirazlarını karşılayacak uzman bir heyetten rapor alınması ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2.Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4913, K. 2024/7299, 10 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama